"Amusement Park"

17 2 1
                                        

*Selly'nin ağzından*

"Evet doğru duydun. Sen yanımdayken mutluyum Harry" dedim. Harry "Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?" diye sordu. "Of! Evet aptal doğru söylüyorum. Bu kadar tatlı olma" dedim. Ben içmediğim halde kafayı mı buldum? Evet, evet kesinlikle kafayı buldum. Harry güldü ve "Tatlı olmayayım mı?" dedi. Yüzümü ellerimle kapattım ve otobüs durağındaki reklam panolarından birine yaslandım. Harry kahkaha atıp yüzümü açtı. "Utanmana gerek yok. Hadi gel Starbucks'a gideceğiz" dedi ve elimi tuttu. Otobüs geldiğinde ilk ben bindim. Zaten otobüs durağında yaşlı bir teyze ve biz vardık. Kafamı Harry'nin omzuna koydum. "Strbucks'ta ne içmek istersin?" diye sordu. "Hmm..Milkshake..Çilekli" dedim ve dudaklarımı yaladım. Harry dudaklarımı izliyordu ve dudağını dişledi. Sonra omzuna kafamı geri koydum..

Kafeye girdik ve Harry iki tane de milkshake söyledi. Milkshakeler geldiğinde hemen içmeye başladım.

"Ee anlat Selly. Hobilerin neler? Mezun olunca ne iş yapacaksın?"

"Müzik dinlemeyi, şarkı söylemeyi, dans etmeyi kısacası eğlenmeyi severim. Dans eğitimleri alıyorum. Umarım dansçı olurum. Sen?"

Harry milkshakeden bir yudum aldı ve "Ben Holmes Chapel'de kendi fırınımı açmayı düşünüyorum. 16 yaşımdayken bir fırıncıda çalışıyordum da" diyerek gülümsedi. Milkshakelerimiz bitince Harry hesabı ödedi ve İrlanda'yı biraz daha gezmeye karar verdik. Saat daha akşam 6'ydı ve hava kararmamıştı. Biz ise lunaparka hava kararınca gitmek istiyorduk. İrlanda'yı gezerken Harry elimi hiç bırakmadı.

(Buradan sonra Example-10 Million People ile dönmse dolaba bindikleri yerde şarkıyı kapayın sdsfs) Yaklaşık bir saat sonra hava kararmaya başladı. Hemen lunaparka gittik. "İlk önce neye binmek istersin bebeğim?"

"Hm..Roket?" Harry gülümsedi ve bilet aldı. Fakat elinde baya bir bilet vardı. Neden bu kadar fazla bilet olduğunu soramadan beni elimden tutarak rokete götürdü. Roketteyken bütün İrlanda çığlıklarımı duymuş olabilir. Harry roketten inerken biraz yalpaladı. Bu da benim gülmeme sebep oldu. Ardından elimi tuttu ve korkunç olmayan korku tüneline götürdü. Korku tüneli boyunca kahkaha attık. Hemen sonra çarpışan arabalara bindik. Çarpışan arabaları bile gerçek araba sürer gibi sürüyordu. İndikten sonra telefonumu bir adama verdim ve fotoğrafımızı çekmesini istedim. Harry'nin sırtına çıkarak dilimi çıkardım. Biraz samimi olmuştu ama umrumda değildi. Sonra telefonumu yüksek bir yere koydum ve fotoğraflar çekindik. Fotoğraflar çok komikti. En sona dönme dolabı saklamıştı.

"Wow! Ben bu dönme dolapta korkarım Harry. Binmeyelim olur mu?"

"Rokete bindin ve yavaş giden bir aletten mi korkuyorsun?"

"Hayır çok yüksek"

"Rokette öyleydi"

"Ama aşağıya bakmamıştım"

"Rokette mi aşağıya bakmadın? Tepetaklak olduk. Hatırla saçlarına küfür etmiştin"

"Pekala kapa çeneni" dedim ve kıkırdadım. Elimden tutarak binmeme yardımcı oldu. Bindiğim anda korkmaya başlamıştım. Dönme dolap yavaş yavaş yukarı çıkarken bacaklarımı karnıma çektim. (Şarkıyı kapatın bebeklerim)

"Beni buraya getirdiğin için tekrar teşekkürler. Yıllar sonra bana birinin değer verdiğini görmek çok güzel. Gerçekten..İyi ki varsın"

"Bana teşekkür etmene gerek yok. Yeter ki mutlu ol bebeğim"

"Beni bırakma"

"Ne?"

"Beni bırakma Harry. Seni seviyorum ve sana ihtiyacım var. Seninleyken çok mutluyum"

"B-beni seviyor musun?"

"Evet" dedikten sonra ona yaklaşıp dudağından öptüm. Geri çekilmeme izin vermedi ve beni kendine daha çok bastırdı. Dudaklarımı emdikten sonra beni geri bıraktı. "Evet. Seni seviyorum Harry? Ya sen? Sen beni seviyor musun?"

"Seni seviyorum ve istiyorum"

"Ne?"

"Seni istiyorum Selly!"

"Ah tanrım. Şu anda bir dönme dolaptayız Harry"

"Otele döndüğümüzde?" diye sordu. Tanrım çok ciddiydi.

"Harry bi-biz çıkmıyoruz bile ayrıca ben bunun için hazır hissetmiyorum"

"Çıkıyoruz!"

"Çıkma teklifi etmedin?"

"Pekala.." dedi dönme dolapta ayağa kalkarak. "..Benimle çıkar mısın? Sadece benim olur musun?"

"E-evet. Sadece senin olurum Hazz" Bana sarıldığinda ona "İngiltere'ye dönünce beraber olabiliriz" diyerek gülümsedim.

"Tanrım bir ay dayanamam..Hemde asla" derken yavaş yavaş aşağı iniyorduk.

"Bugün asla olmaz. Çok yorgunum. Ama beraber uyuyabiliriz" dedim ve gamzelerimin ortaya çıkmasını sağladım. Gülümsedi ve kafasını salladı. Dönme dolaptan indikten sonra elimi tuttu ve "Bara gitmek ister misin?" diye sordu.

"Sarhoş halimi görmek istemezsin" diyerek kahkaha attım. Kahkahama katıldı. "Görmek istiyorum" dedi. "Pekala sen kaşındın" dedim ve kollarımı boynuna sardım. Dudağıma uzun bir öpücük kondurdu..

*Selaam! Biraz kısa bir bölüm oldu kusuruma bakmayın lütfen :(( Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın. Yine ve yine söylüyorum okuyucu sayım en azından bir 100 olana kadar sınır yok. Bu arada bir sonraki yeni bölüm biraz gecikebilir :/ malum sınavlar başlıyor Sizi seviyoruum görüşmek üzere..♡♡*

ADORE YOUWhere stories live. Discover now