1

12 1 0
                                        

"Hayat kalk artık!" annem bana sitem ederek güneşliği açtı. Mardinin sıcak güneşi odamı işgal ederken oflayarak banyoya ilerledim. Evet sıcak havadan nefret ediyordum. Bu asla değişmeyecekti!
Üzerimi hızla giyinip kahvaltı sofrasının olduğu odaya girdim. Yine en son gelen ben olmuştum! Herkes oradaydı amcam,yengem,kuzenlerim,dedem,annem ve babam... bir dakika abimi görememiştim! Neredeydi?
Abimle hiç bir zaman abi kardeş ilişkisi kuramamıştık. Üstümde hakimiyet kurmaya çalışıyor beni bunaltıyordu. Kuzenim olan Fırat abim bana abimden daha yakındı, her şeyimle ilgileniyor bana saygı duyuyordu.
Buradaki tek arkadaşım kuzenim olan Dilandı.
Dedem abim yüzünden beni sevmezdi bunu her sorguladığımda abim beni azarlar sorun yok hayat! der geçiştirirdi. Ama eksikliği vardı, dedemin Dilanı bu kadar sevip beni sevmemesi ağrıma gidiyordu.

"Kızım bak şimdi kaçacağız işte biraz kafa dağıtıp geri döneriz!" kuzenim Dilanın teklifini iki saattir reddediyordum. Ama o kadar çok ısrar etmişti ki anlık bir hevesle kabul ettim. "Tamam ama yakalanmayalım Dilan" Dilan sevinçle ellerini birbirine vurup gülümsedi. "Gece 12 de konağın kapısında buluşalım, herkes uyumuş olur. Güzel giyinmeyi unutma Hayat" gözlerimi devirip kafamı salladım.O odadan çıktıktan sonra yatağıma oturup olayları idrak etmeye çalıştım. Biz evden kaçıyorduk! Çılgınca bir fikirdi ve bu riske kendimi atmak istiyordum. Hem ne olacaktı meyhaneye gidip bir şeyler içsek?
beni düşüncelerimden arındıran kapı sesine kulak verdim. Kapıyı açtığımda karşımda abimi görünce şaşırdım.Aklıma direk bu gece kaçacağımız geldi! abim öğrenmiş miydi?
"Nasılsın Hayat?" abimin sorusuna şaşırmıştım.Uzun zamandır böyle bir soruyla karşılaşmamıştım. "İyiyim abi sen nasılsın?" abim gözümün içine bakıp " Çok kötüyüm Hayat" abim beni sarmadan önce bunları söylemişti şu an ise o kadar sıkı sarılıyordu ki boynumda göz yaşlarını hissediyordum. Ne olmuştu ona öyle? Onu bu kadar üzen neydi?
Benden ayrıldığında kollarımdan tutup beni odamdaki koltuğuma yönlendirdi. Oturduğumuzda " Hayat gitmek istiyorum. Farkında mısın bilmem ama burada bize köpek muamelesi yapılıyor!" Kaşlarımı çatıp abime baktım ne saçmalıyordu bu? "Bu senin yüzünden değil mi sence abi? bizi bu duruma getiren sensin!" göz yaşlarımı tutamıyordum bizi o muameleye getiren kendisiydi. Ne yaptığını bilmiyordum ama bunu bir şekilde yapıyordu.Yanımdan kalkıp odadan çıkmak için kapıya yöneldi arkasını dönüp yüzüme baktı " bir gün beni anlayacaksın Hayat. Er ya da geç. Özür dilerim!" Kapımı çarpıp odadan çıktı. Kendimi kötü hissediyordum.
Saatin 12 olmasına çok vardı yatağıma yatıp Mabel Matizin en sevdiğim şarkısı olan çukuru açıp dinlemeye başladım. Ruhum başka diyarlara dalarken duvardaki saati fark ettim yarım saat kalmıştı! Hızla kalkıp dolabımı açtım içindeki en sade elbisemi seçip üstüme geçirdim. Kısa değildi, ilgi çekmezdi.
At kuyruğu olan saçlarımı çözüp tarağımı elime aldım. Yavaş hareketlerle saçıma bir düzen verince işlemimi tamamladım. Kaş boyasını elime alıp kaşımı doldurdum, hafif pembe rujumuda ekledikten sonra hazırdım. Boy aynasına yaklaşıp kendime göz attım. Her zamanki gibiydim! Hazır olduğuma emin olunca telefon kılıfıma paramı koyup temkinli bir şekilde kapımı açtım. Kapıyı açar açmaz tenime vuran rüzgar tüylerimi diken diken etsede umursamadım. Dış kapıya ulaştığımda Dilan hâla gelmemişti saate baktığımda 5 dakika geçmiş olduğunu gördüm. Geçen 15 dakikanın sonunda Dilan gözükmüştü, ama sanki başka biriydi. Kalçasının hemen altında biten elbisesi ve göğüs dekoltesiyle biraz şey gibiydi. Yanıma yaklaşıp " Nasıl oldum kuzen?" diyerek dönmeye başladı. "Güzelde bu pek uymamış Dilan" gözlerini devirip beni incelemeye başladı beğenmeyen bakışlarını bana gönderince "Neyse kızım gece başlasın!" gerilmiştim. Tek düşüncem neden kabul ettiğimdi. Bir anlık heves bize neler yapabilirdi ki?

