Ela
Karanlık ve dar koridorda yavaş yavaş ilerledim. İçimde biraz korku vardı ama yine de yürümeye devam ettim. "Kimse yok mu?" diye seslendim. Bir iki adım daha ilerledikten sonra arkamdan gelen biri güçlü bir şekilde ağzımı kapattı. Çığlık atmaya çalıştım ama imkansızdı.
• • •
Annem her zamanki neşeli haliyle odama girdi "Günayydınn."diyerek. "Günaydın annişş." dedim. Annemin üzerindeki yağdan ve aşağı kattan gelen kokudan anladığım kadarıyla krep yapmıştı. "Aşağı gel krep yaptım sana" dedi . Ben de başımı salladım ve annem odadan ayrıldı. Banyoya gidip elimi yüzümü güzelce yıkadıktan sonra aşağı indim ve mutfağa yöneldim.
Babam bir yandan elindeki gazeteyi çeviriyor bir yandan da sert kahvesini yudumluyordu. Kahvaltı yapmadan önce mutlaka bir fincan kahve içerdi. Beni fark etti ve "Günaydın" dedi. Ben de günaydın dedikten sonra masaya oturdum. Annem hâla sofraya oturmamıştı mutfakta bir şeylerle ilgileniyordu. Bunu hep yapardı. Babam "Elçin'ciğim sofraya gelmeyi düşünüyor musun?" dedi. Annem de babama bakıp hafif ıslak olan ellerini havluya sildikten sonra sofraya oturdu.
Bir süre çıt çıkmadı. Sonra sessizliği bozan kişi annem oldu. "Pazartesi günü yeni okuluna başlayacaksın." dedi. Tabağımdaki domatesle oynarken anneme dönüp "Ne okulu?"dedim. "Arkadaşımla konuştum. Varol Kolejine yazdırdım seni. Çok iyi bir okulmuş. Üniversiteyi kazanman için ,geleceğin için kızım." Cevap vermedim. Annem benim adıma kararını almıştı zaten. Son zamanlarda o kadar çok olay yaşamıştım ki okulu bırakmayı bile düşünüyordum. Şimdi ise hiç tanımadığım insanların arasına bilmediğim bir okula gidecektim. Ahh eski okulum o kadar güzeldi ki. Dostlarım ,arkadaşlarım, öğretmenlerim ve kaybettiklerim..
Kahvaltımı yaptıktan sonra odama çıktım. Aklıma eski okulum gelince birden sinir boşalması yaşayıp ağlamaya başladım. Kısa süre sonra kendimi toparladım. Artık adamakıllı derslerime odaklanmam ve iyi bir üniversite kazanmam gerekiyordu.
**
Pazartesi günü alarm çalmadan kalktım ve odamdaki koltuğun üzerinde ütülenmiş bir şekilde duran okul formama baktım. İstemsizce yataktan çıktım ve formamı giydim. Rengi fena değildi siyah etek ve lacivert üstü bir de üzerinde kocaman " VAROL KOLEJİ" yazan bir arması vardı. Annem odama girdi , şaşkın bir şekilde " Uyanmışsın." dedi. Anneme evet demekle yetindim ve birlikte mutfağa indik. Kahvaltımı hızlıca yapıp evden çıktım. Kapının önünde siyah arabamızın içinde babam bekliyordu. Arabaya bindim ve babam okula doğru sürmeye başladı. Pencereye yaslanmış uyuklarken araba durdu. Babam bana baktı ve yanağımdan öpüp " İyi dersler kızım." dedi. Ben de babamı öptüm ve arabadan indim.
Okula baktım tam bahçe kapısının önünde duruyordum. Beklediğimden daha büyüktü. İçeri çekinerek girdim. Sonra sınıfımı öğrenmek için müdür odasına yöneldim. Kapının sağ tarafında büyük harflerle "OKUL MÜDÜRÜ BÜLENT ÖZER" yazıyordu. Kapıyı iki kere tıklatıp içeri girdim. Müdür güleryüzle karşıladı ve bana evet ne için geldin der gibi baktı. "Ben Ela Elgin annem sizinle konuşmuş sanırım" dedim. Adam "Annen?" dediğinde " Elçin Elgin" dedim. Sonra "Elçin, Elçin.. Hee tamam hatırladım babanla birlikte gelmişlerdi kaydını yaptırmaya. Babanın adı Cevdet'ti di mi?" dediğinde " Evet" dedim. " Sınıfımı öğrenebilir miyim acaba?" diye sordum. " Tabii" dedi ve önündeki dosyaları karıştırdı. " Ela Elgin.. Evet işte burda! 12/C sınıfındasın Ela'cığım" dedi. Ben de teşekkür edip odadan çıktım.
Sınıfa girdiğimde üzerimde hissettiğim meraklı gözlerden açıkçası rahatsız olmuştum. Orta sırada en arkaya geçip oturdum. Kimse bir şey demiyordu ama herkes merakla bana bakıyordu. Çok geçmeden hoca geldi. Ve derse başladık dersin sonlarına doğru hoca bana yaklaşarak " Yeni misin?"dedi. Onaylayarak başımı salladım. "İkinci dönem yaklaştı şimdi mi okul değiştirmeye karar verdin? Hangi okuldaydın?" diye sordu. " Sargıç Kolejindeydim. Bazı nedenlerden dolayı okul değiştirmek zorunda kaldım"dedim . Hoca da başını sallayarak yanımdan uzaklaştı.
