Ben, Barış Yaman. 20 senesini boşa geçiren sıradan birisiyim.
İnsanı geçmişiyle ve bugünüyle yargılamamak gerekir derler. Bu durum benim için maalesef daha farklı oldu. Her şey 6 yaşıma bastığım gün olmuştu. Dünyamın karardığı ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı siyahlarla dolu o 15 Ocak'ta...
Nereden bilebilirdim ki karşımdaki kadının aslında annem olduğunu, yüzü görünmüyorken ve alışık olduğum kokusu yokken, 8 aylık kardeşimi hiç görmemiştim ki, nasıl tanıyabilirdim onu?
Ve silahın namlusundan çıkan bir kurşun, çığlık atarak can veren genç bir anne. O annenin karnında ölen masum bir bebek. Ve kulaklarıma söylenen samimiyetsiz bir 'Aferin!' Ve 6 yaşındaki çocuğun kafasına tutulan soğukluk birden bire yok oldu...
3 gün boyunca orada kalmışım, annem olduğunu bilmediğim kadının karnındaki bebekle birlikte ölüsüyle. Babamı hiç tanımadım ama annemin söylediğine göre ona çok benzermişim. Orhan Yaman'a...
Yanında çalıştığım adamlar babamı hiç sevmezlermiş ancak beni sevdiklerini söylemişlerdi. Bu karşıma ne çıkaracaktı bilmiyordum mesela, henüz çocuktum ve sürekli onların olduğu yerde kalırdım dışarıya sadece ihtiyaçlarımı karşılamak için çıkardım o da zaten bir iki adımdan fazlası değildi.
Bazen büyümek çok da iyi bir şey değil derler ya, sahiden de öyleydi. Elbette güzel yanları vardı büyümenin ancak bunu bulmak gerekiyordu. Ve hayat her zaman adil değildi...
Hiçbir zaman olmayacağı gibi...
