- 1 -

63 21 13
                                        

-Suskunluk en büyük barikattır insanın kendine kurduğu ve Bakunin'in de söylediği gibi, barikat kurmak bir sanat eseridir...


İnsan hayatını değiştirecek sabaha uyandığını hisseder mi ?
Derin hissetmişti. O sabahta bir terslik olduğunu uyanır uyanmaz kanayan parmağından biliyordu.

Her sabah olduğu gibi o sabahta Süreyya Teyzesinin geceden onun için komidinin üzerine bıraktığı limonlu suya uzandığında ani bir acıyla kendisine çektiği parmağı kanıyordu. Siyah bir toplu iğnenin kanattığı parmağını acıyla emerken onun başucuna nasıl geldiğine dair en ufak bir fikri yoktu. Derin her türlü iğneden bir canavarmışçasına korkardı. O iğnenin oraya nasıl geldiğini hayatı boyunca çözemeyecekti. O sabah elinde açılan minicik yaranın kalbinde oluşacak olan kocaman felakete işaret ettiğini anlamadığı gibi...

Hiçbir zaman işaretlere inanan, onlara dikkat eden biri olmamıştı Derin. Hayatı geldiği gibi yaşayan, çoğu zaman dikkate almayan; ailesinin tek kızı olduğu için bir hayli rahat büyütülen ve bu tutumundan hayatının hiçbir döneminde vazgeçmeyen bir kızdı. Fakat o sabah, her nedense kötü bir his oturmuştu içine ve görünen o ki kalkmayı da düşünmüyordu bir süre.

Yatağının içinde doğruldu, derin bir nefes aldıktan sonra koyu kestane rengi, kısa kestirdiği saçlarını tepede dağınık bir şekilde toplayarak her sabah yaptığı işleri tekrar etmek için yatağından çıktı.

Oldukça sade döşenmiş, büyük, deniz manzarılı odasında hiç acele etmeden hazırlandı. Bugün üniversitenin ilk günüydü ama bu onu dert etmiyordu, hiçbir şeyi dert etmediği gibi...

Derin Saraçoğlu.
19 yaşında, yaşamını çoğu insanın hayal bile edemeyeceği şekilde güzel şartlarda yaşıyor olan, Saraçoğullarının prensesi kabul edilen; ailenin tek kız çocuğu olması nedeniyle göz bebeği sayılan bir kızdı fakat bütün bu sebepler onu asla şımartmamış, kalbini kibirle doldurmamıştı. Fazlasıyla umursamaz biriydi, yüzünden eksik etmediği gülümsemesi çoğu zaman yanlış anlaşır; kibir olarak anılırdı fakat Derin kibrin yanından bile geçecek birisi değildi ki. Sahip olduğu lüks yaşam sadece arabasından belli olurdu. Oldukça sade zevkleri, insanlara karşı tutunduğu mütevazi, nazik ve sevecen tavrı annesi Hayal Hanım'ı rahatsız edecek derecedeydi.

İçine toplanan kara bulutlara aldırış etmemeye çalışarak:

-Günaydın Süriiş, diye sarıldı mutfağa girdiğinde Süreyya Hanım'a.

Süreyya Hanım'a bir tek o böyle şımarak davranabilirdi. Evlerinin temel taşı, babaannesinin sağ kolu, kendisinin bakıcısı, evi çekip çekiştiren; diğer çalışanları düzene sokan Nermin Hanım sert bir kadındı. Güldüğünü sadece torunu bellediği Derin'i gördüğünde görebilirdiniz. Onun dışında tüm evin bütün işleri uğraştığından mıdır bilinmez, asla gülümsemezdi. Saçlarını her zaman ensesinde sımsıkı topuz şeklinde toplaması da ona ayrı bir sertlik kazandırmıştı sanki.

-Günaydın güzel çocuğum, diyerek yumuşattı çehresini Süreyya Hanım.

-Günaydın ey ahali !!

Annesi ve babası tam manasıyla birer işkolikti ve son birkaç yıldır Amerika'ya açtıkları şirket nedeniyle bir ayakları -aslında iki ayakları da- Amerika'daydı. Burada bulanan şirketlerinin başında ise abisi Yağız ve kuzeni Can vardı. Derin'e evdeki çalışanlarla aile gibiydi.

DerinlerdeWhere stories live. Discover now