Bu bir rüya olmalı. Olmalı. Olsun! Havluyu omzuma atarken odanın diğer tarafında filmlerimi inceleyen Doruk'un gerçekliğine kendimi inandırmaya çalıştım.
"Ya sen aslında bayağı şekil çocuksun, nasıl hala yalnızsın be yavrum?" Gözlerimi devirdim. 15 dakikadır sorduğum soru haricinde saçma şeyler söylemek kaçınmamıştı. Her seferinde sert bakışlarımla karşılaşsa bile! Sonunda yine bana dönüp aynı ifadeyi yüzümde görünce kendini yatağa atıp pufladı.
"Dostum aşırı can sıkıcısın ya. Hayır insan misafir gelmiş der, bir şeyler ikram edeyim der, mesela açlıktan midemde hücrelerim horon tepiyor hiç sord-"
"Öncelikle sen bir davetsiz misafirsin, ikincisi memnun olup olmaman umrumda değil, üçüncüsü hala burayı nasıl bulduğunu söylemedin."
"Bu haftaki üçüncü müdür odası ziyaretimde, dur bi ya dördüncü müydü? Neyse öyle bir şeyler, masada öğrenci bilgilerini görünce seninki gözüme çarptı. Sonra benim engin zekam hemen adresi sık kullanılanlara ekledi e bende bugün çok sıkıl-"
"Ulan kes bi sesini."
"Aslında şey-"
"Doruk sus. Duşa giriyorum kurcalama bir yerleri."
"Tamam aşkım."
"Doruk, belanı sikerim." Telefona dönüp sırıttı. "Oğlum Alya'yla çıkıcağım ben seninle işim olmaz." Beynini dağıtma isteğini kapıda bırakıp banyoya girdim. Aslında en kötüsü Doruk Alya hakkında böyle şeyler söyleyince müdahale edememekti. Mantıklı tarafım hissettiklerimi açıklayamazken neresi olduğunu çözemediğim yanım hem Alya'ya hem Doruk'a kızıyordu. Sıcak su tenimden aşağı süzülürken Doruk gerçekten onunla çıkarsa ne yapacağımı düşünüyordum. Hiç. Hiçbir şey. O IQ'su iki haneli çocuk arkadaşım sayılırdı ve hoşlandığı kızla görüşmesinde yanlış bir şey yok. Bende hoşlansaydım bende görüşmek isterdim. Ama istemediğim için sorun yok. Yani. Umarım.
Çıktığımda Doruk tvnin karşısına birkaç minder ve çerez tabakları koymuştu. Kendide perdeyi yukarı çekmiş aşağı bakıyordu.
"Ne halt yiyorsun yine sen?" Yüzünü bana dönüp sırıttı. "Korelim, canım arkadaşım." Zil çalınca kolumdan tutup çekti.
"Lan napıyorsun?"
"Abicim bir sus ama ya." Kapıyı açtığımda yüzümdeki ifadeyle bakakaldım. Onu bu kapıda görmeyeli neredeyse bir ay olmuştu. Bu eve aitti. Buraya aitti. O kadar benimsetmişti ki kendini içeri girdiğinde evin tek eksik parçasının o olduğunu düşündüm.
"Telefonundan mesaj atıp film izlemeye davet ettim." diyip kısık sesle bir yandan onlara gülümserken beni uyardı. "Normal davran."
"Ne halt yemeye onu buraya çağırıyorsun?!" Beni takmayıp Alya ve arkadaşını üst kata yönlendirdi.
"Doruk seninle tanıştığımdan beri her gün yeni küfürler üretiyorum haberin var mı?"
"Ya abi arıza çıkarma bir kerede. Hem bak arkadaşıda var. Oğlum erkek erkeğe muhabbet nerede görülmüş lan? Yap kardeşine bir güzellik, hadi yavrum."
"Kıçımın abisi." Mutfağa geçerken bu gerizekalının beni soktuğu durumun rezilliğini kavramaya çalışıyordum. Son konuşmamızı anımsadım. Onu ne kadar kırdığımı yüzüme tam olarak vurmuştu. Ama artık benim onu önemsemediğim kadar o da beni önemsemiyordu. Öyle ki aramızda geçenleri yok sayıp buraya gelmişti.
Yukarı geçtiğimde en köşedeki mindere oturup başımı geriye attım. İzlemek isteyeceğim en son şey Doruk'un Alya'yı tavlama aşaması sanırım.
DU LIEST GERADE
Dip
JugendliteraturÇünkü bazen..en dipteyken, hatta belki kaybolurken, biri tutup çeker seni. Hoşgeldin. O benim.
