japon balığı, harikalar diyarı ve sen

7.4K 244 102
                                        



1*

kömür sinen eller öldürdü seni taehyung. ne ben, ne de aşkımız kıydı sana. sonumuz zaten uçurumdu, bekledik kenarında.

♪ take my breath — the weeknd

1 | jungkook ve taehyung'un harikalar diyarına düştüğü gece;

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

1 | jungkook ve taehyung'un harikalar diyarına düştüğü gece;

delirmek komik bir sözcük olmalıydı. bir zamanlar galileo'ya deli diyip öldürenler, yüz yıllar sonra onun kitaplarını yanlarından bir saniye ayıramaz, vincent'a işe yaramaz deli herif, diyenler ise milyonlarca dolarlık paha biçilemez eserlerine elini dahi süremez olmuştu.

kime deli derseniz, gün geldiğinde siz aptal olurdunuz.

vala! işte ödeşme zamanı.

sanat yine sizi yendi baylar ve bayanlar.

fakat tüm bu sanat meselelerinden sonra hikayemize geri dönecek olursak, hiçbir ödeşme ve mana olmadan jeongguk evinde kendi kendine deliriyordu.

yazdığı her bir satır, her bir kelime elinde kalıyor, anlatmak istedikleri yaşadıklarının yanında öyle kifayetsiz, öyle savunmasız kakıyordu ki kendine sürüyle lanet ediyordu.

genç adam henüz eline aldığı kalemi bile dakikalar sonra hissettiği duygu karmaşası yanında masaya geri bırakıyor beslemeyi unuttuğu japon balığına rest çekiyordu.

durumu, vahimdi.

ancak yazdıkları hissettiklerine karşın basitti. kalemi eline aldığı her saniye, sarı saçlı güzel bir çocuğu tasvir ediyor bazen en küçük ayrıntısını bile sayfalarca betimleyebiliyordu.

lakin son hep aynıydı. ne yaparsa yapsın, ne kadar severse sevsin —ki sevgili jeongguk anlamsız bir şekilde yazdığı bu adama bir takım duygular besliyordu— altın saçlı esmer oğlan o güzel gülümsemesini sunup dik bir uçurumdan aşağıya düşüyordu.

jeon jeongguk kalemi eline aldığı her saniye bu güzel oğlanı kendi elleriyle öldürüyor ve ellerine sinen siyah kömür bir türlü çıkmıyordu. arkada çalan içler acısı müzik durmuyor, ellerini saçlarına her geçirdiğinde tutamlarını yolmadan edemiyordu.

bu durmalıydı. unutmalıydı, ancak unuta(maya)caktı. çünkü gözlerini her kapattığında gözüne gelen esmer oğlan adeta yüreğini kırıp geçen bir taş gibi derin yaralar açıyor ve utanması olmadan jeongguk'un mürekkebini bulanarak onunla alay ediyordu.

şarkı tekrar tekrar çalarken anlatmak istedikleri düğümleniyor yalnızca esmer teninden yâhut burnunun ucundaki bir çimdik lekenin, hayatını mahveden güzelliğinden söz edebiliyordu.

binlerce kez daktilosunda yazmayı denemişti ama hayallerinde ki adamın güzelliğini ancak kömür kalemi ve dağınık el yazısı anlatabilirmiş gibi ince ve bir o kadar da tuhaf bir zevke sahipti.

japan fish ✓Stories to obsess over. Discover now