İçimde patlayan organlarım... Elinde bir cam parçası; her saniyede açılan derimden çıkan kan boğazımda toplanıyor nefesimi tutuyordu, bedeni mi öldürüyordu.
Ruhum celladıma ellerini uzatıyordu.
Boğazımda, canıma susamış kan... Elinde ki cam parçası; yüzümde yol çiziyor, duvara fırlatıyordu. Dudakları boğazımda ki kanı içiyor, elleri kesik derimden içeri sızıyor beni parçalarımdan topluyordu.
Boğazımda ki nefesimin katilini; katilim içiyordu.
*Düzenlendi*
1. BÖLÜM "BAŞLANGIÇ"
Kesilen nefesim, yanmaya başlayan ayaklarım ve beni ısrarla yavaşlatan, derin bir nefese muhtaçmış gibi beni tüketen akciğerlerim.
Önümdeki kavşaktan döndükten hemen sonra istemesem de durmak zorundaydım, derin birkaç nefese ihtiyacım vardı, durdum.
Etrafıma bakındım, bir süre tekrar koşabilmek için nefesimi dizginlemeye çalıştım. Sürekli gözlerim etrafta dolaşıyordu, sanki biri çıkacak ve kurtuluşuma taşlar yağdıracak gibi hissediyordum ne gariptir ki bir yandan içim deki sevinç naraları susmuyordu.
Normale dönen nefes alışlarım beni tekrar harekete geçirdi. Yeşil ışıkta fütursuzca koşmaya başladım. Tekrar. Durmadan, çarptığım kişilere dönüp bakmıyordum.
Esen'in dediği yere az kalmıştı, çok az, orada beni bekleyen biri olacaktı, O beni buradan götürebilecek tek kişi olacaktı. Hiç görmediğim birine ne kadar güvenebilirdim bilmiyorum ama kalmaktansa gitmek, kandırılmak ve kullanılmaktansa yeni birine güvenebilmek daha mantıklı geliyordu.
Esen'in bana söylediği yer sadece iki apartman sonra bir Huzur evinin önüydü, ne kadar garipsesem de Esenin dediğini yapmak zorunda hissediyordum, o beni yanıltmazdı. Lisede tanışmıştık ailesinden sadece babası vardı benim ise annem o yüzden belki de bu kadar yakın iki insan olabilirdik, ikimizde yarımdık ve birbirini anlayabilen iki insan da olabilmiştik. O yüzden ona hep güvendim.
O huzur evinin önüne bir apartman kala durdum tekrar nefesimi rayına sokabilmek için bekledim saatime baktığımda bana söylenen saatten on bir dakika geç kalmıştım, gitmemiş olması için dua etmeye başladım ve yürüdüm, koşarsam dikkat çekerdim, sadece yürüdüm...
Huzur evinin önüne vardığımda kimseyi göremiyordum, gitmiş olamazdı, gidecek kadar geç kalmamıştım.
Etrafım o kadar ıssız ve sessizdi ki, karşımda bir huzur evi vardı fakat tüylerimi diken diken ediyordu.
" Lanet olsun." etrafıma ne kadar baksam da kimse yoktu, bulunma korkusu beni delirtecekti gerçekten. Esen'i aramayı düşünsem de yapamazdım onu aramamam için beni özellikle uyarmıştı.
Geri mi dönecektim yani?
Başka yollar arar, daha korkunç yerlerde bir çatı altında yaşardım, köpek gibi çalışacak da olsam geri dönemezdim.
" Belki oda gelmemiştir daha, belki de o geç kalmıştır, sakin ol gelecektir." korkum artmaya başlayınca ayaklarımın birini kaldırıp diğerine yavaşça çarpıyordum ve sonra diğerini. Sonra sokağın başından üç kişi belirdi ikisi orta yaşlarda biri bayan biri ise erkekti yaklaşık 26-28 yaşlarındaydılar biri ise yaşlı bir amcaydı ve amca yeni eviyle tanışacak gibi duruyordu.
YOU ARE READING
PİYAN
General FictionYaşadığı ev bir cümbüştü, iki kişilik bir cümbüş. Kendini çekip kurtarmak için kendi elini diğer eline uzattı ve kalbine götürdü. Düşünmedi, hissetti ve arzularını dinleyerek hareket etti. Uzaklaştığını düşündüğü o cümbüş gerideydi artık, sesle...
