YARASA
Ölüm istemezse
"Hayatımın böyle biteceğini hiçbir zaman düşünmemiştim. Namlunun bir gün dönüpte ben tarafa tutulacağını aklımın ucundan bile geçmiyordu".
Bu hikaye Kaan Haydaroğlu'nun hayatının son bulması ve bir Yarasanın intikam aleviyle doğuşunun başlamasıydı.
Katil: "Buraya kadarmış Kaan! Bunu şahsi olarak algılama. Bugün hayatının son gününü yaşıyorsun."
Etrafta onlardan başka hiçkimse yoktu. Ne bir insan, ne bir ışık, nede bir ses. Zaman durmuş gibiydi. Karanlık sanki Kaan' ı çağırıyordu. Kafasında binlerce soru işareti vardı. Bir taraftan "neden ben" diye düşünürken, can korkusunun aslında nasıl birşey olduğunu tadıyordu ve içten kendi kendine böyle düşünüyordu
Kaan:
"Bu hayat böyle mi bitecekti? Daha birkaç gün önce 20-ci doğum gününü kutlayan üniversite öğrencisi bir çocuktum. Hayallerim, arkadaşlarım, ailem, sevgilim, ve en esası da tonlarca param vardı. Hani züppe derler ya, tam bir züppe hayatı yaşıyordum. Barlar, diskolar, içki ve kumar benim günlük rutinimdi. Anladığınız kadarıyla bu hayatı her kesin yaşamak istediğinden, hayal ettiğinden bile daha iyi yaşıyordum.
Bu sözler Kaan'ın o an için beklide hayatının itirafıydı kendi kendine. Tam kalbinin üstüne silah dayanmış halde, köprünün üzerinde ölümü bekliyor, o anı, tetiğin çekilmesini kafasında canlandırıyordu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki, Aralık ayının dondurucu soğuğunu bile hissetmiyordu. Katilinin gözlerinin içine bakıyordu ve kim olduğunu anlamaya çalışıyordu. Kendi-kendine belkide yapmaz diyordu.
Kaan: "Neden yapıyorsun bunu bana haa neden? Ben sana ne yaptım ki be insan? "
Katil:" Ben sana bunu şahsileştirme dedim. Ben bana verilen emri uyguluyorum
sadece."
Kaan: "Emri veren kim? "
Katil: "Onu da bir sonraki hayatında sen bulacaksın be kardeş."
Ve o an katil tetiğe basar ve Kaan göğsünde bir sıcaklık, kesici bir ağrı hiss eder. Kafasını aşağı eğdiğinde göğsünden vurulduğunu ve kanın nasıl aktığını görür. Kafasını kaldırıp yukarı bakarak kendi kendine şöyle der:
"Hiç olmazsa diğer tarafta belki annemi görürüm , ona kavuşurum".
Korku hissi vücudunu esaret altına alır ve Kaan ayakta zor durur. Kendini ayakta tutmaya çalışırken, sanki ruhunun vücudunu terk etmesini istemezcesine köprünün sürahisinden tutar ama ne fayda, köprünün üzerinden düşer. 30 metrelik yükseklikten düşüyordu ve sanki onun için zaman hakikatende durmuştu. Bu 5-6 saniyelik süreç ona bir ömür gibi geldi. Gözlerini kapattı ve suya düşeceği zamanı bekledi. Tek tesellisi hiçbir zaman görmediği annesine kavuşabileceği düşüncesiydi.
Kaan' ın vücudu cansızca suyun üzerinde duruyordu. Göğsünden akan kan suyu kıp-kırmızı hale boyamıştı. Katili onun kıpırdamadığını gördü ve işini bitirdiğini anladı. Ayağının altındaki mermi kovanını cebinden çıkardığı mendille aldı. Kaan'ın öldüğünden emindi, çünki 9mm-lik Almanya istihsalı olan HK VP9 şimdiye kadar onu hiç yanıltmamıştı. Cebinden telefonun çıkarıp birini aramaya başladı.
