"Sen hem Sinem'den yürek dolu sevginin tarifini almışsın hem de Star'ın gözleri kamaştıracak şatavatını bünyende barındırmışsın. Ama sen ikiside değilsin."
"Kimim ben peki? "
"Sen...sen benim ben kelimesindeki -im ilgi ekini mühürleyip soldakini çal...
Merhaba sevgili okuyucular!! Bu benim ilk kitabım ve herkezden farklı olarak sizlere bitmiş ve tamamlanmış bir hikaye sunmak istedim . Çünkü olaylar o kadar sürükleyici ve heyecanlı ki ben bile yazarken aklımdaki kurgular silinip kaybolmasın diye hemen boş bir kağıda romanın iskeletini çıkardım. Ben yazarken çok keyif aldım eminim sizde okurken benim kadar keyif alırsınız. Bu arada size yönelik yazdığım bu hitap ilk ve son olacak yani ben diğer bölümlerde olmayacağım siz ve hikaye baş başa olacaksınız. Sadece bir final bölümünde sizi yoklayacağım bakalım hala orada olacak mısınız? (Ve eğer sabredip finale kadar beklerseniz size hayatınızda unutamayacağınız bir final yaşatacağım. 😉) Hadi bakalım benden bu kadar finalde görüşmek üzere hoşçakalın özleyin beni biraz!!
Üç, iki, bir ve motor:
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Dünya bir gezgin için küçük bir yer, bir karınca için soyunun başlangıcından bitişine kadar ki olan sürecinde bütün neslini ağırlayacak kadar engin bir yer. Bir işçi için ömrünce çalışıp toprakla buluşacağı ana gün sayması için uzun bir yer, bir zengin için gözünü ve kalbini maddiyat hırsı bürüdüğünden nefsini doyurması için kısa bir yer. Bir katil için yaptığı ve yaşattığı onca kötülüklerin ruhunu ele geçirip pişmanlık tohumlarını salması için işkence bir yer, bir aşık için sevdiceğinin yüzüne bakıp bakıp onun sarhoşluğuna kapılması için cennet bir yer...
-"Hey Sitar! Sitaar..Bak hiç duyuyor mu? Kız sana diyiyorum!" Biri elini gözümün önünde sallayıp duruyordu. Biraz daha elin sahipine odaklandığımda bunun Lerzan'dan başkası olamayacağını anladım. "Ne oldu gene Lerzan?" "Hele şükür gelebildin dünyaya yine nerelere daldın? Bir derdin var desem yok bütün gün benimlesin olsa bilirdim. Aşıksın desem yok sen bu çadırdaki kimseye bakmazsın eee oda değil. Yoksa var mı ? Kim hadi söyle hadi söyle ? " " Lerzan.." " Dur ya da ben tahmin edeyim şu cambaz mı yoksa hani şu uzun boylu olan sanada hafiften yanıktı zaten.." " Lerzan.." "Değil mi o zaman kesin şu yeni gelen hokkabaz ay o çok yakışıklı be, kendime yapacaktım gerçi ama madem sen seviyorsun en iyi arkadaşımada ayarlarım tabiki.." "Lerzaaaan!!!!" "Ne var Lerzan Lerzan sana şurada çöpçatanlık yspmakla meşgulüm. " " Yapma Lerzan Allah aşkına yapma. Ya kimse yok hiçkimseye falan aşık değilim ve kuralımda hala geçerli bu çadırdaki kimseye bakmam bakamam onlar benim meslek arkadaşım , kardeşim. Öylece daldım işte . Yine başladın makineli tüfek gibi saydırmaya. Öf bi sus artık yeter!" Lerzan böyleydi işte , daha karşısındaki insanın sözünün devamını dinlemeden kendi aklınca senaryo kurardı kafasında. Ama hep iyi niyetliydi.( En azından bana karşı). Dünyada her daim yanında olan, zor zamanında kol kanat geren , bir işe kalkıştığın zaman destek veren dost kelimesine karşılık geliyorsa bana da Lerzan karşılık geliyordu. Aynı yetimhanede oda arkadaşıydık şimdide meslek arkadaşı olmuştuk. "Tamam tamam iyi be anladık. Aaa ama sen hala hazırlanmamışsın. Saat kaç, seyirciler geldi mi , kostümün nerde , makyajında yok.." yine başlamıştı. "Lerzan hişşşt yavaş sakin! Saat daha 11.00 gösterinin başlamasına daha 3 saat var, seyirciler gelmedi , kostümüm arkada , makyajımıda çıkarken yapıcam ki parlak olsun. Şimdi daha iyi misin?" Benim iyiliğimi istediğini her zaman biliyordum onu işte bu yüzden seviyordum bazen böyle celallenebiliyordu ama ben onu bu haliyle kabulleneli çok olmuştu. Konuşmamdan sonra yüzündeki endişeli ifade gitmiş yerini ikimizinde kahkaha tufanı almıştı. Karnımız ağrıyana kadar gülmüştük. Gülüşmemiz bittikten sonra ilk söze başlayan o olmuştu.