Giriş: Pilot Bölüm

5 0 0
                                        

Bir gün otururken öylece yazmaya karar verdim. Hatta şu an. Yazmaya karar verdiğim an tam da buydu. Kendime bir blog, tumblr vs. açmayı düşünmüştüm ama bunların nasıl idare edileceği hakkında zerre fikrim yok. Niyetim sadece yazmak; zihnimi biraz olsun hafifletmek. Bu gerçek dünya ve yaşananlar biraz ağır gelmeye başladı. İlkokuldayken bunlar için çözümüm günlük tutmaktı ama pembe barbieli bir günlüğe bu hikayeyi yazmak pekte olayı masumlaştırmayabilirdi. Fakat ben tamamen amatör bir şekilde günlük tutar gibi yazacağım size.
Selam sevgili günlük; hayatımı mahvettim. Yaklaşık 1 senedir bunu hobi olarak yapıyorum diyebiliriz. Belki de daha öncesine dayanıyordur, emin değilim. Benim adım Jeremy. Kendime neden böyle bi takma isim verdiğimi bilmiyorum ama kafamın içinden bir ses bunun böyle olması gerektiğini söyledi. Zaten başımıza ne geliyorsa bu ses yüzünden gelmiyor mu? İçimdeki sesi dinledim öyle yaptım. Kalbimin sesine kulak verdim. Aptalca kendimizi kandırma ve bir takım kendini rahatlatma numaraları.. İçimizdeki ses bi sussan mı artık?
Bahanelere sığınmadan söylemem gereken bir şey daha var ki o da, hata yaptım. Hem de bir çok hata.. Bu hikaye hatalarımız üzerine kurulmuştur sevgili okur. Hazırsan kemerleri bağla, iyi okumalar...

BÖLÜM 1 : CESARET Mİ ESARET Mİ?

Jeremy'nin okulda ilk günü. Üniversite de ilk gün.. Tek kelimeyle; berbat. Ne yapacağını bilemeyen ve adeta ışık görmüş tavşan gibi ortada kalmışsındır. Yalnızsındır.. Öğrenmek zorundasındır. Başka çaren yoktur. Neyseki okul macerası ilk gün sebebiyle ve derslerin henüz başlamamasından dolayı fazla uzun sürmedi. Aslında kalıp birileriyle kaynaşabilirdi. Fakat üstünde dehşet bir yorgunluk vardı. Evinden fazla uzaktaydı sanırım ihtiyacı olan biraz uykuydu, ne de olsa kaynaşmak için önünde 4 senesi vardı.
Jeremy kalacağı yere geldi. Memuriyet yazan kapıdan içeri girdi. Burası baya kalabalıktı. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştu ve fazlasıyla uğultu vardı. Birkaç kız sıra kendilerine gelene kadar arkadaşlık kurma çabası içindeydiler. Bölümler soruluyordu, nerden geldikleri falan klasik muhabbetler. Hızlı başlamışlardı. Ailesi yanında bekleyenler vardı. Sahi Jeremy'nin ailesi neredeydi. Geleli 1 haftayı doldurmak üzereydi ama kimse onu aramamıştı. Geldiği ilk gün yeni kayıtları henüz almadıklarını şu an yurda giriş yapamayacağını öğrenince onlara telefon etmek istemişti aslında ama nasılsa ilgilenmeyeceklerdi. Kendi başının çaresine bi şekilde bakmıştı. Sıra Jeremy'e geldi. Kadın suratında neden geldiniz der gibi bakan donuk bir ifadeyle ve tiksinirmişcesine kalacağı odayı söyledi. Gerekli evrakları teslim ettikten sonra nihayet odasına gidebilirdi. Bavullarını taşımakta zorlanan Jeremy'nin yardımına muhtemelen üst sınıflardan çardakta oturup çay içen kızlar yardım ettiler. Sonunda odanın kapısına geldi ve bir kere tıklatıp içeri daldı. Aslında biraz gergindi. Kapının arkasında kim vardı, kimler vardı? Nasıl insanlardı? Uyum sağlayabilecek miydi? Yataklar boş gözüküyordu derken solda köşedeki yataktan birisi seslendi.

Blair: Hey selam. Hoşgeldin..
Bu oldukça sıcakkanlı bir karşılamaydı. Blair yatağından indi ve Jeremy daha ağzını açmadan konuşmaya devam etti,
B

lair: Günlerdir burada tek yaşıyorum ve neredeyse artık kimsenin gelmeyeceğini düşünmeye başlamıştım. Aslında diğer kızlar gelmişti ama dersler başlamadığı için hepsi tatile, arkadaşlarının yanına falan gittiler. Bu arada ben Blair.

