Never click suspicious links
Reminder: Wattpad will never ask for passwords, payment information, or other sensitive account security details.

BÖLÜM 1

108 8 1
                                        

Servisten inip daha güneşin bile doğmadığı karanlık dünyada bastığı adımların rüya olup olmadığını sorguluyordu. Hastanenin arka girişinden girerken yan taraftaki acilden koşuşturan sağlık görevlilerine baktı anlamsızca, görevliler ambulansa bindiğinde ambulans acı bir çığlıkla hızlıca yola çıkmıştı. Kalbi kalın bir hissizlikle kaplandığından duyduğu gürültülü siren bile onu uyandıramıyordu. Yere bakarak yürümeye devam edip 5 katlı kocaman hastanenin yanında küçücük kalan girişten geçip yüz okutmak için 8-10 kişinin olduğu kuyruğa girdi. Önündeki uzun boylu kişi arkasına dönüp ona baktığında kafasını bir anlığına yerden kaldırdı. Canlı parlak ve en önemlisi uyanık bir çift siyah gözle karşılaştı.

"Günaydın kız"

"Günaydın kerim Abi"

"Gitti mi senin ki bugün askere" dedi ve önüne döndü.

Acayip çenesi düşük biriydi, normal saatlerde ona katlanmakta zorlanırken şuan ayak uçlarından beynine kadar uyuşmuşluk hakimdi. Söylediği cümleyi dahi biraz zaman geçtikten sonra algılamıştı.

"Evet gitti Abi"

Bildiği bir şeyi tekrardan hatırlamanın şaşkınlığını yaşadı, daha tuhaf olanı ise sabahın bu saatinde kendisi bile unutmuşken kerim abinin bunu hatılamasıydı. Yüz okutma kuyruğu konuşmaları sırasında epey ilerlemişti, hatta kerim abiye kadar gelmişti. Uzun boynuyla kafasını hafifçe eğip yüzünü okutmaya çalışırken de konuşmayı ihmal etmiyordu.

"Evlenirsiniz artık"

"inşallah, inşallah"

Gülümseyerek birkaç farklı açı denedikten sonra sistem onay vermişti. O giderken arkasından bakarak yüz okutmak için duvara yapışık cihaza yaklaştı, yan gözle arkasında birikmiş bir sırayı fark etti. O sırada yüzünü tanımlayan ekranda iğrenç resmini gördü. İlk yüz tanımlaması yapılırken anlamayarak kameranın içine girdiğinden suratı kocaman çıkmıştı. Her gün arkasındaki kişinin bunu göreceğini düşünüp rezil olma hissine kapılırdı. Neyse ki birkaç saniye içine kayboluyordu bu çirkin fotoğraf, sırayı arkasında ki kişiye bırakıp merdivenlere doğru yürümeye başladı, arada tanıdığı birileriyle selamlaşıyordu. Merdivenlere yaklaşınca sağ tarafta ki koridora dönüp bakmıştı, yine asansörün önünde bir kalabalık oluşmuştu. Yoluna devam edip merdivenlere geldiğinde karşısında sedayı gördü. Dip boyası gelmiş sarı saçlarını sıkıca tepeden bağlamıştı, yüzünde ise sadece kıpkırmızı sürülmüş ruj vardı. Badem gözlerinde eyliner olmayınca onu halsiz gösteriyordu.

"Günaydın tatlım nereye"

Biraz daha uyandığını hissederek gülümsedi sedaya.

"Günaydın canım, karanlıklar ülkesine gidiyorum" dedi ve düşmekte olan siyah küçük boyutlu kol çantasını omzuna çekti.

"Doğruya sen bodrum 2 deydin, kolay gelsin sana" el sallayarak üst kata çıkan merdivenlerin ilk basmağına gelmişti.

"Sana da kolay gelsin"

Seda giderken oda aşağıya inmeye başladı, b 2 ye gediğinde loş ışıklı koridorda yürümeye devam etti. O karanlıklar ülkesi burasıydı, isminden ne kadar fantastik ve olağandışı bir yer gibi algılansa da sadece karanlık ve acı bir yer olmasından dolayı bu ismi almıştı. Koridorun solunda ışın tedavisi için bekleyen, tek bir bakışlarında umutsuzluğu ve çaresizliği yaşatan kanser hastaları vardı, kimisi oturaklara oturmuş kimisi de koridorda yavaş adımlarla sağa sola yürüyordu, onlardan daha kötü durumda olanlar ise zorla gülümsemeye çalışırken yüzlerinde oluşan hüzünle teselli vermeye çalışan yakınlarıydı. İlerlemeye devam ederken arkada kalan morga doğru ağlayarak koşan birinin sesleri ürpertici sessizliği zorla bozuyordu.

MUTSUZLUKStories to obsess over. Discover now