01.08.93
Bir akşam saat sekize doğru gökyüzüne saçlarım serpiliyor sanki.
Uzun bir yol karşımda serilmiş ve güneş batarken, beni yutmak üzere ufukta bekliyordu.
Ağzımdaki çilekli lolipop neredeyse bitiyor, arkamda ise arabamı takip eden bir polis arabası var.
Tiz kornası canımı sıkıyor.
Plakamı okuyarak, durmamı emretti.
Ses tonundan bile orta yaşları geçmiş biri olduğunu anlıyorum.
Açık camdan özgürce savurduğum elimi kaldırarak, durmayacağıma dair bazı kabaca işaretler yaptım.
Hızımı geçerek, arabamın önünde bir anda yolumu kesti.
Sinir bozucu olmaya başlıyor, diye mırıldandım kuvvetle direksiyonu sıkarak.
Yan koltuktaki yüzüme kıyasla büyükçe güneş gözlüğümü taktım.
Memur arabamın yanına gelip, kapıya dayandı.
Üstü açık arabam ağırlığı ile biraz yana doğru eğildi.
Gözlüklerinin arkasındaki küstah bakışlarını sezebiliyorum.
Yapay bir gülümseme sundum ona.
Ses tonum masum şoför rolünü oynuyor.
"Merhaba, memur bey."
Biraz eğilerek, "Aceleniz var sanırım." dedi.
Omuz silkerek, yanıtladım.
"Kimin acelesi yok ki, hayatımız kısa.
Belki sizin de aceleniz vardır, alıkoymayayım."
Güldü söylediğime.
O kadar kolay değil, diye mırıldanıp, ardından ehliyetimi istedi.
Üst bölmeden çıkarıp uzattım.
Ehliyeti incelerken, göz ucuyla bana baktı.
Gözlerimdeki tutkun bakışı yakalamıştı.
Sanırım, bu iş çantada keklik.
Arka cebinden ufak bir defter çıkardı.
Bana ceza yazacak belli ki.
Bir şeyler karalayıp, uzattı.
Kağıdı aldım; çirkin bir yazıyla yazılmış rakamlar sıralanmış.
Pedofili, homoseksüel, sapkın domuz.
Yüzümdeki muzip bir gülümseme ile kağıdı aldım.
"Bir öpücük, seni kurtarır bu durumdan."
Ses tonu bile içimi iğrentiyle sarsmıştı.
Benden daha da saykopat bir adam.
Koltuğumdan ona doğru yüzüne yakınlaştım.
Dudaklarımı öne büzerken kapanan gözlerine baktım duraksayarak.
O anda pis domuz arabama yaslandığından beridir elimin altında olan tornavidayı hışımla sapladım boynuna.
Vücudu histerik bir ifadeyle afallayarak, geriye doğru sendelerken, korkuyla tutunuyordu boğazına saplanmış tornavidaya.
Boğazından yükselen kan ağzının içerisinde oluk oluk dalgalanıyordu.
Habire kan tükürüyor, bağırmaya çalışıyor fakat boğazına dolan kandan dolayı tuhaf sesler çıkartıyordu.
Arabadan inerek, onu takip ettim.
Nereye gittiğini sanıyordu ki?
Sürünerek, arabasına gitmeye çalışıyordu.
Kanı asfaltın beyaz şeritlerin kırmızıya bularken, sırtına oturdum.
Etrafı kısa bir süre izlerken, gözlerim güneşin batışına denk geldi.
Olağanüstü bir güzellikteydi gökyüzü.
Kızıl, turuncu, pembe, mor renklerin harikulade cümbüşü yüzümün her yerine yansıyordu.
Altımdaki, kıpırtıları kesti.
Sanırım sapkın domuz son nefesini vermişti.
Gördüğü son gün batımı benimle olmuştu.
Hayatında bundan daha romantik bir an yaşamış mıydı?
Hiç sanmıyorum, dedim. Ufuktan yaklaşan araca bakarken.
Lolipopun çubuğunu serilmiş cesedin kan revan hâldeki eline bırakarak oradan ayrıldım.
YOU ARE READING
Meliorism || Yabancı Efsanesi
Mystery / Thriller《♤》 Ram : Chanyeol Juvia : Baekhyun Psikolog Oh : Sehun
