Bölüm 1

12 5 4
                                        


24 Haziran 2007
Yaz tatiline gireli daha 8 gün olmuştu.10. Sınıfı bitirmiştim.Okulların bitmesinden çok memnundum fakat günlerim çok boş geçiyordu.Selma, Uğur, Candan, hepsi ailesiyle beraber tatile gitmişti.Bense, tüm gün evde oturup anime izliyordum ve MSN'de arkadaşım Yakup ile konuşuyordum.(Bu arada anime izlemeye ba-yı-lı-yor-um gercekten.O kadar cok baglıyım ki kopegime bir anime karakterinin adini verdim.Monkey D. Luffy.Yani kısaca Luffy).Yakup'la yaklaşık 3-4 yıldır arkadaşız ve birbirimizin herşeyini biliriz, kardeş gibiyiz.O benim ailemden gizli saklı yaptığım işleri bilir aynı şekilde bende onun yaptığı şeyleri, daha sonracıgıma,hangi kızla konuştugunu, kimlerle muhattap oldugunu filan yani dedigim gibi herr şeyini bilirim ve kendisini çok severim.Kendisine arkadaş ortamında marul kafa diye hitap ediyoruz bunun sebebi tahmin edilebilir herhalde.Kivircik gür saçları var ve çok hoşumsu (hoşuma gidiyor).Benimde saçlarım kivircik ama başkasında gördüğüm zaman aşık oluyorum.Ama ne yalan söyleyim bakımı zor oluyor.Banyo yapıyorsun, kurutsan kabarıyor, taramak istesen fırça saçında kalıyor.Arapsaçı diye buna derler herhalde.
Dedigim gibi yaz tatiline gireli daha bir hafta olmuştu fakat ben çok fazla sıkılıyordum.Annem ve babam akşam saat 21.00'e kadar yoklardı.Tüm gün anime izliyordum, arasırada Yakup ile konuşuyordum.İnsanın içi bayıyor her gün çizgi film izleye izleye.Bir de gündüzleri kahvaltımı yaptıktan sonra Luffy'i gezdirmeye çıkarıyorum.O da benim gibi sıkılıyor.Luffy yaklaşık 1 yıldır bizimle.Geçen yıl babam yılsonu karnemi güzel getirdim diye bana köpegim Luffy'i almış.Fazla sevinmemiştim çünkü köpek bakımının zor olduğunu ve benim dünyada ki en üşengeç insan olduğumu biliyordum.Birisi benden bir şey istemedikçe ben tüm gün sadece yatarım.Gerektiginde çişe çıkarım yada yemek yerim.Ay bu arada yemek demişken canım iskender çekti.Akşam iskender sipariş edelim.
Onun dışında şunu söyleyebilirim, hayatımı anlatıyorum.Evet, sizlere sıkıcı, hiçbir heyecanı olmayan hayatımı anlatıyorum.Bilmiyorum yani bana yazmak keyifli geliyor ve yazıyorum.O zaman kendimi tanıtayım.Ben Bade Şenol.10. sınıfı yeni bitirdim ve 15 yaşındayım.Burcum Terazi yükselenimde terazi.Aslında hep doğum günümün okulun orta zamanlarında olmasını istemişimdir çünkü küçükken sınıfta doğum günü kutlaması yapmak istiyordum ama hep okulun 2. yada 3. haftasına denk geliyordu bunun için salak gibi üzülüyordum.Çocuk aklı işte, herneyse.Boyum diger kızların boyuna göre biraz daha uzun.Arkadaşlarımın boyları genel olarak 1.60-1.70 cm arası, 1.70'i geçen üç beş kişi vardır.Benim boyumda 1.78 cm.Çoğu kişi zürafa, dev ve deve diye hitap ediyor.Rahatsız olmuyorum ama çokta hoşumsu degil diye düşünüyorum.Yani boyumdan memnunum.Bunların dışında güzel resim çizdigimi düşünüyorum bu yüzden Güzel Sanatlar lisesine gidiyorum.Kendimi günden güne geliştiriyorum.3. Sınıfa giderken 23 Nisan Resim yarışmasına katılmıştım.Okulda 2. olmuştum.1. Olan çocuk o zaman yanımda oturan ve şu anda herkesten çok yakın oldugum arkadaşım Uğurdu.Benim çizdiğim resimleri görünce çok hırslanıyordu ve benim çizdiğim şeyleri o da çiziyordu.Sonra tüm sınıf çizdiğimiz resimleri karşılaştırıyordu.Vay be aradan 7 yıl geçmiş.. Neyse devam edeyim, genellikle portre çiziyorum ve anime resimleri.Luffy, Nami, Usoppsan,Ryuk ve daha fazlasını.Çizdikten sonra odamın duvarına asıyorum.Misafir çocukları sürekli yırtıyor, ne kadar "dokunmayın, dokunursanız resimler canlanır ve sizi kovalar."desemde.Son olarak kendim hakkımda söyleyeceğim şeyler şunlar;
