Mümtaz amca kendi halindeydi portakal ve elma ağaçlarının dibinde gün batımına kadar otururdu 2007 yılında eşini kaybetmişti çocukları da yanına pek uğramazdı zaten. Arabasına gözü gibi bakardı hatta öyle ki güneş almasın diye kat kat örter neredeyse kışları üşümesin diye yorgana sarardı. Gürültüden de hiç hoşlanmazdı, agresif bir adamdı hele ki hayat arkadaşını kaybedince daha da sert birisine dönüştü. Mahallenin çocukları onu görünce buz keserdi. Bahçede olduğu zamanlarda da toprak sahaya giderlerdi top oynamaya. Yalnızlık onu haddinden fazla kötü etkilemişti, dünya böyleydi kiminin zehiri kiminin ilacıydı. En azında benim böyleydi bende yalnız kalmaktan zevk alırdım. O arada gözüm sokağın bir başka tarafına takıldı,Semiha abla da selim amcayla volta atıyordu. Bir kaç yıl evvel Alzheimer teşhisi konmuştu ondan beridir sokaklarda tek başına dolaşmıyordu. Hakikaten aile olarak çok zor zamanlar geçiriyorlardı netice itibariyle bu hastalığın bir tedavisi yoktu. Onları ayakta tutan şey ise sadece salt bir sevgiydi. Birbirlerine güçlü bağlarla bağlanmış bir aileydiler, sokağın da en eskilerinden sayılılardı. Herkes elinden geldiğinin fazlasını yapmaya çaba gösteriyor kimse bıkmadan usanmadan mücadele ediyordu amansız hastalıkla. Gerçi evin küçük oğlu Onur çok haytaydı kaç yaşına gelmişti ama bir türlü dikiş tutturamamıştı serserilikten başka bir şey de yapmazdı. Zamanında çok şımarttık derdi Semiha abla şimdi önümüze alamıyoruz diye de sitem ederdi. Hayat böyledir: Zamanında veremediğiniz kararlar zamansız anlarda, zamanınızı çalardı. Şimdi Onur'un haytalıklarıyla mı uğraşasın yoksa selim amcanın amansız hastalığala mı.
Küçük bi balkonum vardı yaz akşamları bir çay demler oturur seyrederdim sokağımı. Burdan öyle doktorlar mühendisler Çıkmadı hiç, çünkü buranın çocuklarına güvenilmedi. Kimi liseyi yarıda bıraktı kimi sağda solda çıraklık yaptı,kimi bunları bile beceremdi sadece ailelerine dert tasa getirdiler. İnsanlara güvenmediğinizde ya da bir şeyleri başarabilecekleri konusunda onlara inanmadığınızda. Tercih ettikleri yanlışlar ve edindikleri başarısızlıklar hususunda onları eleştirme ve kızma hakkınız ortadan kalkar. Senden bir şey olmaz diyerek büyüdü bu sokağın çocukları, nitekim ne doktor oldular ne mühendis ne de polis. Kimi taksi şöförlüğü yapıyor kimi organize sanayi bölgesinde akşama kadar araba motoru tamir ediyor. Akşam evlerine geldiklerinde kendilerine ayıracak vakitleri olmuyor bile. Zaman sürekli alıyor ve dünyanın durmasına kanımca epey vakit var, bir nesil kaybetti bu sokak ama umut her zaman vardır. Dünya durana kadar bir şeyleri değiştirmek için şans mevcuttur. Oksijeni boşa tüketmemek gerekir zaten bir avuç ağaç kaldı şurada, ne için yaşadığını bilmeli insan. Eğer ne için yaşadığını bilmezsen, sürekli başkaları için yaşayıp durursun. Eski garaj kapısını kale niyetine kullanan çocuklara ilişti gözüm. O garaj ne kalecilikle şahit olmuştu zamanında bende top oynardım. Üsteki saclara doğru gittiğinde top nefesimizi tutardık, Sedat amcanın bahçenin avlusuna düşerdi çünkü top, gıcık bir adamdı biraz söylenir ama topu geri verirdi en sonunda. Çocukların keyfi yerindeydi Belediye sokağı ışıklandırmıştı akşamları bile gayet aydınlığa gebe oluyordu. Mümtaz amcanın eve girmesiyle çocuklarda bir bayram havası oluşmuştu. Hepsi yetenekli çocuklardı birisinde başka bir şey vardı. Samet Harika bir sol ayaktı kaç kez babasına gel şu çocuğu bir kulübe verelim diye direttim ama nafile babasına pazarda yardım edecekmiş. Ben yardım etmesin mi diyorum canım. Çocuk yine yardım etsin sana ama yeteneklerinin üzerine de gitsin hem belli mi olur mayası tutar büyük klüpleri peşinden koşturur. Aman be Samim sende ne kadar hayalperestsin yahu torpil yok bizde torpil nasıl topçu olacak. Diye kestirip attı. İçim burkuldu ama elden de bir şey gelmeyince ne yaparsın, çocuğun gözlerinde ki umudu bir görseniz bırakın onu sahaya götürmeyi siz onun ayağına sahayı getirirdiniz velhasıl ertesi gün akşama kadar portakal satacak yine garibim.
Hayat açık bir denizdir yaşamaksa savaş. Ya bir yük gemisi olur acılarınızı taşırsınız ordan oraya. Ya bir savaş gemisi olur en önde gidersiniz, heybetinizden korkar diğerleri. Bazen bir petrol arama gemisi olur hep bir ümitle beklersiniz. Bu çocuklar birer savaş gemisi olabilirdi ama Sandal'dan öteye geçemediler. Bende bir savaş gemisi sayılmazdım, illa bir benzetme yapacaksam kendime Fırkateyn derdim. Savaş gemilerini korumak için daha hafif tonajdan oluşan ve daha seri manevra kabiliyetiyle donatılmış ufak çaplı savaş gemisi yani. Belki bir savaş gemisi değildim ama sandalları koruyabilirdim, sandalların savaş gemilerine dönüşmesi için onlara yardım edebilirdim. Tüm bunları düşlerken telefonuma gelen mesaj sesiyle ütopik dünyamdan uzaklaştım.