Odaya girdiğim andan itibaren hiç susmayan ve nerdeyse hikayenin tamamına tanıklık edeceklerdendi Blair. Yaşıtlarına göre oldukça kısa boyluydu fakat düzgün bir fiziği vardı. Uzun kahverengi saçlar, iri gözler ve iri dudaklar hatta iri me.. neyse bu kısmı es geçebiliriz. Onu gördüğünüzde kesinlikle dikkatinizi çekerdi işte. Süslü püslü giyinir ve abartılı makyaj yapardı. Sanırım gece uyurken de makyaj yapmıştı. Beni karşıladığında gözünün üstündeki boyanın ışıltısı tüm odayı aydınlatmaya yeterdi. Buna rağmen şirin bir kıza benziyordu. En azından Jeremy yani ben öyle zannetmiştim.
Jeremy: Selam, Jeremy. Tanıştığıma memnun oldum, demişti utangaç ve kibar olmaya çalışan bir ifadeyle.
Blair: Kusura bakma ya hemen lafa tuttum seni de. Dur yardım edeyim. İşte bu dolabı kullanabilirsin, bu yatakta boş.
Jeremy: Teşekkür ederim. Yorucu bir gündü ve buraya gelmek epey vaktimi aldı.
Blair: Ahh memurlar değil mi? deyip bir elini başına diğer elini beline koyarak şikayetini dile getirdi.
Blair: Asla yardımcı olmazlar, asla.. Buruşuklar!
Haklıydı. Son kelimesiyle de Jeremy'yi güldürmeyi başarmıştı. Jeremy yerleşmek için koyuldu o arada da Blairle sohbet ediyordu. Yani daha çok Blair sohbet ediyordu. Diğer kızlarla da tanışmışmış. İsimleri Anna Stella ve Betymiş. Bety de tıpkı onlar gibi 1.sınıfa başlamışmış. Diğer kızlar büyükmüş ama öyle zorbalıkları yokmuş. Tatlı kızlarmış. Beni de çok sevmişmiş. Görünce hemen kanı ısınmışmış. O arada lafa girdim.
Jeremy: Blair, acıktın mı?
Yerleşme işini çat pat halletmişti. Uyku bir kenara dursun gözlerim kapanıyordu. Fakat karnımdaki bu sesleri duymazdan gelemezdim. Blairında başka türlü susacağı yoktu. Yemekhaneye gitmek için yola koyulduk. Yemekhane ortak alandı ve bizim kaldığımız bloğa uzakta kalıyordu. Yeni yaşam alanımdan biraz bahsedecek olursam, kızlar buraya bu ismi takmışlardı, pembe hapishane. 6 kişilik odalarımıza vardı. Bunlar enine uzun, ranzalı yataklar, herkesin tek göz dolaba sığmaya çalıştığı özel alanlarımızın olmadığı ve en kötüsü de ortak banyo kullanımıydı. Ortak olmasının yanı sıra eskiliği paha biçilemezdi. Alçıları dökülüyordu ve leş gibi kokuyordu. Yemek hanenin içi de kedilerle doluydu ve onlarla birlikte yemek yiyordunuz nerdeyse. Harika bir kız yurduydu burası(!) Peki ben böyle bir yerde neden mi kalıyordum? Ailem öyle uygun görmüştü. Bugüne kadar zaten kendimle ilgili onlar ne istediyse o olmuştu. Onların istediği bir şeyi yapmamak; başkaldırıydı, saygısızlıktı. Kendi fikirlerimi beyan etmeye pekte fırsat vermiyorlardı. Günümüzde hala çoğu kadının olmadığı gibi. Benim ailem de böyleydi; gelenekçi. Senin ne istediğinin ya da hayallerinin pek bi önemi yoktu. Önemli olan konu komşu ne derdi? Tek başıma eve çıkmakta neyin nesiydi? Olacak şey değildi. Benim için en sağlıklısı bu yurtta kalmamdı. Hem yurtta kalan ilk kız çocuğu ben değildim ya. Susmalıydım.. Ne söylüyolarsa onu yapmalıydım. Böylelikle aileme karşı saygılı ve iyi yetişmiş bir kız olabilirdim. Bu onların görmek istediğiydi. Asıl hikaye yeni başlıyordu. Jeremy, gerçekten Jeremy olacaktı...
Çok beğenmese de onun en belirgin fiziksel özelliği yüzündeki benleriydi. Oldukça fazlaydılar. Küçükken bunların tanrının onu cezalandırma şekli olduğunu düşünüyordu. Kumral uzun sayılamayacak dolgun saçları, kocaman bal rengi gözleri( ki bu ikinci en dikkat çeken ikinci fiziksel özelliğiydi) ve bu ahenge hiç uymayan siyah ince kaşları, biraz havada bir burnu( bu da soyut değil kesinlikle somut burnu kalkıktı doğuştan). Dudakları soluk pembe, kansızlığını burdan ve göz altı morluklarından anlayabilirsiniz. Oldukça ince belli ve onu tamamlayan harika bir kalça. Salaş ve bol şeyler giymeye genelde saçlarını dağınık bırakmaya bayılıyor. Tek derdi göz altı morluklarını kapatmak ve biraz da olsa sağlıklı görünmek için hafif makyaj yapıyor. Jeremy 18 yaşına bu sene girdi kendinden büyük iki ağabeyi var. Bu da işleri iyice zorlaştırıyor. Anlayacağınız üzere evin en küçüğü. Sık sık yaptığım gibi kafamda kendimle konuşurken Blair'ın sesiyle yemekhaneye geldiğimizi farkettim.

Blair: İşte geldik. Bana kalırsa bu akşam burda yemek yemek istemezsin. Yurttaki ilk gününü berbat olarak hatırlamanı istemiyorum. Yeni best friendin olarak, dedi. 'Best Friend' ha. Ne de çabuk kaynaşmıştık!!
Sakin bir sesle: Yani? diye sordum.
Blair: Yani diyorum ki dışarı çıkabiliriz? Eğer istersen? Yemek yeriz. Biraz takılırız. Anlarsın yaa..
Blair şirinlik peşindeydi ve kesinlikle bu işi biliyordu. Jeremy olarak bi düşündüm. Fazla yüz mimiği kullanıyordum. Farkındaydım ama elimden bir şey gelmezdi. Bu çoğu zaman ne düşündüğümü anlamalarını zorlaştırırdı. Sevdiğim bi özellikti. Dudaklarım büküldü, kaşlarımı havaya kaldırdım ve derin bir nefes alıp,
Jeremy: Hadi gidelim!

Kanalıma HoşgeldinizStories to obsess over. Discover now