Çok deli dolu bir insanımdır, konuşmayı çok severim ama kendimi yakın gördüğüm insanların yanında bu özelliğim aktifleşiyor.Aktifleşmek dogru bir tabir olmadı ama siz anladınız.Genelde sessizimdir.Dobrayım ve mizah anlayışı yüksek olan birisiyim.Bazen dedigim şeylerden baya azar işitiyorum ama karamizah çok hoşuma gidiyor.Şu anlık kendim hakkımda söyleyebileceğim şeyler bu kadar.Buyum, Dev Bade.Evet... Nerede kalmıştım?
Bir Salı günüydü.Sanki bir işim varmış gibi sabahın 9'unda uyanmıştım.Gözümü ilk açtığımda gördüğüm şey Luffy'nin tombik, tüylü yüzü olmuştu(Bu arada cinsi Çin Aslanı yani Çovçov).Gözümü açtığımı görünce yanağımı yaladı.Benim için bu günaydın öpücügüydü.Bende onu ıslak burnundan kocaman öptüm."Günaydın aşkım"dedim bir yandan esnerken.Yavaşça kendimi kaldırdım ve yataga oturdum.Gözlerimi ovuştururken
başucumda ki küçük saate baktım.Saatin 09.04 oldugunu görünce yeniden yatıp uyumak istedim ama uykum kaçmıştı.Zıplayarak yataktan kalktım ve teybimin açma tuşuna bastım.Ayla Dikmen'in kasedi çalıyordu.Ayla Dikmen'e gerçekten bayılıyorum.Bence Tülay Özer'den sonra sesi en güzel olan eski kadın şarkıcı.Sezen Aksu'yu da unutmamak lazım..
Oynak bir şarkısı çalıyordu ve ben her zamanki gibi yerimde duramıyordum.Tuhaf tuhaf hareketler yaparak lavabonun kapısına doğru yürüyordum.Lavaboya girip küçük işimi hallettim daha sonra elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım.Ellerimi ve yüzümü kuruladım ve hızlıca lavabodan çıktım.Sandalyemin üstünden hırkamı aldım ve anne evde mi diye kontrol etmek için aşağı kata indim.Luffy'de arkamdan yavaşça geliyordu.Aşağı kata indigimde direkt mutfağa girdim çünkü annem sabahları genellikle mutfakta oturup sigara ve kahve içer uykusuz oldugu için.Genellikle geceleri hastanede oluyor ve dinlenmesi için çok vakit olmuyor.
Mutfak boştu.Dans ede ede holde yürüyordum.Salona ve bahçeye baktım ama annem evde yoktu.Sanırsam 2 günden beri evde tek başıma kalıyordum.Ne gelip giden, ne de arayıp soran olmuştu.Annem bile aramamıştı demek ki arayamayacak kadar yoğundu.Babamdanda ses seda yoktu.Eve çok nadir uğrardı.Nedenide annem dışında her kadınla muhattap olmasıydı.Ben dogduktan sonra anneme olan düşükünlügü azalmış.Çünkü ben çok sıkıntı çıkarıyormuşum, uslu bir bebek değilmişim.Bırak babamla ilgilenmeyi, nefes alacak vakit bırakmıyormuşum.Babamda aradığı ilgiyi bulamayınca annemi aldatmaya başlamış.Eminim ki 15'ten fazla kadınla beraberliği olmuştur.Kimisi sürtük, kimisi fahişe, kimiside hiçbir şeyden haberi olmayan masum kadınlardı.Annem ne kadar babam onu aldatsada hep affetti.Çünkü cidden çok fazla seviyordu, bana söylediğine göre çocukluk aşkıymış.Fakat son yıllarda aşka olan inancını yitirmişti.Artık babamla konuşmuyorlardı, sırf benim için aynı evde kalıyorlar.Aslında babamın eve geldiği yok, bazen marketten birşeyler alıyor, bahçe kapısının önüne bırakıp gidiyor.
