Sen O musun

18 3 1
                                        

"Allah ım bu nasıl saç rengi neden siyah değil sarı değil veya kumral değil bu nasıl bir renk" şuan karşımda duran aynayı parçalamak istiyorum. İnsanlar bir ucubeymişim gibi bakıyor. Hayır istemiyorum dışarı çıkmak istemiyorum. "hey kim var balkonda". "Ah senmişsin kara". Herhalde bu dünyada benden ürkmeyen korkmayan tek canlıydı kara. Arada bir balkonumda belirlenen karga. Hoş güzelde ne yemek yiyor ne su içiyordu nasıl bir hayvan bu. Balkon kapısını açıp içeri almalıydım. Üşümüş olmalı bu kış günü nede olsa doğuda yaşıyoruz. Ülkenin doğusu kışın sibiryanın eksik liğini hissettirmiyor. Kaç kere sibiryaya gitmişsem nerdende biliyorsam. "Gel kara gir içeri" susamıştır herhalde. "Picos" Allah ım kafayı sıyırdım herhalde bu kuş picos mu dedi. Yok ya iyice paranoyak oldum. Haftalardır evden dışarı çıkmasan olacağı bu. "picos"   "laaan kışş çık dışarı aaaaaa" bu olayın üstünden 2 gün geçmişti. Elime aldığım havluyla kovalamıştım. Odanın içinde attığı bir turdan sonra dışarı çıkarabilmiştim. Halen aklımın oyun oynadığını düşünüyorum. Karga nasıl olurda konuşur ki: çok derinden gelmişti sesi. Hayır çıkmam lazım temiz hava alıp kafayı toplamam lazım. Kapşunumu alıp dış kapıya doğru yöneldim. Annem seslendi mutfaktan "kızım çıkıyormusun"  "evet anne" mutfaktan bana doğru geldi. Titreyen buruş buruş olmuş elleriyle çok nefret ettiğim mor rengi saçlarımı okşadıktan sonra "ah benim bahtı kara çileli kızım mor menekşem ceylan gözlüm" dedikten sonra kapşunumla saçlarımı örttü. Tekrar dönüp mutfağa giderken mırıldanıyordu. "ahh güzel menekşem nedir bu çektiğin". Dış kapıyı açıp sokağa çıkmıştım. Doğduğumda mor rengi 5 tel saç ile doğmuşum. Annem mor menekşelere benzettiği için menekşe ismini vermişti. Babamı hiç tanımadım. Annemin dediğine göre evlendiklerinin sabahı terk etmiş. Ne telefon ne mektup nede bir haber alamamış o günden sonra. Fakat hamile kalması için yeterli bir süre geçirmişler di ve yine annemin anlattığına göre sadece 4.5 ay bir gebelik sonrası erken doğumla dünyaya gelmiştim. Fakat hiçte erken doğumla dünyaya gelmeme rağmen cılız değilmişim gayette sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmimişim. Mor renkli saçlarla şimdi diyeceksiniz ki saçlarının rengi mor ise ne olmuş. Zaten moda, saçlarının uçlarını hatta tamamını mor rengine boyayan çok kadın var. Ama benimki biraz farklı 5 telden oluşan saçlar, mor saçlar, her bir teli çok kalın olan saçlar, saçtan çok elektrik kabloların benzeyen saçlar, kahrolası kesmeye çalışınca sanki etimden bir parça kopuyormuş hissi veren ne uzayan nede dökülen lanetim saçlar. Hep saklamak zorunda kaldım. Evden çıkalı birkaç dakika olnamıştıki  "merhaba"   buda kim neden konuşmaya çalışıyor ki benimle. Oo iyice paranoyak oldum ben de "merhaba buyrun beyefendi"  "siz Zeliha teyzenin kızı olmalısınız" 
"evet" tanımaya çalışarak baştan aşağı     süzüverdim. Kim bu ya neden tanıyor  beni yıllardır kimse ile konuşmadım selam dahi vermedim hep saklandım kim bu nereden tanıyor beni acaba.      " ismin menekşeydi değilmi"?  "evet" 
