Sevgilim, can yoldaşım, hayatımın anlamı;
Seni kelimelere döküp anlatmak o kadar zorki... Ama en zoru giderken gözlerinden akan o bir damlanın acısını anlatmak. Ölüyorum sandım, diri diri yanıyordum.
Gurbete gidiyorum demiştin. Seni bırakamam ama vatan beni bekliyor gözümün nuru demiştin. Aslında seni kapıda o halde görür görmez anlamıştım bir haller olduğunu. Daha askere gitmeden özlem kavurmuştu yüreğimi. Zavallı yüreğim seni tanımadan önce sadece kan pompalıyordu. Sevdaya, aşka alışık değildi ki. Midesinde uçuşan kelebekler ona çok uzaktı. Hani kelebeklerin ömrü kısa derledi sevgilim? Neden yıllar geçmesine rağmen içimdeki kelebekler uçuşuyor o halde?
Bu gün benden uzakta, bilmediğim bir şehirde, benim için, vatan için; uğruna canımı, başımı, her şeyimi feda edebileceğim, sancağımın altında nöbet tutan asker yiğidim. Özlemin bir hıçkırık gibi boğazımda düğüm düğüm. Gelecek olan güzel günler benim ümidim. Bak bugün bir yemek daha öğrendim senin için. Annem damadım aç kalmasın evlenince diyor. Ha bire bana yükleniyor. Sanki evladı ben değilde, senmişsin gibi davranıyor. Kıskanıyorum seni. Sanki etrafındaki onca kızı kıskanmam yetmiyormuş gibi.
Giderken, gidipte dönememek var demiştin. Hüznü asmıştın kirpiklerine. Ben kirpiklerin altında bir ömür yaşarım. Benim yuvama hüznü alma. Kalbimin kapısı bir sana açık, acıyı sevgime ortak koşma! Ben vatana, vatan sana emanet unutma. Bu bencillik ise varsın olsun. Sakın beni sensiz bırakma!
Hatırlıyor musun çocuklarımız olursa adını ne koyacağız diye nasıl da düşünürdük. Ben sana sormadan buldum bir tane. Kız da olsa, erkekte olsa, adı Umut olacak. O çocuk bizim umudumuz olacak. Sakın ola gurbet ellerde yeise düşme. Ben, nasıl ki günün birinde çocuğunu içimde taşıyacaksam, aynı kararlılıkla da sevdanı taşıyorum. Geçirdiğimiz onca güzel anı ile hergün onu besliyorum. Sende kendini bırakma! Doğmamış çocuklarımı yetim koma!
Saçlarını kısacık kesmişler. Eee asker adamın saçı asker gibi olur. Üç numara. Çok sevdiğim sakallarını da kesmişler. Şimdi sen çıplak gibi hissetmişsindir kendini. Aynaya baktığında başka birini görmüşsündür. Tuhaf oldu diye mesaj çekmiştin bana. Oysa ben yine kirpiklerinde takılı kalmıştım. Bir erkeğin kirpiğinin, kaşının, gözünün, burnunun, hatta kulağının bile bu kadar güzel olması haksızlık değil miydi?
Şimdi bu satırları okurken dudağının sol yanı kıvrılıyordur. O çok sevdiğim gamzen çıkıyordur ortaya. Ve gözlerini kapa sevgilim, ben bir kere daha dudaklarımı basıyorum oraya. Ve ömrümü emanet ediyorum hayatına.
Ellerin yakın bir zaman diliminde, bir daha asla bırakmayacak ellerimi. Sadece sabır gerekli bize. Her sevdanın, her büyük aşkın bir imtihanı olmuyor muydu can içrem? Bizim imtihanımız da mesafeler.
Mesafeler engel midir sevene? Bir mumun alevi değil ki sevdam, sönsün bir üflemeye.
Koskoca orman yanmış yüreğimde , rüzgar çıksa kime ne ? Yaptığı; ateşi daha çok harlamaktan bile daha öte...
Bu gün gidişinin yirmi beşinci günü ve benim yirmi beşinci mektubum. Söz verdiğim gibi hergün yazacağım sana. Yanımda kardeşin var. O da özlemiş seni. Şimdiden kına için elbise arıyor kendine. Görümceyim diye dolanıyor ortalıkta. Varlığı bir tebessüm bırakıyor dudaklarımda. Dış görünüşünün sana bu kadar benzemesi haksızlık sana. Ben ona bakarken seni görüyorum. Ya sen? Beni sana ne hatırlatıyor, ne anımsatıyor?
Biliyorum kalbinin en konforlu yerinde, üç oda bir salon bana ayrılmış. Aynada kendine bakmakta tuhaf geliyordur şimdi sana. Hani hep derdin ya benim aynam senin gözlerin diye. Şimdilerde ben bile utanıyorum bakarken aynalara. O kadar alışmışım ki gözlerimde seni görmeye, aynadaki ben bile olsam ürkerim. Gözyaşlarıma bile sığınamam sonra. Nede olsa ağlamayı sen yasaklamıştın bana.
Günlerdir elimde bir mendil var işliyorum. Geldiğinde sana vereceğim. Adımızın baş harfini işledim köşesine, tıpkı göğsümün sol köşesine ismini işlediğim gibi. Şimdi mektubunun sol köşesini de yakacağım. Anla işte özlemin nasılda yakıyor beni.
Nasıl da bekliyor gözlerim yolunu. Bana mermilerden seni seviyorum yazıp resmini çekmeyi unutma. Resmin arkasına "canımm" yaz ben anlarım söylemediklerini. Tamamlarım yarım cümlelerini...
Şimdi seni Rabbime emanet ediyorum, tıpkı senin gibi . Birini Allah'a emanet edince , onu bir daha görmeden ölmezsin derler. Senin yüreğimde asla ölmeyecek bir sevdanın sahibisin. Kendine benim sana , senin bana baktığın gibi bak. Seni çok ama çok seven nişanlın...