Bahçeye baktıktan sonra hızlıca içeri girip odama çıkmıştım.Dedemden kalma çevirmeli telefonumdan Yakupların ev telefonunu çevirdim.10 saniye kadar bekledim ve telefonu Yakup'un annesi Meral Abla açtı.
"Alo?"
"Alo, günaydın Meral Abla.Nasılsın iyi misin?"
"Aa günaydın canım.İyiyim sen nasılsın?Hayırdır inşallah sabahın bu saatinde neden aradın?"
"Aslında Yakup'u aramıştım.Birkaç gündür konuşmuyoruzda ne yapıyor ne ediyor merak ettim.Bir de kahvaltıya gelin bana demek için aramıştım.Evde tekim birkaç gündür hem seni göreyim hemde Meral ablacıgımı göreyim diyecektim."
"Anladım canım, geliriz.Kahvaltı hazırlamasını bitirmeden 5-10 dakika önce ararsın çıkarız.Sultan ne yapıyor işleri yoğun herhalde?"
"Evet ya, birkaç gündür çok yoğun ne eve uğradı ne de aradı."
Son söylediğimden sonra kısa bir sessizlik oldu ve bu sessizliği Meral Abla, "Canım aslında şey yapabiliriz, sen bize gelebilirsin bizde kahvaltı yaparız, ne dersin?"
Hiç düşünmeden,"Olur olur, hazırlanayım o zaman ben geleyim hemen yardım ederim hem."
"Tamam canım.Hadi görüşürüz çabuk gel."
"Görüşürüüüz." dedim ve telefonu ahizeye koydum.Hemen dolabıma yöneldim ve tıkıştırılmış tişörtlerin arasından pembe, üstünde kocaman kırmızı bir kalp olan tişörtümü çıkardım.Üstümde olan sıfır kollunun üstüne giydim.Şortuma hiç elimi sürmedim.Kapının arkasında duran kol çantamın içine, çalışma masamın en uç köşesinde duran cüzdanım ve hiç kullanmadığım ve son zamanlarda popülerliği atmış olan Samsung cep telefonumu koydum.Üstümede uzun yelegimi giydim.Çantamı hemen omzuma taktım ve hızlı adımlarla aşağı kata indim.Bir yandan Luffy'nin tasmasını ararken bir yandanda Luffy'e sesleniyordum."Anneem, gel bakalım gezmeye gidiyoruz!"
Köpeğime sürekli "Annem, aşkım, canımın içi, bebeğim" gibi şeyler diyerek hitap ediyorum.Garip bir şekilde onu çocuğummuş gibi görüyorum.Çok seviyorum gerçekten.Ölse herhalde bende ölürüm..Tamam biraz abartı oldu kabul ediyorum ama gerçekten kendi canımdan çok seviyorum.
