Rüyalar ve kabuslar hayatın her evresindedirler. Nasıl olduklarının bir önemi yoktur. Sizin bilinç altınızdaki korkularınızın ve düşüncelerinizin gün yüzüne çıktığı anlardır. Ve çoğu insan boşuna korkmaz. Rüyalar sizi gerçeğe -belki de sona- hazırlar.
~~~
"Hyung, lütfen gitme." diye fısıldadı küçük olan. Yoongi hyungu onu bıraksın istemiyordu. Jeongguk yıllardır, onunlaydı ancak Yoongi...
Onu artık istemediğini söylüyordu.
"Jeongguk, sen hastasın tamam mı? Sok bunu o küçük kafana." dedi sert bir tonla. Jeongguk birkaç saniye boyunca kollarını ve bacaklarını doladığı Yoongi'nin bacağında şokla dona kaldı.
Hasta olduğunu zaten biliyordu ancak bunu psikoloğu ve sevgilisinden duymak...
"Ne bekliyordun ha? Artık iyileştiğini falan mı söyleyecektim?" alaylı gözlerle bacağına sarılan küçüğe baktığında onun minik ellerinin sinirle sıkılaştığını gördü.
'Oldu bu iş.' diye geçirdi içinden. Jeon söylediklerinden sonra hayatını o iğrenç adıyla daha fazla lekelemek istemezdi. Ancak küçük olan sulu gözleriyle yalvarmaya başladı.
"Hyung, gitme l-lütfen. Ben seni çok seviyorum. Lütfen gitme Hyung, her ne kötü alışkanlığım varsa bırakırım, istersen değişirim de senin için."
Yoongi sabrının son demlerinde olduğunu ve yakında patlayacağını düşündü bir anlığına.
"JEON BIRAK BENİ." diye sanki küçüğün söylediklerinin onda hiçbir değeri yokmuşçasına bağırdığında Jeongguk gözlerinin daha bulanık görmeye başladığını fark etti.
"OLMAS!" diye bağırdı, bağırdığında peltekleşen sesiyle. Anlayamıyordu, neden hyungu onunla ilk kez aşk yaptıktan sonra gidiyordu ki? Çok mu bağırmıştı acaba? Rahatsız mı etmişti onu?
"Jeon, anla artık şunu: Seni artık görmek istemiyorum. Kabullen bunu sen hastanın tekisin."
Jeon, artık var olmayan sabrıyla birlikte ağlamaya ve ara sıra duyulan hıçkırıkları bacağın sahibini de kendi ile sarsmaya başladı.
Sevdiği adam, Min Yoongi. Siyah saçları ve bembeyaz bir teni vardı. Çoğunlukla ağır başlı olurdu ama bu Jeon ile olan terapileri ve geçirdiği zamanda nadiren görünen bir özellikti. Etrafındaki herkese karşı sert ve güçlü bir görünümü olan Min Yoongi, küçük sevgilisi ile başbaşa kaldığında onu güldürmek için saçmalıklar yapardı. Bazen de onu sadece öperdi. Çünkü, sevgilisi o zamanlarda da genişçe gülümsüyordu.
Dün gece. Dün gece ilke kez bu kadar ileri gitmişlerdi. Ancak dün gece ona çok nazik davranan Yoongi, ne olmuştu da sabahında ona böyle davranıyordu?
Aklında yankılanan sesle durakladı tüm düşünceleri.
Seni kullandı.
"Beni kullandın."diye fısıldadı. Sesi az öncekinin aksine titrekten çok sakin çıkıyordu.
Yoongi yüzüne kondurduğu o sırıtışla içinden geçirdi. 'Yeni mi anladın cidden?'
"Evet Jeon, seni kullandım. Şimdi beni rahat bırak." Jeongguk tüm düşüncelerinin arasında en gerçekçi olanın yüzüne çarptığını hissetti.
O giderse yemek yiyemezdi. Yoongi giderse yemek yemek ya da su içmek için hiçbir sebebi kalmazdı. Sevdiği adam dışarıda başka insanlarla gününü gün ederken o takvim yapraklarına bakarak öleceği günü beklerdi.
YOU ARE READING
Кошмар
FanfictionRüyalar ve kabuslar hayatın her evresindedirler. Nasıl olduklarının bir önemi yoktur. Sizin bilinç altınızdaki korkularınızın ve düşüncelerinizin gün yüzüne çıktığı anlardır. Ve çoğu insan boşuna korkmaz. Rüyalar sizi gerçeğe -belki de sona- hazırla...