Katil: "Efendim işlem tamamlandı. Arkadaşı emrettiğiniz gibi trene bindirip sizin söylediğiniz adrese yolladım."
Telefondaki: "Öldüğünden emin misin?"
Katil: " Evet efendim, tam kalbine 1 (bir) el ateş ettim ve şuan kanlar içinde yatıyor, kurtulması imkansız."
Telefondaki: "Tamam. Telefondan kurtul. Beni hiçbir koşulda arama, gerektiğinde
ben sana kendim ulaşacağım."
Katil: "Efendim parayı nasıl halledeceğiz? Bana işini bitirdiğin gibi paranı alacaksın demiştiniz."
Telefondaki: "Paran bizim fabrikanın arkasında, siyah arabanın bagajında duruyor. Anahtarları sağ arka tekerin üzerinde bıraktım. "
Katil: "Tamam efendim, telefondan kurtuluyorum."
Konuşmayı bitiren katil arabasına yaklaşarak üzerinde ki montu çıkarır ve boynunda ki akrep dövmesini barizce gözler önüne serer.
Katil kendi kendine:
"Ulan, ya bu çocuk benim dövmeyi gördüyse ve hayatta kalırsa ben ne yapacağım?" der ve köprünün kenarından aşağıya doğru bakar. Kaan cansızca yatıyordu.
Katil: "Yok lan ölmüş bu."
Arkasını döner ve arabasına biner.
Kaan'ın ölmeden önceki düşünceleri annesini görmek, ona kavuşmak yönündeydi. Annesini hiçbir zaman görmedi, göremedi. Onu sadece eski resimlerden, babasının hatıralarından biliyordu. Adının Leyla olduğunu, eski bir kabadayının kızı olduğunu, çok güzel gözlere ve melek gibi bir yüze sahip olduğunu biliyordu. Annesi zor bir hamilelik süresinden geçiyordu, doğumun ağır geçeceğini doktorlar önceden söylemişti zaten. Uzman doktor Cüneyt Akyüz Leyla hanımın hem doktoru hem de liseden sınıf arkadaşıydı. Leyla hanım ona her koşulda güveniyordu.
Cüneyt: "Leyla bak bu çok riskli kardeşim, gel sezeryan yapalım. Aksi taktirde
yüreğin ve böbreklerin doğum koşullarına dayanamaya bilir.
Leyla: "Hayır Cüneyt. Ben bunu kendim yapacağım, sezeryana falan gerek yok."
Cüneyt: "Anlamıyor musun Leyla? Öle bilirsin!"
Leyla: "Cüneyt lütfen uzatma, dediğimi yap!"
Cüneyt doktor ne kadar ısrar etsede Leyla'yı aldığı karardan döndüremedi ve sonunda olanlar oldu. Kalbi duran Leyla'yı kurtarmak mümkün olmadı. Kaan'ın babası Kemal bey, Leyla hanımın bu zamansız gidişiyle hiçbir zaman barışamadı ve hep kendini suçlu buldu. Ondan sonra hiçbir zaman evlenmeyeceğini, sevgisine sadık kalacağını belirten Kemal, yalnızlığı tercih ederek kalbini sonsuza dek mühürledi. Kendini iş dünyasına atan Kemal,çok geçmeden babasının ona itibar ettiği taşımacılık şirketlerini bir isim altında toplayarak "Haydaroğlu Holding"-i kurdu ve Türkiye'nin en büyük taşımacılık şirketinin sahibi olur.
Katilin yüreği Kaan'ı vururken hiç sızlamadı bile, çünkü bu öldürdüğü ilk insan değildi. Şimdiye kadar kadın-erkek, yaşlı ve ya çocuk ayrıcalığı yapmadan onlarca insanı canice katletmiştir. Onun aklında şuan için sadece bir şey vardı, fabrikanın parkında ki siyah aracın bagajında yatan paralar. Ama kayda almadığı birşey oldu o gece. O gece karanlığın içinde olanları sessizce izleyen biri vardı.