Ona seslendikten 5 saniye sonra salonun kapısında belirdi.Agir agir yanima geldi ve bacaklarımın önüne uzandı.Biraz öpüp sevdikten sonra tasmasını boynuna taktım ve sokak kapısını açtım.Anahtarı kapıya taktım ve ayakkabılıktan siyah Converse ayaklabılarımı aldıgım gibi kapının önüne fırlattım ve odama çıkıp teybi kapattım.Hızlıca aşağıya inip kapıya yöneldim.Merdivenlere oturup ayakkabılarımı giymeye başladım.Mermerin soğukluğundan dolayı titreme gelmişti.Hızlıca bağcıklarımı bağladım ve oturduğum yerden doğrulup evin kapısını kilitledim, anahtarımı çantama attım ve koşar adımlarla yürümeye başladım Luffy ile.Bir Ceylan yavrusu gibi zıplaya zıplaya yürüyordum ve ister istemez dikkat çekiyordum.İnsanlar,"Bu salak kız ne yapıyor" dermiş gibi bakıyordu, kimileri hiç umursamıyor, kimileride (çoğunluğu cocuklar olmak üzere) sırıtıp gülüyordu.Vallahi benim hiç umrumda değildi.Çünkü doğal halim buydu.Evde de zıplaya zıplaya yürürdüm hatta dans ede ede yürürdüm.Enerjik olmak çok güzel bir şey ama şöyle bir şey var, çok yoruluyorsun.Mesela o an yanımda birisi olsa bülbül gibi öterdim, konuşurdum.O kadar çok konuşurdum ki artık gına gelirdi.
Hızlı adımlarla Yakupların sokağına yürüyordum.Saat 09.37 olsada, güneş daha tepede olmasada hava gerçekten sıcaktı.Anlımdan boncuk boncuk ter damlıyordu.
10-15 dakika yürüdükten sonra, Yakupların şirin sokağına gelmiştim.Ayıptır söylemesi zengin mahallesiydi ve herkesin evi kendine aitti.Yakup ve ailesinin oturduğu iki katlı evin dış cephesi cok sevimliydi.Bir eve aşık olacağım hiç aklıma gelmezdi.Evleri denizin dibindeydi ve evin bir duvarında full deniz kabukları vardı.Meral Abla ve Hakan Abi boş zamanlarında deniz kabuklarını toplamış ve duvara dizmişler.Çok hoşumsu bir görüntüsü vardı.
Evlerinin kapısının önünde durdum.Zile bastıktan sonra Luffy'nin tasmasını çıkardım.Birkaç saniye bekledim, kapının ardından Meral Abla'nın terliğinin sesi geliyordu.Ses gittikçe yaklaştı ve kapı açıldı.Üstü başı un olmuştu.Saçlarını baştan savma toplamıştı.Çok sevimli duruyordu tombik yanakları ile.
"Anaaa, sende mi geldin tatlış!Hoşgeldin canım geç içeri hadi durma kapıda."dedi keyifli bir sesle."Gel bakalım sana sosis vereyim gel.Ben mutfaktayım canım, gelirsin."
O bunları derken ben yere dogru çömelmiş bağcıklarımı çözmeye çalışıyordum.Bağcıklarımı çözdükten sonra ayakkabılarımı kapının hemen yanındaki ayakkabılığa koydum ve kapıyı kapattıktan sonra hızlıca Meral Abla'nın yanına mutfağa gittim.Ocakta menemenin biberleri ve domatesleri pişiyordu.Sarımsak kokusu tüm mutfağı kaplamıştı ve bana göre baya hoş kokuyordu.Meral abla bir yandan paketten çıkardığı sosisleri Luffy icin ikiye bölüyordu, bir yandanda tavadaki biber ve domatesi karıştırıyordu.Kokusu iştahımı çok açmıştı bir an önce yemek istiyordum.Benim geldiğimi görünce,"Hoşgeldin gel opeyim bir ne zamandır görüşmüyoruz."dedi.Bende kibar bi şekilde güldüm.Sarılmak için yaklaşırken,"Aman, çok yapışma bana üstüm hep un oldu üstüne bulaşmasın."dedi.Yalancıktan öpüştük, çok fazla sokulmadan sarıldık.
"Ay var ya, iştahım açıldı yemin ederim, şu biber ve domateslerin kokusu beni benden aldı ne zamandır yemiyorum menemen."dedim mest olmuş bir şekilde.
