Erlik han

49 2 0
                                        

Dağlarda virane hapsolmuş, bir Tanrı, yarattı kendi gibi hapsolmuşları. Çekiciyle düzeltti kılıcını, bağırdı tüm kibriyle
- Ben Erliğim!

Erlik kurt gövdesiyle insan bedenini birleştirdi ve üfledi insan bedenine. üç defa çekicini örsüne vurdu.
- Borbos ol, Borbos ol, Borbos ol.
Çekiçten kıvılcımlar sıçradı. Kurt ile insanın; etleri ve kemikleri birleşti.
Kurt kısmın ayakları kıpırdanmaya başladı. Ama insan kısmı ne kıpırdanıyor ne de konuşuyordu. Erlik insanın kulağına eğildi ve söyledi:
- Tek vücut ol kurt ile. Güç al benden, uyan insan.
Erliğin sözleri insanın bedenine nüfuz etti. Sözlerin etkisiyle insanın tüm sinirleri ve göz kapakları kıpırdamaya başladı ama tekrar kapandı. Erlik binlerce denemenin ardından pes etmeyecekti
Erlik,  örsünü çekicine 3 kere daha vurdu. İnsan uyandı ve şaşkınlıkla etrafına bakındı. Karşısında dev gibi bir insan vardı. Bir süre öylece baktı daha sonra çıplak bedenine ve bacaklarına bakmaya çalıştı ama bacaklarını göremiyordu gördüğü yalnızca kurt gövdesiydi. Birden irkildi
Borbos korkuyla yukarı sıçradı daha doğrusu yukarı sıçramaya çalışıyordu ama dört bacağı yerde kayıp duruyordu. Dengesini sağlayıp yürümeye çalışıyordu ama yürüyemiyordu.
Erlik, tebessümle yarattığı varlığa bakıyordu. Kendisiyle gurur duyuyordu. Bir vakit sonra yüzündeki tebessüm kayboldu uzun bıyıkları aşağı doğru kıvrıldı kaşları çatıldı
Erlik, yaşadığı gururdan çıktı, Borbos'un yürüyemediğini fark etmişti. Borbos denge sağlamaya çalışırken Erlik, koskoca ellerini borbos'a doğru uzattı. borbos erliğin baş parmağından tuttu
Adım atmaya çalıştı. Borbos zor da olsa bir kurt adımı attı içinde garip bir sevinç vardı. İçindeki duygu yalnızca ilk kurt adımını atmanın sevinciydi. Borbos'un yürüdüğünü fark eden Erlik, yavaşça Borbosun elini bıraktı. Borbos erliğin elini tutmadığını fark etmeden yürümeye başlamıştı. Sevinçle erliğe baktı.
Erlik tüm haşmetiyle geriye doğru büküldü, bıyıklarını sıvazlayıp ciddiyetle borbosu süzdü.
Birden yüzündeki ciddiyeti kaybedip Borbos'a tebessüm etti, tebessüm yerini Derin bir kahkahaya bıraktı.

