Perdenin arasından gözüme hücum eden güneş ışığı yüzünden küfür ederek uyandım. Sadece tek bir gözümü açabiliyordum. Gece geç yatan aklıma ayrı küfür ederek çarşafı kafama kadar çektim. Çarşafı çekmemle odamın kapısının açılıp üstüme ağır bir şeyin atlaması bir oldu. Uyku sersemi olduğumdan ne olduğunu anlamam zaman aldı.
Üzerimde "Uyan lan artık!" diye bağıran canım arkadaşım (!) Berfu'nun sesi kulaklarımın anasını ağlatıyordu.
"Bir uyutmadınız lan, ne istiyorsun?!"
"Kalk artık kızım geç kalacağız okula!"
"Üstüme atlaman mı gerekiyordu, lanet olası!?"
"Üzgünüm, bebeğim" dedikten sonra güldü ve odadan çıktı.
Ailem İzmir'de yaşıyordu. Biz bir grup arkadaş olarak İstanbul'da Marmara Üniversitesi'ni kazandığımızdan hep birlikte bir ev tutmuştuk. 2 katlı ve güzel bir evdi. Bir bahçesi vardı. Bu evi ben, Berfu, Kumsal ve Sera beraber almıştık.
Zor da olsa yataktan kalkmayı başardım. Elimi yüzümü yıkamadan aşağı indim. Yüzümü yıkamaktan nefret ediyordum. Berfu ve Sera'nın hazırladığı kahvaltı her zamanki gibi mükemmeldi. Kankalarım diye söylemiyorum, mükemmel yemek yapıyorlar. Kumsal her zamanki gibi, uyuyordu. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır.
Kumsal, zorda olsa sonunda uyanabilmişti. O da benim hemen yanımdaki sandalyeye oturarak, gözü yarı açık bir şekilde yemeye çalışıyordu. Kumsal'ın bu haline hepimiz gülerken aniden en yakınında olan bana vurduğunda hepimiz gülüşümüzü kestik. Berfu "Tamam, kızma ablacığım(!)" dediğinde hepimiz kahkaha atmaya başladık.
Hepimiz kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanmaya başladık. Abartılı makyaj yapan insanlardan olmadığım için sadece eyeliner ve hafif kırmızı bir ruj sürdüm. Eylül ayının başındaydık ve bu yüzden havalar soğuk değildi. Üstüme düz beyaz bir tişört giyip alt kısmını bağladım. Altıma da siyah bir şort giyip odadan çıktım. Siyah beyaz Superstar ayakkabılarımı da giyip kapının önüne çıktım ve diğerlerini beklemeye başladım. Bir kaç dakika sonra Kumsal ve Berfu çıkmıştı. Sera makyaj yapmayı aşırı sevdiği için her zaman o en geç çıkan olurdu.
Bir kaç dakika da Sera'yı bekledikten sonra nihayet gelebilmişti. Kırmızı bir ruj, eyeliner, fondöten, allık, far ne varsa sürmüş. Maşallah(!) Kırmızı bir etek onun üstüne de ip askılı beyaz bir body giymişti.
Bir taksi durduk ve okula doğru yol aldık. Okulla evimizin arasındaki mesafe çok fazla olmadığı için yaklaşık 20 dakika sonra okula varmıştık. Yeni okul, ilk gün aşırı heyecan verici bir şey. En azından Berfu'yla benim bölümüm aynıydı. İkimizde İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı okuyacaktık.
Hepimiz sınıflarımıza ayrıldık. Sıkıcı bir tanışmanın ardından okulun ilk günü olduğundan dersin geri kalanı boş geçmişti.