"Ahahaha, az sonra yumurtaları kıracağım biraz suyunu çekmesini bekliyorum.Ay bu arada sana zahmet şu sosisleri minnoşuma ver bi de Yakup'u uyandir.Kapısı kilitliyse aynanın önünde ki anahtarı al, sarı olan."dedi ve dolaptan 4 tane yumurta çıkardı.Bir şey demeden tezgahtaki sosisleri bir tabağın içine koydum ve mutfak kapısının kenarında ki boşluğa koydum.Daha sonra aynanın önünden anahtarı alıp Yakup'un odasına doğru yürümeye başladım.Kapının kolunu çevirdim ve içeri girdim, kapıyı kilitlememişti.Yatagına baktıgımda ayaklarının ve kafasının nerede olduğunu anlayamadım, sanırsam ters yatmıştı.Üstünde ki pikeyi yavaşça çektim ve ellerimi karnına götürdüm.Karnında tiki vardı ve ben tikiyle oynayarak onu sinir etmeyi çok seviyordum.Bir iki parmakladım.Biraz kıpırdandı, daha sonra daha sert parmaklamaya başladım ve aniden fırladı."Off, napıyorsun anne ya garip misin nesin!?"dedi bagırarak.Gözlerini ilk açtığında benim sırıtık yüzümü gördü.Ne kadar saçma olsada gülmemek için kendimi zor tutuyordum.Sonra aklıma bana günlerdir mesaj atmadığı ve arkadaşlarıyla beraber (bana haber vermeden)Pazar günü kumsalda sabahladıgı aklıma geldi.Yüzüm bir anda değişti ve ona,"Sen neden bana söylemiyosun Aytaçlarla beraber kumsalda sabahladıgını, bende gelecektim belki ha!?"dedim yanagina bir tane vurarak.Yüzümde hala miniminnacik tebessüm vardı.Benim oldugumu fark edince gülümsedi.Hemen yattığı yerden dogruldu.Eliyle pikeyi işaret etti."Üşüdüm, versene pikeyi."dedi.Bende hemen yerden pikeyi aldım ve ona verdim.Daha sonra yanına oturdum ve sarıldım.O da bana sarıldı.
"Ee Yakupcuğum, neden yazmıyorsun günlerdir?"
"Ya Allah'ın aşkına sabah sabah niye şey yapıyorsun?Zamanım olmadı yazamadım."
"İnsan kardeşim dediği insanı unutur mu ya ayıp ayıp."
"Ben seni unutmadım ki, hep kalbimdesin."
"Yaa şımartma beni amaa.."
"Allahtan bir kardeşimsin dedim, bir de kalbimdesin dedim ne şımarması amına koyayım."
"Ay tamam be, off.Annen kahvaltıya çağırdı bekletmeyelim.Ben gideyim sen üstünü değiştir."dedim ve yataktan kalkıp odasından çıktım.Elimdeki anahtarı aynanın önüne bıraktım ve mutfağa yöneldim.Ocakta ki çaydanlığı aldım ve salondan arka bahçeye geçtim.Meral Abla her zamanki gibi döktürmüştü.Krepler, börekler, poğaçalar ve menemen.Çaydanlıgı masanın kenarına koydum.Meral Abla eliyle otur işareti yaptı ve hemen bir sandalyeye oturdum.
"Başla sen, şeker getirip gelicem."dedi ve hızlı adımlarla mutfağa dogru yürüdü.Ben hemen çatalı elime aldım ve herşeye teker teker batırdım ve agzima tiktim.Eminim ki o an ağzında fıstık taşıyan sincaplara benzemişimdir.Bir yandan çayımı yudumluyordum bir yandanda böreği ısırıyordum.Gercekten, cok guzeldi..
En son boyle guzel bir kahvaltı masası görmeyeli uzun zaman olmuştu.Bir ayı misali yemeklere gömülürken bahçe kapısında Yakup belirdi.Güleryüzle,"Afiyet olsun.Çok aç kalmışsın galiba."dedi.Bende Meral Abla'nın garip görünümlü peynirini ağzıma atarken kafamı hızlıca "evet" anlamında salladım."Allah Allah"diyip güldü ve çaprazımda ki sandalyeye oturdu.Meral Abla'da elinde şeker kutusuyla geldi.Yerine geçerken oğlunun yanağını vakumlayarak öptü.Gülümsedim, komiğime gitmişti.Baya uzun bir kahvaltı yapmıştık, bol sohbetli, lezzetli bir kahvaltı..Yaklaşık iki saat boyunca masada oturduk.Meral Abla'yla ailemle olan son durumumu anlattım.Babamın ne halde olduğunu falan.Hepsi hakkında teker teker konuştuk.