Ben sizi tanıyamadım demeye kalmadan şaşkınlıktan evet derken faltaşı gibi açılmış gözlerimden anlamış olmalıki "ben emre karşı komşunuz" emre evet hatırladım çocukken balkona çıktığım zamanlar odasının penceresinden sürekli beni izleyen emre annemin yakın arkadaşı   Hatice teyzenin oğlu emre ama ne kadarda değişmiş kafasının tepesinde saçlar çok seyrekleşmiş kocaman göbekli 110 kilodan fazla tahminimce sol gözü kaşının altındaki et parçasıyla yarısı kapanmış bu bu hale nasıl gelmiş olabilir ki. Çocukken çocuksu hayallerle aşıktım ona bir keresinde annesi ile bizim eve gelmişti. Odamın önüne gelip içeri girmek için beraber oyunlar oynarız diye izin istemişti. Çok istememe rağmen beni yakından görse korkar diye açamamıştım kapıyı. Annemde ısrar etmişti ama birşey değişmemişti.
"aah evet tanıdım uzun zaman olmuştu"  "doğru Zeliha teyze nasıl" diye sorunca tatlı tatlı gülümsemişti. Emre nin bu gülümsemesi içimi ısıttı nedense. Çok samimi gelmişti hiç yapmacık durmuyordu. " iyi sağol sizinkiler nasıl"  " çok şükür iyiler sıkılmıştım İstanbul dan biraz hava alayım diye döndüm memlekete kısa süreliğine"  15 yıldır taşınmışlardı İstanbul a o zaman 13 yaşındaydım. "iyi etmişsin"   "Evlendin mi? yoksa"  ne diyordu buya be evlenmesi saçlarımı gören korkup bayılır bu evlenmeden bahsediyor. Hem böyle patavatsız cada sorulmaz ki"yok henüz değil ımmmm ya sen "   niye sorma gereksimi duyduysam. " hayır bende evlenmedim. " nedense bir gülümseme belirdi yüzümde bundan cesaret almış olmalı ki" şey belki telefon numaranı alsam gitmeden bir şeyler yapabiliriz belki bir çay kahve falan" olur demekten başka birşey gelmedi aklıma sanki büyülenmiştim o an ne istese yapabilirdim böyle bir ruh halindeyim. Telefon numaramı verdim ve tekrar eve yöneldim. Kapıdan içeri girerken annem karşıladı "kızım" konuşmadım sadece gülümseyerek odama gittim. Herhalde annem çok şaşırmıştı. Uzun zaman olmuştu gülmeyeli. Sanırım işe  yaramıştı daha çok çıkmalıyım. Tüm stresim gitmişti rahatlamıştım. Yatağa uzanıp tavana bakıyordum. Dalmıştım hayallere [tak]  oda neydi
"Off yinemi sen ne istiyorsun benden ooof çıldıracam rahat bırak beni". Ağlamaklı ses tonum la isyan etmiştim balkon kapısının camına çarpıp duran adeta içeri girmek için çırpınan kara ismini taktığım kargaya "picos" dediğini hatırlıyorum karganın ama bu sefer o kadar korkmuştum ki bayılmışım. "kalk picos"    "laaan sende kimsin iiimda"  imdat diyemeden eliyle ağzımı kapatmıştı yatağımın baş kısmında oturan o cılız adam. Cılızdı ama çok kuvvetliydi. "picos bana bak korkma yüzüme bak"  sımsıkı kapattığım göz kapaklarımı korka korka açabilmiştim. Ooo hayır olamaz bu imkansız. Annem düğün fotoğrafındaki adamdı bu yani babam şaka olmalı rüyadamıyım hayır olsa olsa kabus bu. "picos elimi çekecem ne olur bağırma" dedikten sonra elini çekmişti ağzımdan. "sen sen o o o musun?  Baba senmisin?"

Picos Où les histoires vivent. Découvrez maintenant