Yaklaşık 10-15 dakika boş geçen dersin ardından sonunda teneffüs zili çalmıştı. Berfu'yla birlikte bahçeye çıkıp bir banka oturduk. Bende hemen Sera'yı aradım, Berfu ise Kumsal'ı aradı. Yerimizi söyledikten bir kaç dakika sonra Sera ve Kumsal geldi. Oturup sohbet ederken Sera'nın ağzı açık bir yere gözünü kırpmadan baktığını fark ettiğimizde, bizde onun baktığı yöne doğru döndük. Ciddi anlamda baya yakışıklı, yaklaşık 1.80 boylarında, kumral saçlı, mavi gözlü bir çocuk vardı. Ardından hepimiz aynı anda Sera'ya bakıp kahkaha atmaya başladık. Sera, bizim ona güldüğümüzü fark ettiğinde "Ne gülüyorsunuz ya!" diye bağırdı.
"Birileri aşık mı olmuş?" dedi Kumsal, kahkahasının ardından. Sera'nın yanakları domatese dönerken ben Sera'nın kolunu tutup oturduğu yerden kaldırdım. "Hadi, git tanış." diyip onu ittirmeye başladım. "Ama..." diye sızlandı. Hepimiz aynı andan "Hadi!" dediğimizde kaplumbağadan bile daha yavaş adımlarla ilerlemeye başladıefese . Sera'nın bu kadar yavaş ilerlemesinin bir fayda etmeyeceğini anladığımda onu sertçe ittim. Düşmedi ama az daha düşüyordu. Kumsal, "Hadi Sera!" diye bağırdı. "Of, tamam!" dedi Sera, sert bir ses tonuyla. Ardından çocuğa doğru ilerlemeye başladı. Çocuğun yanına vardığında aşırı heyecanlanmışa benziyordu. "Iıı... şey..." diye lafa başladığında hepimiz gülmeye başladık. Ardından konuşmasına devam etti.
"Selam. Şey... Tanışabilir miyiz?"
Aşırı heyecanlı olduğundan söylerken nefes nefese kalmıştı. Çocuk onun bu haline sırıtırken elini uzattı ve "Can ben." dedi. Sera'da Can'ın uzattığı elini sıkıp "Ben de Sera, memnun oldum." dedi. Berfu ve ben onların yanına gitmiştik. Bu sırada Kumsal'da bir çocukla konuşuyordu. Ben araya girip "Kanka, bizim diğer derslerimiz boş. Eve gidiyoruz, sen sonra gelirsin." dedim. Gülmekten zor söylemiştim, Berfu'da kendini zor tutuyordu. Sera'da utangaç bir şekilde "Tamam, görüşürüz." dedi. Kumsal'ın yanına gittiğimizde, biz bir şey söylemeden önce Kumsal bize "Yeni kanka buldum." dedi, sondaki 'm' harfini uzatarak. Kumsal'ın karşısındaki çocukta gülüp önce Berfu'ya elini uzattı ve "Selam, Berk ben." dedi. Berfu'da utangaç bir tavırla elini sıkıp "Bende Berfu." dedi. Berk'te "Memnun oldum" deyip gülümsedi. Bugün benim canım(!) kankalarıma ne oluyor. Herkes birine aşık. Berfu'nun bu tavrına gülüp Berk'e elimi uzattım. "Ben de Elis, memnun olduk. Değil mi Berfu?" diyip sırıtarak Berfu'ya baktım. Yalandan öksürüp ayağıma tekme attı. Bende yalandan öksürüp "Neyse, bizim bir sonraki derslerimiz boş. Eve gidiyorduk, hadi Berfu." Berk'te ben bunu der demez Berfu'ya "Benim de derslerim boş. Takılalım mı? Tabii istersen." dedi.
Anlaşıldı bugün ağır satılıyorum. "Ben eve gideyim. Siz takılın, görüşürüz." diyip. Yanlarından ayrıldım. Bir taksi durdurup eve gitmeye başladım.
YOU ARE READING
Son Bir Gece Daha
Teen FictionAğlamaktan ve uykusuzluktan yanan gözlerimi gökyüzündeki parlayan aya çevirdim. Bir tane bile yıldız olmayan koskocaman gökyüzündeki odamın içine dolan ay ışığına bakarak kendime bir söz verdim. "Bir daha asla onun için ağlamayacağım ve onu düşünme...