Katilin uzaklaştığını gören bu muammalı insan karanlığın içinden çıkarak Kaan'a doğru koşmaya başlar. Suya girdiğinde dondurucu soğuk tüm bedenine işler ama o durmadan devam eder. Çocuğun nabzını yoklar ama geç olduğunu, kan kaybından dolayı kalbinin durduğunu anlar. Kalp masajına başlar ve o an telefonu çalar.
Gölge: "Gölge ben! Buyurun?"
Telefondaki: "Yaşıyor mu?"
Gölge: "Hayır efendim, kalbi durdu. Şuan kalp masajı yapıyorum. "
Gölge mi? Nasıl yani? Yeraltı dünyasının en profesyonel katillerinden biri 20 yaşında bi çocuğu kurtarıyordu.
Gölge: "Hadi oğlum, hadi!!!! Ölemezsin sen. Hadi. Lan açsana gözlerini be adam, aç. Oğlum bak sen ölürsen ben de ölürüm."
Bir daha nabzını kontrol eder ama faydası yok Kaan'ın kalbi atmıyordur.
Gölge: "Lan Gölge hadi be oğlum, sen yaparsın! Kurtara bilirsin bu çocuğu.
Kurtaramazsan alnının çatısına mermiyi yersin birader söylemedi deme bak."
Bu gizemli adam ne kadar çaba sarf etsede nafile, ümidini kesmişti ama pes etmiyordu. Bir taraftan kalp masajına devam ederken, diğer taraftan kendi kendine küfür ediyordu. Katili durdura bilirdi ama durduramadı, çünkü sahibi ona "Ne olursa olsun kendini belli etme, bırak onlar için ölsün o çocuk" emrini vermişti.
Masajın işe yaramadığını anlayan Gölge sinirinden çocuğun göğsüne iki eliyle güçlü bir yumruk atar. Katilin kayda almadığıda buydu zaten.
Neydi? Diye sorarsanız, söyleyeyim:
Ölüm istemezse!
Kaan gözlerini açarak ayın ışığında duran ama yüzü görünmeyen adama bakar ve
"Kimsin sen?" der
Gölge: "Ben kim miyim? Çocuk, ben bir YARASAYIM."
Gölge çocuğu dondurucu suyun içinden çekip çıkararak kollarına alır ve arabasına doğru yürümeye başlar. Kaan'ın nabzının çok yavaş olsa bile attığını hiss eder. Arabanın arka kapısını açarak çocuğu arka koltuğa yatırır ve direksiyona geçerek telefonu eline alır.
Gölge: "ALO? Dediğiniz gibi oldu efendim. Kiralık katil tutmuşlar."
Telefondaki: "Durumu nasıl?"
Gölge: "Çok kan kaybetti, kurşun kalbinin 1 santimetre falan yanından geçti, acil
ameliyat ve kan nakli gerekli."
Telefondaki: "Çabuk bizim hastaneye götür, ben 10 dakikaya ordayım."
Gölge: "Tamam efendim."
Konuşmayı bitirip telefonu yan koltuğa atar ve yüzü bem-beyaz olmuş Kaan'a
bakarak:
"Dayan be kardeşim, dayan! Ölmene izin vermeyeceğiz."
Son surat hastanenin yolunu tutar. Yan koltuktaysa cep telefonun ekranı halen açık
halde duruyordu ve son aranan kişinin adı görünüyordu.
"Hanımefendi".
CZYTASZ
YARASA
AkcjaMafya kitabı olduğu için psikolojik baskı ve küfür içerir! Bu hikaye Kaan Haydaroğlu'nun ölümü ve "Yarasa" olarak yeniden doğuşunu anlatıyor. Yüzü maskeli biri tarafından vurularak ölüme terk edilen Kaan, tanımadığı biri tarafından kurtarılarak eği...
