•Tuzlu Rüzgarlar•

2.4K 67 205
                                        

medya: Arafat Kavcarov- Emir Buğra - Derin Kaya

(Kitap, absürt akımına katkı olarak yazılmıştır.)

"Bu dediğin imkansız!" dedi adını bilmediğim bir kız. Ancak ben emindim. Bu şehirde bir vampir vardı. Yoksa bu kadar ölüm basit bir cinayet olamazdı. Fakülteye gittiğimde en yakın arkadaşım Emir Buğra sınıfa yeni giriyordu.

"Duydun mu? Profesör Serkan bugün gelmemiş. Ağır kan kaybından yoğun bakıma alındığını söylüyorlar."

Ona inanamadım. Gözlerim sıcak ve tuzlu suyla doldu. Koşarak tuvalete gittim ve klozete oturdum.

Serkan Hoca, vampir efsanesini araştıran son gazeteciydi. Artık bana inanan kimse yoktu. Ama bu olay burada bitemezdi. Ben devam edecektim. Kendimi toparlayıp tuvaletten çıktım.Emir Buğra iyi olup olmadığımı sorduktan sonra havadan sudan konuşmaya başladık.

"Ev kirasını ödeyemiyorum Buğra. Yetimhaneden çıktıktan sonra hayatım çok zorlaştı. Hiçbir açıdan maddi desteğim yok." Buğra'nın yüzü düştü.

"Sana iş aramalıyız.Yardımcı olacağım."

Dersten sonra seminere gittim. Denilene göre bugün ünlü girişimci Meriç Azren'in konuşması vardı. Bize kendimizi nasıl geliştirip para kazanacağımız hakkında tavsiyeler verecekti.

Sanki dedikleri gerçekten işimize yarayacaktı.

Kırmızı koltuğa yerleştim.En ön sıradaydım. Meriç Azren yerine yaşlı bir adam kürsüye çıktı. Üzgün görünüyordu.

"Arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz. Seminere başlamadan önce kötü bir haber paylaşmak istedim. Üniversite profesörümüz Serkan Kanlıdere hayatını bir kaza sonucu kaybetti. Bazı kendini bilmezler fantastik şeyler uyduruyor. Neyse,Serkan Bey için şimdi gül lokumu ve bisküvi dağıtılacak. Afiyet olsun."

Gözlerim tekrar o aptal suyla dolmuştu. Yine de bir yerine dört lokum aldım çünkü o benim hocamdı. Şimdi kürsüye elinde lokumuyla Meriz Azren çıkmıştı. Babasının Rus olduğunu duymuştum. Sarı saçları, siyah,kömür gibi kaşları ahenk içindeydi. Rusya ve Türkiye arasında mükemmel bir köprü gibiydi. Lokum bulaşan elini üstüne sildi. Göz göze geldik. Omuz silktim, gözlerimi devirdim ve aynı anda bacağıma dokundum.Etkilenmiş miydi?

"Privyet vy vse." diye başladı.O "r" harfine olan vurgusu kulağa çok hoş geliyordu. Onu birine benzetiyordum. Geçen sene dönerci Yalçın Abi'nin önünde gördüğüm ağır ağır sigara içen, leş gibi kan kokan adamı andırıyordu. Sanırım kasaptan çıkmıştı.

"Neyse." dedim. Meriç çoktan konuşmaya başlamıştı.7 dil bildiğini ve her ülkeyi gezdiğini söylüyordu.

"Bu hayatta bir yer edinebilmek için çok çalışmanız lazım."dedi.

Beni gördü. Mikrofonu tutan elleri titredi ve hızla soluyup bakışını öbür tarafa çevirdi.

Seminer bitti.

Dışarıda lokma dağıtılıyordu. Akşam yemeği yiyemeyecektim. Bu yüzden Yeşim ablaya gidip "Paket yapar mısın?" dedim.O da sırtımı sıvazladı. Plastik kaba lokmaları doldurdu.Gözlerimi sağa çevirdim ve bana doğru gelen 1.90 boyunda,gömleği kaslarına yapışmış Meriç Azren'i gördüm.

"Merhaba domuzcuk." dedi bana.

Ağlamaya başladım.

Ardından ekledi,

"Hareketlerini hiç beğenmedim. Duyduğuma göre iş arıyormuşsun. Evimde hizmetçi eksik. Kimseden almadığın parayı benden alabilirsin. Şartları kabul edersen."

VAMPİRİN SEVDASI, Soluksuz Bir Yolculuk...قصص لتهوسّ بها. اكتشف الآن