Üçüncü dersin ortalarında kapı çaldı ve içeriye üç erkek öğrenci girdi. Üzerlerinde basketbol forması vardı ve yeterince uzundular. Ayrıca çekicilerdi. Hocaya açıklama yapmadan yerlerine oturdular. İçlerinden en uzun olanın saçı kıvırcıktı. Tatlı duruyordu. Diğerinin sert bir yüzü vardı ve açıkçası bakmaya bile kormuştum. Ve üçüncüsünün de kumral ,düz saçları geniş omzu keskin yüz hatları vardı. İçlerinde en kaslısı buydu sanki. En çok terleyen de.
Tüm gün arka sırada yalnız başıma oturdum. Arada kantine gittim o kadar. Kimse yanıma gelmemişti ben de kimseyle kaynaşmaya çalışmamıştım. Son ders sınıfa bir kız girdi ve duyuru yapacağını söyledi " Arkadaşlar biliyorsunuz her yıl okulumuzda dönem partisi düzenleniyor. Bu seferkinin konsepti ise "Maskeli Balo" katılmak isteyenler yarın bana adını yazdırsın. Parti yarın akşam yedi buçuk da başlayacak. Yarın okul çıkışına kadar isminizi yazdırın ben de ona göre kart vereceğim size. Maskelerinizi unutmayın ve kural şu maskeleri ne olursa olsun çıkarmayın! İyi dersler." dedi ve gitti. Eski okulumda hiç bir partiyi kaçırmazdım. Ama partiyi güzelleştiren şey arkadaşlardır. Bu okulda kimseyi tanımıyorum. O yüzden büyük ihtimalle yarın akşam herkes eğlenirken ben odamda müzik dinleyerek uyumaya çalışacağım.
**
Eve girdiğimde kimse yoktu. Annem büyük ihtimalle alışverişe gitmişti. Kendime makarna yapıp yedikten sonra odama çekildim. Ve biraz ders çalıştıktan sonra aşağı kapının açılma sesini duydum. Ardından da annemin sesini " Elaaa , geldin mi annem?" " Odamdayım" diye yanıt verdim. Beni aşağı çağırdı. Büyük ihtimalle okul hakkında sorular soracaktı. Merdivenlerden hızla indim. Annem mutfakta alışverişten aldığı şeyleri yerleştirirken arkasını dönüp bana baktı " Nasıldı ilk günün?" dedi "İyi . Okul işte ne beklersin ki.." dedim. Elindeki şeyleri yerleştirmeyi bırakıp yanıma oturdu ve elimi tuttu " Her şey düzelecek." diye kulağıma fısıldadı. Sonra yanağıma bir buse kondurup işine devam etti. Bir süre konuşmadık sonra annem " Kapının girişinde bir kutu var onu getir bakayım" dedi. Kapının girişine yöneldim ve tahmin ettiğimden daha büyük olan kutuyu mutfak masasının üzerine koydum. Annem bana baktı " Açsana." dedi. Şaşırdım ve önce kutunun üzerindeki kırmızı kurdeleyi yavaşça çektim. Ardından kutunun kapağını kaldırdım ve içinden siyah, hafif simli önü kısa arkası uzun straplez bir elbise çıktı. Annem " Beğendin mi?" dedi. Ben hâla şaşkındım " Beğendim de neden aldın? Birinin düğünü mü var yakın zamanda?" dedim. Annem güldü " Senin için bu okulu tavsiye eden arkadaşım var demiştim ya adı Esra. İşte bugün onunla konuştuk okulunuzun partisi varmış yarın ,ben de dedim şimdi benim güzel kızım elbise derdine düşmüştür. Hemen bunu aldım. İyi yapmış mıyım?" Anneme baktım. Beni ne kadar çok düşünüyordu. Sonra iç çektim " Anne ,ben o partiye gitmeyeceğim." dedim. Annem şaşırdı " Ne? Neden? Sen partilere bayılırsın. Noldu da şimdi gitmek istemiyorsun?" " Anne partiyi parti yapan arkadaşlardır. Benim bir tane bile arkadaşım yok." dedim üzülerek. Annem bana sarıldı ve " Sen de tanışırsın birtanem. Daha güzel arkadaşlar bulursun kendine. Herkes anasının karnından arkadaşla doğmuyor ya!" dedi. Sonra yüzüme baktı. "Ayakkabı olarak siyah süet olanı düşündüm nasıl?" dedi. Yüzüme bir tebessüm yayıldı ve " İyi düşünmüşsün anneciğim." dedim. Ve tekrar sarıldık.
YOU ARE READING
BİRLİKTE GÜZEL
RomanceBu hayatta birileri hakkında duyduğum şeyleri sorgulamadan inanmayı bu sene içerisinde bıraktım. Çünkü başıma gelen şey beni çok yıpratmış, gururumu incitmişti.İnsanlar nasıl hiç tanımadığı kişilere kendilerince hüküm verebiliyorlardı? * ...
