Gül'den
Uyuyan bir prenses olmak isterdim. Daima uyuyan bir prenses...
Ayaklarım yorganla kısa bir savaş verip yataktan aşağı sallanmaya başladı. Evdeki tiz sessizlikle büzdüm dudaklarımı. Eskiler doldurdu aklımın içini. Aylar önce kaybettiğim babam ve yıllardır beni yalnız bırakan annem. Tek çocuk olmanın böyle bir dezavantajı vardı değil mi? Annen ile baban yanındaysa biriciksin, teksin, gerçek bir prensessin. Ama onlar gidince böyle tek başına kalıyorsun. Başına ne gelirse gelsin tek başına savaşmak zorundasın.
Belki de en zoru bu. Ağlayacak bir omuz gülümseyecek bir yüz olmamasıdır.
Ama...
Yüzümdeki buruk gülümsemeyi atıp yerine kocaman bir gülücük kondurup elimi karnımın üzerinde dolandırdım. Bebeklerim... Anneniz çok mutlu ve sizde çok mutlu olacaksınız...
Belki yalandı ya da belki sadece bir hayal. Ama güzel bir hayaldi.
Kapının yumruklanarak çalınmasına kadar...
-Bir kaç ay önce-
Yatağımın ortasında oturmuş bitter çikolatamı yerken bir yandan da bebeklerimdeydi elim. 11 haftalık olmuşlar ve ben onları daha yeni öğrenmiştim. Ayrıca Hakana anlatmak için can atıyordum. Babalarının daha onlardan haberi yoktu. Bu aralar eve neredeyse hiç gelmiyor. Gelse de çalışma odasından çıkmıyordu. Şirkette büyük bir problem olduğunu düşünüyordum. Yoksa sorduğum sorulara ters cevap vermesinin, sürekli beni terslemesinin başka açıklaması yoktu bence.
Hakan ile aşk evliliği yapmamıştık. Açıkçası babalarımız yüzünden olmuştu evliliğimiz. İlk başlarda buna çok karşı gelmek istesem de Hakanı tanıdıktan sonra akışına bırakmaya karar vermiştim. Hakan iyiydi. Baya iyiydi. Birkaç haftaya kadar önce iyiydi. Bir sıkıntı vardı ve beni bu sıkıntıdan uzak tutmak istiyordu. Zaten ne zaman sıkıntılarını dile getirmişti ki. Bu huyunu hiç sevmiyordum. Sıkıntılarını benimle paylaşmasını birlikte dertlerine çözüm bulmayı isterdim. Ama kendimi çoğu zaman kafesinden çıkamayan kuş gibi hissediyordum. Evlendiğimizden bu yana sayılı kez dışarı çıkmıştım bu kocaman evden. O da hakanla birlikte olma ve yanından ayrılmama şartıyla. Evliliğimizden bir süre sonra yanında eşi olarak değil de korumaya çalıştığı küçük kız kardeşi gibi davranmaya başlamıştı bana. Bunu korumacı tavrına bağlıyordum sıklıkla.
Yanaklarıma doldurduğum nefesimi dışarı üfledim. Son çikolatamı ağzıma atıp baş ucumdaki koca bir bardak sütümden küçük bir yudum aldım. Telefonumu elime aldığımda ekranda 'hayatım' yazısı belirince yüzümdeki kocaman gülücükle küçük yeşil yuvarlağı sağa doğru çekiştirdim hızla.
"canım"
"tüm eşyalarını toparla gül!"
Başka bir şey demeden kapatmasıyla yüzüm düşse de tatile gidecek olma düşüncesiyle tekrar eski moduma dönmüştüm. Acaba nereye gidecektik?
Bu tatil çok iyi gelecekti bize. Bebeklerim, bu tatilde sizi babanızla tanıştıracağım. Çok mutlu olacağız. Çok çok mutlu!
Kunt'tan
Önümdeki evrakları elimin tersiyle itip hızla çıktım odamdan. Karşımdaki odaya daldım. Destursuz olmasını o an önemsemedim hiç. Babam sinirle bana bakarken ben karşısında oturan adama yönelmiştim çoktan.
"s*ktir olup git buradan! Seni de o pislik verilerini de istemiyorum bu şirkette!!"yakasından tutup ayağa kaldırdım onu. Sıkılmıştım artık bu usulsüz işlerden. Ben durumu topladıkça işleri daha çok bozuyordu bu şerefsiz.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kunter
General Fiction**İleriki bölümden kesittir** Kunter Arslanoğlu Odadan yavaşça çıkıp mutfağa ilerlerken Gül'ün sesini duydum. Mutfaktaydı sanırım. Biraz daha ilerleyince onu masanın başında kolları karnına dolanmış bir şekilde buldum. Ses çıkarmayıp bekledim. "Tam...
