Sabah saat 07.00'da gözlerimi açtım. Yatakta biraz kıvranmak istiyordum ama alarm sesi yaptığım korkunç şarkı buna izin vermiyordu. Ben de alarmı kapatıp yüzümü yıkamaya gittim. İşin başlamasına bir saat vardı. Bu yüzden hemen ekmeğe biraz reçel sürüp yedim. Yatak odasına gidip hızlıca pantolonumu, gömleğimi giyip polis şapkamı yanıma aldım. Ayakkabılarımı giyip kapıdan çıktım ve iş yerine yürümeye başladım.
Tam 08.00'da iş yerindeydim. Binaya girdiğim anda etrafı bir kahve kokusu sarmıştı. Sabahın köründe işe geldikleri için yorgun olmalıydılar. Üstelik benim mesaim geç başlıyordu. Geceden beri burada olanlar vardı. Onlara acıyorum.
Ofisime girdim ve yan masalardan her sabah duyduğum "Hoşgeldin Dedektif Seth!" seslerini duydum. Her sabah güler yüzle aynı tonda böyle karşılıyorlardı ama ben asla cevap vermiyordum. Yaptığım çok kaba bir davranıştı. Umarım onları sevdiğimi biliyorlardır.
Masama oturdum ve Taylor elinde bir sürü kağıtla yanıma geldi.
"Her şeyi bırak ve bu davalara bakmaya başla. Yarın birine başlaman gerek. Davayı seçince haber ver. Beraber gidiyoruz."
"Günaydın" bile demeden önüme bu kadar iş yığması bütün enerjimi alıp götürüyordu. Beyaz gömleği ve biraz kırışık alaycı gülümsemesiyle bir iş adamı gibi başımda dikiliyordu hep. Erkek olmasa daha az sinir bozucu olabilirdi. Ama işten kaçış olmadığını biliyordum. O yüzden hemen çalışmaya başladım.
Davalara göz gezdirirken korkunç şeyler olduğunu fark ettim. Bir adam karısıyla tatile gitmiş ve döndüklerinde evde bir bebek cesedi varmış. Bu bile yeterince korkunç. Ama benim bakmamı gerektiricek bir şey değil. Daha fazla zaman geçirince çok daha ilginç şeyler gördüm. Bir kasaba sabah uyandığında komşularının yarısının ağaçta ölü bir şekilde asılı olduğunu görmüş. Nasıl kimse uyanmamış anlamadım. En azından bir bekçinin görmesi gerekirdi, tabi ölmemişse.
Bütün bunlar beni aşacağı için aramayı bıraktım. Taylor büyük ihtimalle bana kızacaktı ama elimden bir şey gelmiyordu. Deneyip çuvallamaktansa hiç denememek daha iyidir. En azından bana göre, başka insanlar her hatanın bir ders olduğunu söyler. Saçmalıyorlar. Bu korkak insanlara her şeyi denettirmeye çalışan insanların sözüdür.
Birkaç saat sonra Taylor masama geldi.
"Evet efendim. Umarım davanızı seçmişsinizdir. Normalde kimseye seçme hakkı vermiyorum biliyorsunuz. Ama size özel verdim. Hangisini seçtin?"
"Seçemedim, hiçbirini yapamayacakmışım gibi geliyor."
"Tahmin etmiştim, ben ikimiz için seçtim. Yarın öğlen gidiyoruz. Hazır ol."
Masadan ayrılırken davaya bakmam için birkaç kağıt verdi. Davanın o kadar ilginç bir yanı yoktu. Ama halledebilirdim.
Tarih: 27.07.2019
Kişiler: Bayan Emma, Kasaba polisi
Dava: 27 Ağustos sabah saatlerinde Bayan Emma'nın kızı kaybolmuştur. Kızın gidişine dair hiçbir kamera kaydı, tanık bulunmamaktadır. Kasaba polislerinin ifadesine göre o akşam güvenlik görevlileri yerindeymiş. Kimse kızın çıktığını görmedi. Evlere bakıldı ama kız hakkında hiçbir ipucu bulunmuyor. Polisler birkaç kasaba sakininden şüphelenmekte.
Bence kolay bir davaydı. Aklıma bir sürü teori geldi. O kadar çok geldi ki hepsinin yanlış olması olanaksızdı. Kız duvardan atlayıp kaçmış olabilir, güvenlik görevlisi uyuyakalmış olabilir, evlerin en derin köşelerinde olabilir. Eğer kız kaçırılmamışsa illa ortaya çıkar. Ortaya çıkamazsa ya bir yerde mahsur kalmış, ya da kaybolmuştur.
Sonunda yeni davamı bulabildiğime sevinmiştim. Ceketimi aldım ve arkadaşlarımla vedalaşıp eve gittim.
Gece yatarken hala bu davayı düşünüyordum. O kadar heyecan verici değildi ama başka düşünecek bir şeyim yoktu. Aylardır kız arkadaşım olmamıştı. İş hayatımda hiçbir sorun yoktu. Arkadaşlarımın hepsiyle aram iyiydi. Ne kadar iş yüzünden fazla görüşemesemde hepsiyle aram iyiydi. Ben de bu yüzden günlerimi böyle geçiriyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Islık Çal
AdventureTarih: 27.07.2019 Kişiler: Bayan Emma, Kasaba polisi Dava: 27 Ağustos sabah saatlerinde Bayan Emma'nın kızı kaybolmuştur. Kızın gidişine dair hiçbir kamera kaydı, tanık bulunmamaktadır. Kasaba polislerinin ifadesine göre o akşam güvenlik görevlileri...
