kaybetmek için çok erken, sevmek için de çok geç

154 12 16
                                        

Onu ilk görüşüm hastalıklı cereyanlar bahçesinde, hastane koridorlarında oldu. Kendi bedenimi biraz rahatlatmak ve bir miktar sıvı dışa vurmak için girdiğim, zevk dolu fakat düşüncesiz yolun bana kattığı bir hatayla cebelleşiyordum. Karşınızdaki insan size tüm benliğini adamış ve siz sadece biraz mutlu olasınız diye şuan hastanede son aylarıyla uğraşıyorsa durumunuz pek iç açıcı değildir. Sizin yüzünüzden, sizden yıllar önce kaptığı bir virüs yüzünden hayatını kaybedecek olması sizi bir katil yapar. Bir katilin, böyle olmasını istemeyen bir katilin davranacağı gibi sıkıntılar ve iç bunalımlarla koridorlarda volta atmaktaydım. Düşünceler beynimin her duvarını yıkarken son anlarında yanında olmak mecburiyetimdi, en azından bunu yapabilirdim. 

   Böyle, boğucu havanın hâkim olduğu,  sterilizasyon ve temizlik maddelerinin birbirine karıştığı yollarda görebileceğim en iç açıcı şey belki de oydu.  Onunla aramda geçen şeyler, size aktaracaklarım, ölümcül ve hastalıklı bir yaşamın ilk adımlarıydı. Böyle olduğunu en başından beri bilmeme rağmen, belime belli belirsiz dokunan parmakları,  kadeh tokuşturmalarımız, ağzından çıkan en saçma gürültüler bile hala hatırımda ve yıkımımı getirdiği halde asla ona nefret duymayacağım. Kalbimi ayakları altında ezip üstüne tükürmesine rağmen, kısa insan hayatımda yaşadığım en güzel ve en iç acıtıcı tecrübelerdi. Beni  bir kez daha kolları altına alsa hepsinin üstüne bir sünger çekeceğimden eminim. Fakat bunu yapmak benim intiharımın silahı ateşleyen noktası olacaktır.

   Solgun teni, boş bakışları ve bir kitabı aralayan ince parmaklarıyla onu ilk görüşümde dünya çoktan durmuştu. Ayakta dikilip ona birkaç saniye baktım fakat bu anı şuan hatırımda yıllara denk geliyor. Her zerresini ve ayrıntısını incelemem için oraya konulmuş bir sanat eserini andırıyordu. Az buçuk kitap okuyan birisiyseniz sizin için kitaplar en az insanlar kadar çekicidir. Bir insanın elinde kitap gördüyseniz kitaba gözlerinizin kaymaması imkânsızdır. Gözlerim incelemeyi ve her ayrıntıyı beynime kaydetmeyi bitirdiği an yeni odak noktam elindeki kitaptı. Tek parmağıyla küçücük bir ara yarattığı kitabı özenle tutuyordu, Gogol'dan bir kitap. Sonradan öğreneceğim üzere bu kitap onun gece yarısı uykusundan bile uyanıp araladığı bir kitaptı. Yine sonradan öğreneceğim ve üzerinde tartışmalar yaratacağımız konu ise kitaba insanların yaşlanmasını istemedikleri yüzlerine baktıkları gibi bakmasıydı.  Tek kırışıklık,  tek bükülme için bunu yapan kişinin yüzüne tükürebilirdi.  Aklım durmuş gibiydi ve dilim benim yerime çalıştı. En saçma, en gereksiz, hala utanç duyduğum o cümleyi kurdu. 

"O canlı değil, biraz fazla sıkarsan ölmeyecek."

Cümlenin saçmalığına karşı beklediğim tepkiyi alamayınca üstüne bir de kahkaha patlattım. En saçma olaylar zincirini yeni ilmiklerle büyütüyordum. Hastanedeydik, katildim, tanımadığım bir insana laf atıp sarf ettiğim saçma sözlere kahkahalarla gülüyordum. Kitabından kafasını kaldırıp o boş gözlerini üzerime dikti. Sevdiğim tüm şeylerin üzerine karşı yemin edebilirdim ki, nefesim kesildi.  Bu hikâye bir ilk görüş aşk hikâyesi değil, ama sonu aşkla biteceğini her zerremin anladığı bir ilk görüş hikâyesi. Eğer size o gözleri tarif etmem gerekseydi, kara deliklere benzetirdim. Derinliğine rağmen asla arkasında ne olacağını bilemediğiniz gözler.  Mutluyken, üzgünken, sevişirken bir şey yansıtmayan ve bazen içinde kaybolup çıkış yolunu bulamadığınız esrarlı gözler. Tansiyonunuz düşüp gözleriniz karardığında, iyi sarılmış bir sigara sonrası göreceğiniz gözler. Dudakları, antik masklarda olduğu gibi kıvrımlı, çok iyi bir yalancının dudakları gibiydi, yavaşça aralandı. Kaşlarını kaldırıp sert, derinden gelen sesiyle bana psikiyatri bölümünün alt katta olduğunu söyledi. 

Kesinlikle en iyi tanışma hikâyesi, cümleleri değil. Ama yaşadığımız şeylerin en iyiler olduğunu da söyleyemeyeceğim. Eğer ölümden sonraki hayata hala inanabilecek kadar şanslılardan değilseniz, hepimizin tek bir yaşantısı var. Her tecrübe hakkımız ve benim çok da zevkli bir yaşam sürmediğim gerçeğiyle en iyi tecrübelerim onunla geçen zaman, mekan ve ölümlü bedenlerimizden soyutlanmış anlarım.  

şubat kibriti • sekaiStories to obsess over. Discover now