Yarım saatlik sessiz bir yolculuk sonunda ıssız bir yere gelmiştik. Taksiye parayı ödeyip taksiden indik. Dışı tahta olan kapıyı görünce Dilana baktım mutlu gözüküyordu.Etrafıma bakınca ormanlık alanı fark ettim. İçimi bir huzursuzluk kaplamıştı. İçeriye girdiğimizde çok şaşırdım içeride bir sürü insan vardı. Çalan türkü sesi, ona eşlik eden rakı bardaklarının çarpışma sesleri vardı.Bir adamın bize el salladığını fark ettiğimde Dilan çoktan adamın yanına doğru yol almıştı. Adam ayağa kalkıp Dilanın dudaklarına yapıştı. Bunu beklemiyordum, bu çok çok yanlıştı.
Kızgın mıydım? Evet. Kime? Kendime.
"Hayat bak tanıştırayım, sevgilim Şilan. Göğebakanların torunu." Göğebakanlar aşirettendi. Bizim aile ile aralarında bilmediğim bir büyük mesele vardı. Yani iki ailede birbirini sevmiyordu. Kafamı sallamakla yetindim. " Aşkım buda sana anlatıp durduğum kuzenim Hayat" Adam gülümseyip elimi birden dudaklarına götürüp öptü. "Sonunda sizi görme fırsatım oldu! Anlatılan gibisiniz güzel ve-" adamın lafını Dilanın öksürmesi bölmüştü. Masaya oturup yemeğe başladık Dilan ve Şilan önümde oynaşıyordu! Gören duyan olsa bizi öldürlerdi. Ellerimde biriken teri elbiseme sürüp gerilmemeye çalıştım ancak başarılı olamamıştım. İçimde biriken kötü his beni bunaltınca hızla masadan kalktım. Rakısından bir yudum alıp konuşmaya başlayan Dilan " Nereye gidiyorsun?" diye sorunca gözlerimi devirdim. "Tuvalete gidiyorum izin veriyor musun?!" Yanından hızla ayrılıp tuvalet aradım ama hiç bir kapı yoktu. Garsona lavabonun nerede olduğunu sorunca dışarıda olduğunu öğrendim. Hızla tahta kapıdan dışarıya çıktım. Temiz havayı soluyup, küçük kulübeye doğru yürümeye başladım. " bana kadın bul ihtiyacım var!" Duyduğum şeyle yerimde çivilendim.Bu insanlar ne kadarda değişmişti. "Oğlum bulsak bizim zaten of ikimizde o kadını..." geriye dönmeliydim! Arkamı döndüğümde karşımda iki adamı görünce korkuyla kaçmaya başladım.
Kolumdan tutan eller buna engel oldu. Hıçkırıklarım bedenimi esir alırken olayları idrak edemiyordum. " bu kız işimize yarar baksana abi kaymak gibi" iğrenç cümleyi söyleyen adama baktım 38-40 yaşlarındaydı. Diğeri daha gençti. Ağaçların arasına kadar sürüklenmiştim. "Bırakın beni, lütfen bana bir şey yapmayın!" Diye bağırıyor ellerimle adamlara karşı gelmeye çalışıyordum. "Çok eğleneceğiz güzelim" çığlık atmaktan kuruyan boğazım ses çıkarmama izin vermiyordu. Yıpranmıştım. 19 yıldır yaşamım boyunca bu kadar korkuya ilk defa rastlamıştım.Büyük bir ağacın yanına yaklaştığımızda beni yere fırlattılar genç adam ellerimi tutuyor diğer adam ise kemerini çıkartıp bacaklarıma sürtüyordu. Yolun sonundaydım, bağırmak istiyor ama sesim çıkmıyordu. Kaybetmiştim. Adam pantolonunu indirip elbisemi yukarı çekti. Yüzümü yana çevirip çırpınmaya devam ettim. Kolumu tutan genç adam bir elini göğüslerime götürünce her şeyin bittiğini düşündüm. Kilodumu sıyıran adam sırıtıyordu. Gördüğüm görüntüyü unutmaya çalışıyor, ölmeyi diliyordum.
*********
Bitmişti, hayatım bitmişti.Uzun süredir oturduğum ağacın altından gökyüzüne baktım. Dün gece yaşananlar film şeridi gibi gözümün önünden geçip giderken ağlamam şiddetlendi. Gitmem lazımdı ama nereye? Ayağa zorda olsa kalkabilmiştim heryerim ağrıyordu. Tecavüze uğramak kötü bir şeydi. Peki 2 kişinin tecavüzüne uğramak? Görüntüme aldırmadan caddeye çıkmak için ilerlemeye başladım. Yalpalayarak yürüyor, aklımı kullanamıyordum. Dakikalar sonra arabaların geçip durduğu anayolu fark ettim, belkide saatlerdir yürüyordum. Hatırlamıyordum.
Gidecektim bu dünyadan hem yaşasam ne olacaktı ki? Gelen arabanın önüne atlayacak bu kabusu bitirecektim. Hızla gelen arabayı görünce yola doğru ilerledim. Önümü arabaya dönüp gözlerimi kapattım. Bitmişti işte bitiyordu...

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 16, 2019 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Tut ElimiWhere stories live. Discover now