Yaratık pençelerini büküp yere oturdu erliği süzdü.
- Ben kimim? Burası neresi? neden buradayım?
Erlik iskemlesine oturmuş kılıcını bileiliyordu. gaffurca kılıcını ateşin içine soktu piposunu alıp tüttürmeye başladı
- Bana en çok yaklaşan pek şanslı kişi sensin. Benim dağlarımdasın, burası benim evim. Tüm her şey benim hediyemdir. Şimdi ye iç ve senin adın borbos olsun.
Erlik bir yandan piposunu çekiyor bir yandan borbosla konuşuyordu. Borbos kadim sesin emredici tonuna esir olmuş öylece bakıyor küçük bir çocuk gibi başını sallıyordu.
- yaşamı sana ben verdim Borbos. Şimdi diz çök ve bana itaat et.
Erlik han iskemleden ayağa kalkmış borbosa kibirle bakıyordu.
Borbos, boynunu yere eğdi, belini büktü
- Bana adınızı bahşedin? Adınızı bahşedin ve sizin için öleyim.
- Bana erlik derler Borbos. Dağlarda yaşarım, yaşam bahşederim kelam ederim bağırmamla volkanlar patlatırım çekicimle şimşekler çaktırırım ve bana kimse karşı koyamaz. Ölmeyeceksin Borbos, bir görevin var.
Borbos şaşkın şaşkın etrafına bakınıyordu tüyleriyle oynadı saçlarını karıştırdı.
- Nedir benim görevim? Diye sordu.
- Benim savaşçım olacaksın dünyada benim olan her şeyi alacaksın
Borbos bir süre sustu. Ateşe baktı, gerçek bacaklarını yanan ateşin içinde kavrulurken gördü. Geçmişindeki anılar kesik kesik canlanıyordu gözünde. Bunlar benim bacaklarım mı diye düşündü. Hatırladığı son şey hazine aramak için bir mağaraya girmesiydi.
Her şeyi anlamasının uzun sürmemesinin sebebi hala bir tarafının insan olmasıydı, düşünüyordu, bir kurbandı, bacaklarını feda eden bir kurban. Üstelik sadece ne olduğu belirsiz bir canlı olmak için bacaklarını feda etmişti. Bu durum onu yine düşündürdü ve içinde tiksinti uyandırdı. Erlik'ten korkarak da olsa onun iradesine karşı koydu
- Sen beni öldürdün ve sonradan yaşam verdin bu durumda sana borcum yok Erlik.
Erlik ketum bir sesle bağırdı.
- Borbos ol  mahluk. Erlik, Borbosun insan tarafının ağır bastığını fark etti.
O hala bir insandı.
Borbos, duvarda asılı mızrağı aldı.
- Beni öldüremezsin. Koy o mızrağı yerine. Borbos ol.
Erlik, çekicini örsüne vurdu.
Borbos kıvılcımlardan kaçmayı bildi. Gerilerek erliğin gövdesine doğru  mızrağını attı.
Mızrak erliğin göğsüne saplandı. Erlik yerinden kıpırdamadı bile. Hiç acı hissetmedi.
Mızrağın saplandığı yerden damla damla kan akmaya başladı. Erlik mızrağı gövdesinden çekip aldı ve ateşin içine attı. Borbos'a sertçe baktı
- Ben senin Tanrınım bu ne had bilmezlik?
Borbos  gülümsedi
- Sen Tanrı değilsin intikam almaya yemin etmiş birisin, sen Erlik'sin.
Erlik bu sözlere  güldü
-Cahcahcahcah
Erlik avuçlarını açıp kollarını yavaşça havaya doğru kaldırmaya başladı.
-Uyanın çocuklarım.
Yerden Borbos'un hayatında görmediği büyüklükte yılanlar çıkmaya başladı niyetleri Borbos'u sokmaktı.
Borbos yılanlardan kaçmaya çalıştı ama kaçamadı.
Yılanlar insanın kurt bacaklarından ısırıp zehrini boşalttı. Borbosun bacakları felç oldu öylece kaldı. Erlik Borbos'a doğru elini uzattı. Tek hamleyle yılanların arasından çekip aldı.
- Uyuyun çocuklarım
dedi. Yılanlar tekrardan toprağın içine girmeye başladı. Erlik Borbos'u yılanlara bıraksa yılanlar öylece yutacaktı. Buna izin veremezdi. Şimdiye kadar yarattıklarının en güçlüsüydü.
Erlik, Borbos'u tezgahına yatırdı.
- Beni yere bırak pis dev. Dedi ağzından tükürükler saçarak. Zehrin etkisi yavaş yavaş etkisini götermeye başlamıştı.
Erlik, Borbos'un sözlerini ciddiye almadı. Alevlerin içerisinden kılıcını aldı ve Borbos'un beynini dağladı. Anılarını unutturdu bu onu daha itaatkar yapacaktı.
Çekicini örsüne vurdu ve Karahan'a olan tüm kinini üfledi.
- İtaatkar ol, Borbos ol. Kıvılcımlar Borbos'un her yanına sıçradı.
- Uyan kulum, uyan şimdi.
Borbos gözlerini açtı ve ayağa kalktı. Yürümeyi öğrenmeye çalışmadı çünkü artık insan değildi bir yaratıktı.
- Sen kimsin? Diye sordu Erlik han
- Ben Borbosum, senin kulunum. Dedi.
- Amacın nedir? Diye sordu
- Amacım sana kul olmak, Karahan'ın çocuklarından intikam almak. Dedi Borbos
- Sen kimsin?
- Ben Borbosum, tanrım.
Borbos yine bağırdı.
-Ben Borbosum. 
Erlik, sonunda istediğini başarmıştı. Kendine itaat eden güçlü bir canlı yaratmıştı. binlerce denemenin ardından ilk başarısının aksiyonuydu tüm bunlar. 
- Çoğalın çocuklarım çoğalın ki daha güçlü olun. Eviniz acun, silahınız kılıcım olsun.
Erlik Han, Borbos'a kılıcı, ok kullanmayı ve savaşmanın tüm inceliklerini öğretti.
Erlik Han her şeyini alıp yer altının derinliklerine doğru yola koyuldu.
Evini Borbos'lara bıraktı. Çoğaldılar geliştiler. Yeryüzüne doğru çıktılar, ilk nefeslerini Tanrı dağlarında aldılar. Dünya onları daha da kaslandırdı boyları uzadı, kuvvetlendiler. Dünyaya ilk çıktıklarında nüfusları iki bin kadardı dünya onların üreme gücünü artırdı senelerce insanlardan saklanarak yaşadılar, ürediler. Toplam nüfusları elli bin kadar olduğunda ortaya çıkıp Semerkand'a saldırdılar kimseyi sağ bırakmadılar, gittikleri yeri yakıp yıkıyorlardı. Bu zulme birinin baş kaldırması gerekiyordu. Kargaşa Semerkand'a hakim oldu. Semerkand kan ve sinekle dolduğu anda, Semerkand'lı kamlar kurtulmaları için Karahan'a yakmalık sunular ve kurbanlar sunmuşlardı, ama yardım gelmeyecekti. çünkü Karahan Semerkand'ı unutmuş gibiydi.

Kadın çocuk demeden herkesi öldürmüşlerdi. 

AsyaWhere stories live. Discover now