Daha 15 yaşımdaydım görmemem gereken vahşetler kaoslar gördüm. devlet büyüklerimizin savaşın gelmesi için bağırışlarına cevap arayışları.sokakta genç yaşlı herkes bu olaya dur diyorlardı Rusya ile aramız çok bozuktu artık devlet büyüklerimiz rusya’ya karşı hakaretleri yüzünden özel geliştirdikleri bombayı bizim ülkemiz kanada’ya attılar her yer göçmüş evler ölü kurumuş cesetler ve mutasyon geçirmiş bir çok tehlikeli yaratıklar la yaşıyoruz bu gün yani 2022’ye kadar çok fazla kişi yaşıyamamıştı çok azdık hatta guruplar halinde bile değildik hepimiz ayrıydık birbirimizide nadiren görüyorduk ve benim adım alser .bu gün 8 şubat Cuma saat 8:43 yine yeni keşiflere çıkacağım. evim yok yaşayan kimsenin evi yok radiyasion dan korunmak içinde çok çaba sarf ediyorum bir bayan olarak bana ağır gelebilir bu şeyler ama yaşam çabası için. şimdi bir yer altı tüneline giriyorum her taraf çok karanlık fenerli bir silahım ve 3 şarjörüm var bunlarla idare etmeliydim ilerlerken dev bir örümcek ağına yapışmış bir ceset gördüm örümcek ağına bir çakmak değdirir değdirmez yanmaya başladı radiasyon ölçme makinem deli gibi ses çıkarıyordu ve ben de çok güçsüz hale geliyordum ilerlerken bir ses duydum yavaş adımlarla yürümeye başladım sanki birisi beni izliyordu sakin ve dikkatlice yürümeye devam ederken aniden mutasyona uğramış bir kurt bana saldırmaya başladı beni yere yatırdı kafamı ısırımasın diye sağa sola büküyordum üstümdeki bıçağı çıkarıp gözüne sapladım acı çekiyorken kafasına bir kere ateş ettim. Öldükten sonra o yaratıklar vicutlarından bir salgı bırakıyorlar çok pis bir kokudur o salgı diğerlerini yardıma çağırmak için çıkarılan bir salığıdır. benim hemen oradan kaçamam gerekiyordu karanlıkta çok zorlanıyordum hemen bir merdiven gördüm oraya tırmanırken yaratıklardan birkaç tanesi gelmiş arkamı döndüğümde birisi o korkutucu yüzüyle beni ısırmaya çalışıyordu kalbim duracaktı korkudan ama sadece botumu almıştı. merdivenden çıkar çıkmaz bir pencere gördüm ve oraya koştum ama dik bir yamaca iniyormuş o kaygan karın etkisinden duramayıp düştüm. ama çok kötü yaralar almamıştım ilerlemeye devam etmek zorundaydım yiyecek bir şeyler bulmalıydım. bir mahallelerde ilerliyordum. bir ses duyuyordum hemen hurda bir araba ya yaslanarak görünmemeye çalıştım silahım elimde bekliyordum sağ taraftan o yaratığın kafası belirdi değişik çok gürültülü bir ses ile başkalarınıda çağırdı sağdan soldan üsten etrafımı çevirmişlerdi ben gözlerimi kapatmış tanrıya dua ediyordum beni kurtarsın diye. kalbim duracak gibi atıyordu o kurtlar benim kalbimin sesini duyuyorlardı. Üç el silah sesi geldi her yer sessiz bir hal almıştı gözlerimi açtığımda mutantları birisi vurmuştu nerede olduğunu yada kim olduğunu bilmiyordum ama çok sevinmiştim bağırarak teşekkür ederim dedim ve bir silah sesi geldi sanırım oda bir şey değil dedi.ilerlemeye devam ediyordum bir sürü ölü kuru cesetler vardı onlardan birisinden bir anne kucağındaki çocuğnun gözlerini kapatmış bu vahşeti görmesin diye. bu görüntü beni çok üzdü gözyaşlarımı tutamadım.ama ilerlemeye devam etmeliydim üşüyordum hava -13 dereceydi ayağımın biri çıplaktı çok donuyordum şehrin hoperlöründen dediler ki nether istasyonuna gelin oradan brezilyanın Sıçak yerlerine gidecegiz oralarda radiyasyon ve yaratıklar yok kalkış saati yarın 09:30 du ben o istasyona uzaktaydım hemen harekete geçmiştim hiç durmadan gidersem varırdım gece 12 ye kadar gitmiştim hiç mutatntla karşılaşmamıştım ama erken konuşmamalıydım önüme dev gibi bir mutant çıkmıştı silahımı hazırlamıştım onun kafasına sıkıyordum ama işlemiyordu sonradan fark ettim bazı bölgeleri sert deri ile kaplıydı gözleride sertdi. bi türlü ölmüyordu koşa koşa ateş ediyordum son şarjörüde takmıştım tek çare eklemleriydi sadece 3 mermim kalmıştı kaçarken düşmüştüm üstüme doğru koşarken aniden bir gürültü ve parlama ile mutantı yere devrilmişti onu öldüren bir delikanlıydı daha 12 yaşındaydı bu cesareti taktire şayhandı benim elimden tutu bir şeyin varmı diye sormuştu yok demiştim onunla istasyona doğru konuşa konuşa gidiyorduk sen mi beni kurtarmıştın o bir sürü mutant biriktiğinde diye sorduğumda evet abla demişti çok şirin bir delikanlıydı sonunda istasyona vamıştık ve kalkmaya daha 30 dakika vardı. koşa koşa birisi geldi dediki mutant sürüsü geliyor 20 dakikaya buradalar tireni hemen çalıştırdılar ve harekete geçiyorlardı tren hızlanırken arkadan küçük bir çocuk benide alın diye bağırarak koşuyordu ama kondüktör duramayız diyordu çocuğun arkasından mutantlar koşarak çocuğa yetişiyorlardı çocuğun o çığlıkları beni çok korkutmuştu mutanlatların çocuğu canlı canlı yeyişleri çok korkutucuydu artık çok ilerlemiştik arkadan treni kovalayan ve yetişemeyen mutantlara baktıkça içime korkular yağıyordu sanki bir bebek ağlar gibi sesler çıkartıyorlardı önümüzden gelecek olan mutantları görmeye başlamıştık trenin önüne hızlı bir şekile geliyorlardı boyları 3 metre olan bu mutantlar tren’i durdururmuydu bilemiyordum konüktör hızlanıyordu mutantlar terenin önüne geçerek bir çoğu ölüyordu tren yavaşlıyordu o kadar çok rayın altında ezildiler ki tren raydan çıkmıştı deprem olur gibi sallanıyorduk en sonuda bir sürü mutant trenin etrafına birikmişti ve treni parçalıyorlardı artık kaçışın imansız olduğunu anlamıştık herkes çığlık atıyordu çok korkuyorlardı ben bir köşeye geçmiştim ve hiç endişelenmeden ölümü sabırsızlıkla bekliyordum o beni kurtaran genç yanıma geldi ve çok korkmuştu bana sarılarak abla ölecekmiyiz dedi ben onun yüzüne bakarak gülümsemekten başka bir şey yapamıyordum…
ESTÁS LEYENDO
Siyah Kar
Novela JuvenilKıyamet sonrası bir bayanın yaşadığı korkulu ve gerilimli hayatı.
