Sabahın ilk saatlerinde çölün ortasında mesken kuran boğazım, güneşten yanan gözlerim uyanmamı sağlamıştı. Gayri ihtiyari boğazımı ovarken doğrulup algılarımı kazanmayı bekledim. Gözlerimi yavaş yavaş kırpıştırıp açarken telefonumun titremesiyle bakışlarım komodine döndü. Mesajın okul müdürümden gelmesi tüm uykumu bölerken hızlıca telefonu elime aldım. Amcam olduğunu söyleyen bir adamın odasında olduğunu, evimi öğrenmek istediğini söylüyordu. Doğru algılamak için defalarca kez okusam da yanılmamıştım, yıllarca yalnız geçen hayatıma akrabam olduğunu söyleyen biri miydi bu?
Artık harekete geçmem gerektiğini fark edip, "Çok mantıksız, rica etsem telefon numarasını yollar mısınız?" yazdım ve birkaç kez okuyup yolladım.
Sabırsızca dudaklarımı ısırırken telefon yeniden titredi ve istediğim numara ekrana döküldü. Müdür yanına not düşmeyi de unutmamış, "Az çok hayatını biliyorum İdil'cim dikkatli ol, destek için buradayız." diyerek yüzümde buruk bir gülümseme yaratmıştı.
Aklıma yeniden numara gelince kalp atışlarım hızlanmıştı. Zaten telefon konuşmalarından nefret eden ben bunu amcam denen biriyle nasıl yapacağımı bilmiyordum. Sırf kendimi kandırıp zamandan kazanmak için kalkıp elimi yüzümü yıkadım ve hiç hayra alamet olmayacak şekilde yatağımı topladım.
Daha fazla uzatmanın mantıksız olduğunu düşünerek kendime düşünme payı vermeden numarayı aradım, üçüncü çalışta yorgun bir sesle karşılaştım;
"Alo, kimsiniz?"
Düzgün cümle kurmaya özen göstererek hemen konuşmaya başladım, "İdil ben, müdürümden aldım numaranızı..garip bir durum olduğunu duydum.."
Karşı taraftan hızlı bir nefes verme sesi duydum "İnanamıyorum, sonunda ulaştım öyle mi? Kızım lütfen hiçbir soru sorma, sadece vereceğim yere birkaç saat içinde gel yeter. Her şeyi açıklayacağım."
Konuşmama fırsat vermeyen bu sese karşı her ne kadar korku dolu olsam da o an kırmak istememiştim, "Peki öyleyse, bekliyorum o zaman..yeri söylemenizi yani."
Cidden telefon sadece sosyal medya kullanmak için icat edilmeliydi....
"Tamam kızım, hemen yolluyorum konumu..lütfen gel."
Bunu dedikten sonra saniyesinde kapayıp, düşünmeme fırsat vermeden konumu yollamıştı. Çok uzak bir yer olmadığı için metroyla ulaşmam kolaydı. Açıkçası işlek bir yer olduğu için de içim rahatlamıştı.
Hemen hızlıca bir duşa girip üstümü değiştirdikten sonra çantamı sırtıma attığım gibi çıktım evden. Tüm yol boyunca defalarca kez dönmeyi hayal edip aklımdan kovmuştum, en sonunda kafenin önüne vardığımda görüşeceğim kişiyi tanımadığım için aramam gerektiğini düşündüm. Tam elimi arka cebime atmış telefonumu alacaktım ki irice bir vücutla sarmaş dolaş olana kadar.
Karşımdaki kişi gülümsemesini gizleyemezken gözlerini kapatmış bu ana kendini kaptırmıştı, gören de beni değerli biri sanacak diye geçirdim içimden.
Sarılma faslı bitince hızlıca bir masaya çekti beni, geçti karşıma, "Önce sen mi soracaksın ben mi anlatayım, tamam hadi boşver ben anlatayım. Ah ne güzel olmuşsun, seni görmeyeli yıllar oldu.."
Konuşurken elini yüzüme uzatmıştı dokunmak ister gibi, çekiniyordu hissediyordum. Fiziksel teması pek sevmediğim için farkında olmadan geri çekiyordum kendimi.
"Lütfen önyargısız bir şekilde dinle beni, annenin başına gelenler malum..Sen dünyaya gözlerini açarken onu yitirdik, baban da dayanamayıp gitti. Bunlar hep bildiğin senaryolar, bilmediğin kısım annenin seni emanet ettiği bir amcan oluşu.." son sözünü söylerken acıyla sırıtmıştı "O adi de ben oluyorum işte.. O zamanlar sana bakmaya hazır değildim, el kadar çocuk ne yapsın benim babalığımı. Yetimhanede büyüdün, ben o sıralarda işlerimi yoluna koydum. İnan ki iyi paralar kazanayım da ilerde şu kızı yanıma alayım diye uğraştım durdum. Artık ayaklarımın üstünde durabiliyorum, zengin değilim belki ama başımı sokacak bir evim var, düzenli bir işim, ailem var.." benim gözlerim dolarken o başını eğerek son sözlerini söylüyordu "Eğer dilersen.. üzüntünde, mutluluğunda, endişende yanında olmaya hazırız."
Ağzım hafif aralık dinlemiştim olan biteni. Çok aniydi, çok çok hem de.. Zor bir hayat geçiriyordum, bu bir kurtuluş muydu?
Sesimin titrememesine özen göstererek cümle kurmaya çalıştım, "Ben çok zeki bir kız değilim, ne çok çalışkan ne çok dürüst.. Yeri gelince yalan da söylerim sinir de ederim. Bu ani karardan pişmanlık duymanızı istemem."
Dalga geçiyormuşum gibi baktı yüzüme, "Ben kimim ki seni kusurların var diye üzeyim. Yalnızdın hatalar yaptın, sebebi bizdik. Kızılacaksa bize kızılması lazım. Her neyse yalan söyleme ihtimalimi düşünüyorsan istediğin her kimliği getirip her kan testini yapabiliriz. İstediğim tek şey artık güzel bir hayat sürmen, seni yaşadığım eve buyur etmek istiyorum."
Deli cesareti de olsa... Ben bunu istiyordum, ve yapacaktım.
Savaşa girer gibi yumruklarımı sıkıp gülerek, "Kabul ediyorum." dedim.
Ve şimdi ikimiz de gülüyorduk.
YOU ARE READING
Beyaz
Teen FictionYalnız bir kız olan İdil, ansızın amcası olduğunu iddia eden bir adamla tanışır. Yeni arkadaşlar ve aile edinen genç kıza ani baş dönmeleri ve sancılar da kucak açar. Bu klasik bir kavuşma hikayesi mi, yoksa açılması gereken bir gizem mi?