Masayı toparlamaya başladık.Bir ben, bir Meral abla bir şey götürüyorduk.Yakup'ta boş boş masada oturup bizi izliyordu.Annesi bağırıp çağırıyordu ama nafile.
"Kime diyorum ki ben zaten.Eve gelen misafiri çalıştırsın, kendisi kıçını oynatmasın.Oh ne güzel!"diye bagirmisti en son.Ben masadan peynir kaplarını kaldırırken Meral Abla bir kez daha bagırdı ama bu sefer bana.
"Bade galiba telefonun çalıyor.Koş bak bırak elindekini."dedi.Bende direkt askılıda dogru koştum.Peynir kabını aynanın önüne koydum.Telefonu çantamdam hemen çıkardım.
"1 cevapsız arama - Burhan Şenol"
Arayan babamdı.Şaşırıp kalmıştım.Babamın adeti değildi.İçimden,"Hayırdır inşallah."dedim ve arama tuşuna bastım.
"DIIT DIIT DIIT.BADE NEREDESİN?"
"Meral Ablalardayım baba.Efendim, ne oldu?"
"Hemen eve gel.Annenle bekliyoruz seni."
"Peki.."dedim ve kapattım.
Çok çok çok şaşırmıştım.Babamdan beklediğim bir şey değildi.Donakalmıştım.Meral Abla,
"Kız ne oldu?"dedi.
"Bir şey olmadı ama eve çağırılıyorum.Babam aramış."
"Baban mı?Daha az önce demedin mi bir kere bile arayıp sormadı, babalığını hic gormedim diye?"
"Öyle de, bilmiyorum ki.Annemle bekliyolarmış beni.Gitsem güzel olucak."dedim ve eşyalarımı toparlamaya başladım.
Meral Abla salak salak bakmaya başladı."Hay Allaah."diyip elini dizine vurdu."Yakup, gel bakayım buraya!"
"Benle bir şey konuşacaklar herhalde..."
Yakup koşarak geldi."Hayırdır?"der gibi baktı.
"Bade'yi evine götürsene annecim eve gitmesi lazımmış."
"Abla hiç gerek ben giderim tek başıma gelmesin gerek yok."
"Ay hayır hayır.Olmaz.Hadi Yakup gidin beraber."
Tam ağzımı açacaktım ki Meral Abla parmağı ile sus işareti yaptı.Bir şey diyemedim.Luffy'e tasmasını taktım ve hızlıca ayakkabılarımı giydim.Yakup'a fısıldar gibi,"Gel hadi."dedim.
"Her şey için teşekkür ederim Meral Ablam.Sonra görüşürüz."
"Hadi gel öpeyim bir.Dikkat et kendine hoşçakal."
Eve giderken aklıma binbir türlü soru vardı."Acaba ne oldu, ne anlatacaklar, ne diyecekler?"düşüne düşüne deliye döndüm.Yakup'ta benim gibiydi bir sürü soru soruyordu."Bilmiyorum."diyordum ama anlamıyordu.En sonunda,"Şu çeneni kapatmazsan çarpıcam bir tane.Bilmiyorum ne oldu ne bitti sus işte."dedim."Peki"dedi ve ağzını bir daha açmadı.
Eve gidene kadar başka hiçbir şey konuşmadık.Kapının önüne geldiğimizde sadece,"Görüşürüz."dedim.O da el salladı ve arkasına bakmadan gitti.
Anahtarı kapıya taktım, çevirdim.Acaba beni ne bekliyordu?Ne diyeceklerdi?Neler olacaktı?Çok ürküyordum.İçeri adımı atar atmaz babam,"Mutfağa gel."dedi.Kalbim küt küt atmaya baslamisti.Cunku babam ve annem benimle bir konu hakkında hiçbir zaman konuşmadılar.Belli, bir şey var ki benimle konuşmak istiyorlardı.
"Haydi bakalım, bismillah..."

BademHistórias para pegar e não largar. Descubra agora