Selamlar umarım Lal'in hikayesinin başlangıcını beğenmişsinizdir. Olumlu ya da olumsuz eleştirileriniz benim için önemli, şimdiden yorumlarınız için teşekkür ederim.
Eğer hikayemden hoşlandıysanız minik yıldıza dokunmayi unutmayın lütfen 💕
Tekrar görüşmek dileğiyle...
NOT: Başlama tarihlerinizi buraya ekler misiniz lütfen :)
Hızlı adımlarla geniş holün solunda kalan asansöre doğru yürürken bazı insanların gerektiğinden fazla şanslı olduğunu düşünüyordum. Bunun başka bir açıklaması olamazdı. Bir tarafta bir kap yemek, biraz suya muhtaç yaşayanlar diğer tarafta ise elmas popolarını altın tuvaletlere koyanlar.
Aslında böyle bir yaşam için hiçbir zaman takıntılı olmadım (Bunu yapmak Seda'nın işi) ve şu anda tüm bu şatafatın, parıltının içindeyken burada yerim olmadığını çok daha iyi anlıyorum.
"Bu sefer gerçekten geç kaldım, Zafer beni öldürecek." diye sızlandı Seda, durmadan asansörün tuşlarına bastığı sırada.
"Bizim bu asansörü kullanmamızın doğru olduğundan pek emin değilim." dedim ilgiyle etrafımı süzerken, "Benim bildiğim genelde müşteriler..."
Seda cehaletim karşısında atkuyruğu yaptığı sarı saçlarını savurup abartıyla gözlerini devirdi.
"Bu zaten personel asansörü canım, diğeri resepsiyonun karşısında."
Sonunda teşrif eden asansöre kendimizi attığımızda, Seda'nın ısrarına dayanamayıp gelmeyi kabul ettiğime pişman olmuştum bile.
"Personel asansörü demek! Sanırım odam bunun yarısı kadar."
Bu gece otelde, şehrin önde gelenlerinden Arman Holding'in sahibi Ercan Arman'ın minik veliahdının 1. doğum günü şerefine verilen 300 kişilik yemekli bir davet vardı. Bizim görevimiz arka kısımda hazırlanan yiyecekleri -en az hasarla- ön tarafa taşımaktı, servis için tabi ki deneyimli garsonlar görevliydi. İlk kez böyle bir işe girişmiştim Seda 3 yıldır bu gibi ortamlarda bulunmuştu ama ben daha önce onunla gelmeyi hiç düşünmemiştim. Ancak öğrenciyseniz bazen ciddi çıkmazlara sürüklenebilirsiniz.
Asansör kapısı açılır açılmaz burnumuzun dibinde biten –Zafer olduğunu düşündüğüm- adamın sinirli bakışları karşısında ne yapacağımı bilmez haldeydim ama Seda rahat görünüyordu, onun bu tavırlarına alışkın olduğu belliydi.
"Neredesin sen? Bu son Seda, bir daha benden iş çıkmaz!"
Seda uzun kirpiklerini indirip nice usta aktrisleri kıskandıracak üzgün bir ifade ile,
"Haklısınız Sinan Bey ama inanın başımıza neler geldiğini bilseniz siz de hak vereceksiniz." diye sızlandı. Gecikmemizin asıl nedeni yaptığı maşayı beğenmeyip saçlarını 3.kez yıkaması olsa da, bu etkili performansı takdiri hak ediyordu gerçekten. Neyse ki Sinan denen adam anında yelkenleri suya indirdi ve yüzü anlayışlı bir hal aldı.
"Bu kim?"
"Arkadaşım Lal, bu gece o da yardım edecek."
"O'da mı turizm okuyor?"
"Yok, edebiyat bölümünde ama yeteneklidir." Adam yüzüme kuşkuyla baktığında
"Dökmeden birkaç tepsi taşıyabilirim." dedim.
"Geçin hadi çabuk, davetliler neredeyse gelmek üzere." dedi ve başıyla beni işaret ederek "Ona göz kulak ol, senin sorumluluğunda." diye ekledi.
ESTÁS LEYENDO
TEKLİF
Romance"Şimdi istiyor musun beni?" sesi öyle tahrik ediciydi ki, onun dışında dünyadaki her şey önemsizdi. Başımı salladım. "Söyle." dedi sabırsızca. "İstiyorum." diye fısıldadım. Dudaklarımdan hazla dökülmüştü ama büyüyü bozan uğursuz bir kelimeydi sanki...
