"Eyşan son hazırlıklarda tamam demi"
"Evet tamam abi."
"Hadi gidiyoruz. Kendinize iyi bakın amca yenge arkamızdan ağlamak yok. Hem Eyşan sende öyle ağlama tamam mı kuzum bak bunları sen ayakta tutacaksın." Barış abimin sözü üzerine babam hemen söze atıldı.
"Ne ağlıcam hergele. Hem senle daha işimiz bitmedi gel de sen bi daha düğün yapıcaz. Hadi aslanım. Bu vatan bu topraklar sana emenet."dedi. Annemde hemen ardından eline yolun kenarındaki su dolu tası aldı.
Yaren ablayla Barış abi son kez sarılınca Barış abim artık arabaya binmişti. Tabi annemde hemen ardından su döktü.
Yaren ablanın koluna girdim halen ağlıyordu.
"Yapma böyle be ablam. Hem sayılı gün çabuk geçer."dedim. Yaren ablayla içeri geçip onu odasına bıraktım ve kapıyı kapayıp kendi odama doğru ilerlemeye başladım.
Odama girdim ve yatağıma uzandım. Bu aralar ev çok kalabalıktı ve bu yüzden doru düzgün dinlenememiştim.
Çok kalabalık bir ailem vardı. Daha doğrusu çok kalabalık bir aşirettik...
Babamda o aşiretin ağası. Evet biraz zor şartlar altında büyüdüm ama bu beni yaşıtlarıma göre daha olgun kılmıştı.
Şuana kadar kimse bana dokunmaya yaklaşmaya cesaret edememişti. Yani üç abi yedi erkek kuzen amcamlar ve babam kuzenlerim arasında tek kızdım ve bu beni değerli kılıyordu. Herkes bana karşı sevgiyle yaklaşır kimse bişey yapamazdı.
Birden odama gelen Ömer abim ile yattığım yerden doğruldum. Ömer abim bende üç yaş büyüktü. Benimkilerden biraz daha koyu olan siyah saçları ve aynı benimkiker gibi olan yeşil gözleri onu baya bi yakışıklı yapıyordu.
Bizim köyün bütün kızları abilerimin peşinden ayrılmaz hep peşlerinde olurlardı. Bu durumu kıskanırdım. Çünkü onlar benim abilerimdi sonuçta benim onlardan başka arkadaşım, sırdaşım, güvenebileceğim bir insan yoktu.
Abime dönüp "efendim abi" dedim. O da hemen odamdaki tekli koltuğa kurulup "haftaya okullar açılıyo nasıl hissediyorsun?" Diye sordu "Abii ben onu tamamen unutmuşum yaa. Ee nasıl olacak bu yıl hiçbiriniz benim yanımda olmayacaksınız ben nasıl yapıcam o okulda tek başıma?" Dedim abimde yanıma zıpladı ve "Kızım sen bi dur bakiyim sen Mehmet ağanın kızı yakışıklı Ömerin değerlisi abilerinin ve kuzenlerinin prensesi Eyşan Erezoğlu sun. Kendine gel bakiyim."dedi. Bende abimin kolunun altına girdim ve biraz işi şakaya vurarak "Doğruya ben nasıl unuturum sizin meydanı boş bıraktığınızı da okuldakilerin bana sarkıcağını benim bu kadar büyük biri olmam da herkesin yeniden bana sarkması demek öyle değilmi." Dedim. Abim sinirlenmiş olacakki "Lan kim o pezevenk kim lan kim kim benim kardeşime sarkıntılık yapacak. Öldürürüm o şerefsizi." Dedi. Hemen abime dönüp "Şaka be abilerin en kralı" diye yağ çektim ve abimin yanaklarıyla oynamaya başladım. O sırada kapıda iki saattir bizi dinleyen Emir abim, Arda abim, Ege abim, Uğur abim, Semih abim, Batın abim, Mert abim ve Berkay abim kapıya üst üste binmiş bir şekilde kapının eşiğinden bize bakıyolardı.
Ömer abim onlara pis pis baktı Berkay abim hemen söze atıldı"Bizede yer yokmuğğ?" Dedi. Ömer abim beni kollarının arasına aldı ve sıkıca sarıp aynı zamanda abimlere döndü ve "De s*ktirin lo"dedi.
Hepimiz gülerken Batın abim "O zaman HÜCUMMM" diye bağırdı ve sekiz kişi birden üstümüze atladılar. Ege abim beni ordan uzaklaştırıp sırtına atlamamı sağladı ve üst üste olan abimlere dönüp "Prenses elimde gelmeyin yoksa hepinizi yakarım" dedi ve bahçeye doğru koşmaya başladı.
Ege abim ve sırtındaki ben bahçeye doğru koşarken diğerleride arkamızdan koşuşturuyordu. Takii Ege abim hızını alamayıp bize havuza düşürene kadar. Biz havuza düşünce Mert abim diğerlerine dönerek "Ölmek var dönmek yok yiğitlerim atlayın" dedi ve havuza atladı diğerleride arkasından tek tek atlamışlardı.
