Öldü,gözlerimin önünde. Öldü,kollarımın arasında. Öldü... Ama hâlâ burada, yanımda.Her öldüğünde bana sadece tek bir şey hatırlatıyor. Cole... Onun 3 yıl önce öldüğünü ve bir daha asla geri gelemeyeceğini. Ona karşı nasıl duygular besliyorum? O gece Jimmy'nin barında tanıştığımızda bütün keyfimi kaçırmıştı ve beni zorla olay mahalline götürmüştü. Sanırım onun hakkında düşündüğüm tek şey sinir bozucu bir metal parçası olduğuydu. Ama bütün bu düşünceler geride kaldı. Birdenbire ne oldu da her şey tersine döndü? Onu bir zamanlar metal parçasından öte göremezken şimdi nasıl oluyor da sıradan bir arkadaşlıktan çok daha fazlasını ifade ediyor benim için? İşte bu yüzden onu unutmak istiyorum ama yapamıyorum. Aklımdan çıkarmak istiyorum ama her onu düşünmemeye çalıştığımda zihnimin derinliklerinde onu buluyorum. Artık onu düşünmek istemiyorum,artık hayal kurmak istemiyorum. Çünkü bütün bunlar sadece yüreğimdeki acının daha da alevlenmesine yardımcı oluyor.
Kusursuz. Sanırım ona baktığımda böyle düşünüyorum. Her gün o mükemmel gözlerin içine bakıyorum. Kahverenginin en güzel tonu olanlara. Sanki bazen yeni bir şey hissettiğinde heyecandan gözleri parıldamaya başlıyordu,sanki bazen istediğini yaptırabilmek için kafasını hafifçe eğiyordu ve sevimli bir yavru köpek gibi bakıyordu gözlerimin içine. Tabii ki ben de direnemiyordum bu görüntüye. Peki ama neden? En kötü şey ise bunların gerçek olmaması. Zaten olması da imkansız . Bunlar gerçek değil sadece ben bu şekilde olmasını istiyorum. Genç ve kusursuz bir Android'in gözleri neden benim gibi alkolik bir yaşlıyı gördüğünde parıldasın ki? Neden benim yüzümden aykırı olsun ki? Ama yine de unutamıyorum. Beni gördüğünde gözlerinin parıldadığını ve sevimli bir utangaçlık yüzünden yanaklarının hafifçe mavileşmeye başladığını düşünmeden edemiyorum işte.
O kahverengi gözler sanki içimi huzurla kaplıyor,sanki bana yaşamam için bir sebep veriyorlar.
O pembe dudaklar sanki onları öpmemi bekliyorlarmış gibi. Çok yumuşak görünüyorlar ve onlara dudaklarımla dokunmak istiyorum ama dokunamıyorum. Üstüne üstlük o dudakları başkasının öptüğünün düşüncesi bile çok korkunç ve ben bunu hep yaşıyorum. Eğer olur da bir gün dayanamayıp onu öpersem işte o zaman her şeyi mahvederim.
O fit ve düzgün vücudu... Bazen gözlerimi onun üzerinden alamıyormuş gibi hissediyorum. Ona olan hislerimi anlayacak ve beni ansızın terk edecekmiş gibi hissediyorum bazen de. Korkuyorum. Ve o anda birkaç damla gözyaşının süzüldüğünü hatırlıyorum. Yanaklarım ıslanmaya başlıyor tekrar. Bir kez daha terk edilmek istemiyorum. Yalnız kalmak istemiyorum. Onsuz ne yapacağımı bilmiyorum. Nasıl yolumu bulurum,bunu da bilmiyorum. Ama eğer ona hissettiklerimi bilmezse o zaman bu şekilde kalmaya devam edebiliriz.
O da mutlu olmalı. Başka birini sevmeli,beni değil. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü bir Android ve bir insanın birbirine aşık olup mutlu bir hayat sürmesi... Bu İmkansız. Onun da beni sevmesini istemediğimi mi sanıyorsunuz,onunla mutlu olmak istemediğimi mi düşünüyorsunuz? Bunlar bu hayatta en çok istediğim şeyler. Onun da mutlu olmasını istiyorum ama onu başka birine sarılırken,başkasıyla öpüşürken,başka birine gülümserken görme düşüncesi kalbimdeki bıçağın daha da derine saplanmasına neden oluyor. Bu yüzden onu unutmak istiyorum. Çünkü artık bu acıya dayanamıyorum. Onu bir başkasıyla paylaşamam.
Evet, artık ona karşı ne hissettiğimi çok iyi biliyorum ama onun bunları bilmemesi gerek. Gerekirse kalbime gömerim bütün arzularımı. Bil ki bunu en azından arkadaş ve ortak kalabilmemiz için yapıyorum. Aslında çok yakınız birbirimize ama bir o kadar da uzak. O bana baktığında bir ortaktan ya da sıradan bir arkadaştan fazlasını görmüyor maalesef ama ben ona baktığımda karşılıksız bir aşk görüyorum.
Son olarak Connor,Seni Her Şeyden Çok Seviyorum.
