the day we met

854 54 35
                                        

flashback
minik elleri babasının elleri arasında kaybolmuş, sıkıntıdan ayağını sallayıp of çekerek babasına sıkıldığının sinyallerini vermeye çalışan taehyung üçüncü 'of'unda da başarılı olamamıştı. elini babasından kurtardı ve bankadan çıkıp kaldırımın ucuna oturdu. yüzünü avcuna yaslayıp geçen arabaları izlemeye başladı. sabah trafiği nedeniyle yükselen korna sesleriyle insan sesleri birbirine karışıp taehyung'un yüzünü buruşturmasına sebep oluyordu. bugün okulun ilk günüydü. artık 10 yaşındaydı ve büyüyüp kocaman olduğunu düşünüyordu. dün gece uyumadan önce 'artık daha sorumluluk sahibi biri olmalıyım' diye kendi kendini tembihlemişti.

hala bankada işi bitmeyen babası küçük çocuğu sinirlendirmeye başlamıştı. gözlerini ovuşturup esnemeye başlayan taehyung omzuna dokunan minik el ile duraksadı. küçük bir çocuk elindeki bir paket mendili taehyung'a uzatmış almasını ümit eden büyük gözleriyle ona bakıyordu. taehyung ceplerini yokladı ama bir kuruş dahi yoktu üstünde. mahçup gözlerle küçük çocuğa baktı.
"hiç param yok. üzgünüm, özür dilerim."
büyük gözlü minik çocuk omuzlarını düşürdü. şansını başka birinde denemek için uzaklaşacaktı ki taehyung arkasından seslendi, "hey! baksana!"

küçük çocuk umutlanarak heyecanla taehyung'a koştu. taehyung bunu anlayınca, "hala param yok. sadece, arkadaş olmak ister misin? ben taehyung, senin adın ne?" çocuk şaşırmıştı. minik dudaklarından adını dökmek istemişti fakat soğuktan giden sesi pürüzlü çıkmıştı. "jeongguk." taehyung heyecanla, "memnun oldum jeongguk!" diyip elini uzatmıştı küçük çocuğa.

jeongguk elini uzatıp taehyung'un kendisine nazaran büyük ellerini tutmuştu. "ellerin minicikmiş." taehyung kıkırdayıp küçük çocuğun da dudaklarının hafifçe yukarı kıvrılmasını sağlamıştı. böyle davranılmasına alışkın olmayan jeongguk utanmış hissediyor, kaçıp gitmek istiyor ama bir yandan da yeni tanıştığı çocuğun elinden tutup onunla gitmek, bu caddeyi bir daha hiç görmemek istiyordu. ama böyle bir şeyin mümkün olmadığını biliyor ve kuralları çiğnerse canavarlı ormana bırakılma cezasını alacağını biliyordu. "kaç yaşındasın?" taehyung'un oturduğu kaldırımda yanını göstermesiyle jeongguk çekingen bir şekilde çocuğun yanına oturdu. 8 minik parmağını kaldırıp taehyung'a gösterdi. taehyung gülümsedi. "ben de 10 yaşındayım."

"taehyung!" babasının sesini duymasıyla gitme zamanının geldiğini anlayan taehyung birazcık üzülmüştü. "bir saniye!" taehyung çantasından bir defter sayfası çıkarıp ev telefonlarını hızlıca yazıp küçük çocuğa uzatmıştı. sonra da koşarak uzaklaşmıştı. jeongguk elindeki kağıtla çocuğun arkasından bakakalmıştı. taehyung'un yanındaki adamın uzaklaşırken söylediği sözleri de duymuştu minik kulakları.

"dilencilerle ne işin var senin? bir daha asla konuşma bu pis çocuklarla."

home | taekookStories to obsess over. Discover now