"Büyüyünce öğreneceğim anne. Neden böyle ağladığını..Söz veriyorum. Seni kurtaracağım Anne."
Kurtaramadım
Küçükken anneme verdiğim söz kulaklarımda acı içinde çınlıyor.
Seni kurtaracağım Anne
Gözlerimi zeminden yavaşca kaldırıp tavandan sarkan annemin çelimsiz bedenine baktım. Gelen polisler onu oradan çıkarmaya çalışıyorlardı.
Dizlerimi karnıma çektim ve soğuk duvara sırtımı yasladım.
Seni kurtaracağım Anne
Annemi siyah uzun bir poşetin içine koydular. Onu götürmelerini izledim. Sadece izledim. Tepki vermedim.
Boynunda oluşan kırmızı halkaya baktım.
Seni kurtaracağım Anne.
Beynim de yankılanan sesten kurtulamıyordum.
Yanıma gelen polisin sesi ile irkildim.
"Cenaze işlemleri için bir büyüğüne ihtiyacın var."
"Tanıdığım kimse yok."
"Üzgünüm 18 yaşından büyük birini alması gerek. Şimdi morga götüreceğiz. Birini bul yoksa kimsesizler mezarlığına gömülmek zorunda kalcak."
Gözlerimden bir damla yaş aktı.
Ben şimdi ne yapacaktım.
Ellerimle kulaklarımı kapadım. Düşünmem gerektı.
Boğazımdan bir hıçkırık döküldü.
Seni kurtaracağım Anne.
Kendimi zorlayarak ayağa kalktım.
Tökezleyerek banyoya girdim. Soğuk suyu açtım. Delirmenin eşiğindeydim.
Soğuk su tenime temas ettıkce biraz daha kendime geliyordum.
Odama gittim toz pembe iç çamaşırlarımı giyip üstüme beyaz kolları salaş elbisemi geçirdim.
Cesaretimi toplamalıydım gururu beynimin en tozlu yerine sürüklenmesine izin vermeliydim.
Seni kurtaracağım Anne
Ufak gri sırt çantamı alıp evden çıktım. Sanki bir kaç saat önce annesini tavandan aşağı sallanan cesedini bulmamış gibi kalabalığa karışmıştım.Babamı bulmalıydım. Babamı bulmalıydım.
Evine çok küçükken gitmiştim. Hala orada yaşamasını ümit ederek aceleci adımlarla yürüdüm.
Kocaman bir villanın önünde durduğumda ise nutkum tutulmuştu.
O kadar çok korkuyordum ki.
Ya beni tanımassa.
Ya taşındılarsa.
Midem bulanıyordu. Derin bir nefes alıp büyük bahçe kapısındaki zili çaldım. Stresten tırnaklarımı yemeye başlamıştım. Kapı yavaş ve ürkünç bir şekilde açılmaya başladı.
Kapının ardındaki güvenlik Kim olduğumu sordu.
Kızıyım diyemedim. Ben Gencay Miseler in kızıyım diyemedim.
Cevabım gecikince boğazını temizledi.
"Iıı şey ben, ben Alin. Gencay Miseler le çok önemli bir şey konuşmam gerek."
"Tamam bekle."
Bir telefon etti ve içeri geçmem için eliyle işaret etti.
Avuç içlerim terliyordu. O kadar gösterişli ve buyuk bir evdi ki bir kez daha sorgulamama neden oldu.
Bu büyük evine küçük kızını nasıl sığdıramamıştı.
Villanın kapısını çaldığımda genç bir hizmetçi kapıyı açtı.
"Buyrun Gencay bey yukarıda odasında bekliyor.Sizi geçireyim."
Merdivenlerden yukarı çıkarken gözlerimi etraftan alamıyordum.
"Işte geldık." deyip beni bir kapının önünde bırakıp aşağı inmeye başladı.
Derin bir nefes aldım.
Seni kurtaracağım Anne
Kapıyı çaldım. İçeriden kalın bir erkek sesi duyuldu.
Sesi bile gözlerimin dolmasına yetmişti.
Kapıyı korkuyla açtım ayakta büyük camdan aşağı bakıyordu. Bana başını çevirmeden.
"Neden geldin." diye sordu.
Yüzüme bile bakmamıştı.
"Annem öldü."
Yüzünde hiç bir mimik belirtisi yoktu. Bana döndü.
"Bunun beni ilgilendirdiğini düşünmüyorum."
"Lütfen tek tanıdığım büyüğüm sensin. Emin ol çaresiz kalmasan asla gelmezdim. Annemi kimseziler mezarlığına gömmek istemiyorum. Lütfen."
Yanaklarımda sıcak bir sıvı hissettiğimde ağladığımı farkettim.
"Neden öldü." diye sordu meraktan yoksun bir sesle.
"İntihar etti."
Histerik bir kahkaha attı.
"Bu onun seçimi. Üzgünüm yardım edemem. Şimdi çık evimden."
Gözyaşlarımın çoğaldığını hissediyordum.
"Lütfen bak yemin ediyorum bir daha seni rahatsız etmeyeceğim. Lütfen."
"Git buradan dedim."
Beni kolumdan çekiştirerek aşağı indirdi. Babamın anneme tercih ettiğim kadın şok içersinde ne olduğunu sorup duruyordu.
Gözyaşlarımın hıçkırıklara dönüşmüştü.
"Sana yalvarıyorum. Lütfen bir kere yanımızda ol bir kere lütfen."
"Defol git başımdan."
Gözyaşlarımı kolumun tersiyle sildin. Ona doğru bir adım atıp
"Bir kızın daha var öyle değil mi?"
Duygudan yoksun sesiyle
"Benim bir kızım var. O da emin ol sen değilsin."
Evet onun bir kızı var sevdiği, koruyup kolladığı, saçlarını okşadığı bir kızı var. Ama bende varım hiçbir zaman kabullenilmeyen, sevilmeyen..
Fısıltı gibi çıkan sesimle
"Beni neden sevmedin baba." diye sordum.
Yüzüme iğrenircesine baktı daha sonra benı kapıda kı güvenliğe doğru ittirdi ve gösterişli büyük evinden kovuldum.
Kaldırıma oturup ayaklarımı karnıma çektim. Başını dizlerime koydum.
Babamın tükürürcesine söylediği cümlelerin altında ezilmiştim.
Anneme verdiğim söz yine tutamamış onu kurtaramamıştım.
Gözyaşlarım acı gerçeklerin günyüzüne çıkması ile yanaklarımdan süzüldü. Boğazımdan bir hıçkırık daha koptu. Ağlama krizinin eşiğindeydim.
Omzuma dokunan el ile aniden arkadımı döndüm.
YOU ARE READING
KAYIP MELEK
ChickLitAnnesinin intihar etmesi ile dünyası değişen bir kızın yaşadıkları. ...................................................... "Sana yardım edebilirim." Gözlerim umutla ışık saçtı. Gözyaşlarımı silip ona minnetle baktım. "Teşekkür ederim."
