∆BİR∆

49 13 4
                                        

Pazar günlerinden nefret ediyordum. Kasaba her zamankinden daha kalabalık ve çekilmez bir hâl alıyordu. Eminim kimse bu durumdan hoşnut değildi. Güneş sıcaklığı ile havayı kavuruyor ve durumu daha da zorlaştırıyordu. Ben yine de kendime sığınacak bir ağaç gölgesi bulmuştum.
Sabahın erken saatlerinde açılan dükkanlar tıka basa doluydu. Ben kalabalıktan yararlanmış ve öğle yemeğini çıkartacak birkaç şeyi zorlanmadan ve kimse görmeden almıştım. İnsanlar oradan oraya koşuştururken bunu yapmak çok da zor olmamıştı.
Karşı kaldırımda, vitrinin hemen önünde elindeki piposunu ciğerlerini dolduracak kadar çeken iyi giyimli adam taktığı siyah şapkayla güneşten korunmayı hedeflemiş gibiydi. İşe yaradığını sanmıyordum ve umurumda da değildi. Kendimi etrafta koşuşturan sürünün akıntısına bıraktım ve beni adama götürmesine izin verdim. Tam arkasında durduğumda tahmin ettiğim ve boynunda taşıdığı mühürden de anlaşıldığı gibi bir melekti.

İhtiyacım olan şey buydu üstelik tam karşımda duruyordu.

Gri pantolonunun cebine sıkıştırdığı bozuklukları görebiliyordum.
Daha fazlası olduğuna hiç şüphem yoktu.
Aramızdaki mesafeyi kapatmak için bir iki adım daha attım ve elimi hızlı ama fark edilmeyecek şekilde cebine daldırdım. Parmaklarım metalin ve altın olduğunu umduğum zincirin dokusuyla bütünleştiğinde hızla çekip kendi cebime daldırdım. Aynı hızla arkama döndüm. Aramızdaki mesafe kısa sürede açıldığında beni buraya getiren kalabalığın geri götürmesine izin verdim.
Beton zemin üzerine dikilmiş binalar etrafımızı sarıp, gökyüzüne kadar uzanıyordu. Her yerden görünebildiklerinden eminim. Meydana ismini veren de bu binalardı.
Göğeyükselen platformu. Bu ismi bulurken harcadıkları çaba taktire şayan olmalı.
Giderek yükselen gürültüyü duyduğumda yönümü o tarafa doğru çevirdim. Güvenlik görevlileri iki genci kollarından tutmuş hırpalıyordu. Yüzlerine savurdukları bir iki yumruktan sonra sarı saçlı olanın cebinden çıkarttığı gümüş kolyeyi havada salladı. Dudaklarına kondurdukları gülümseme gençlere her vurduklarında daha da belirginleşip kahkahaya dönüştü. Karşılarında yalvaran gençleri görmek onları tatmin ediyordu. Anlaşılan iki gençte bu işte oldukça yeni ve deneyimsizdi. Ortalıkta dolanan ve sadece melek krallığına çalışan bir güvenlik ordusu olduğu sürece suç işlemek için iki defa düşünmek gerekirdi. Belki de düşünmemek en iyisiydi ama insana fazla şans bırakmayan bir düzen içerindeydik ve başka çaremiz yoktu.

Omuzumda hissettiğim dürtüyle olduğum yere mıhlandım. İşim bitti. Hayata elveda deme vakti geldi kızım. Arkamdaki şey muhtemelen bir güvenlik görevlisiydi. Beni tutuklama ve öldürme işini keyifle yapacağından hiç şüphem yoktu. Aklımda beliren kısa süreli bir düşünceyle koşup kalabalığın arasında kaybolmayı düşündüm ama bu bir işe yaramazdı. Beni yakalaması saniyelerini alırdı ve oracıkta infaz ederdi.
İki şekilde de ölecektim belki ama kaçarak değil.
Dürtü kendini yinelediğinde, elini sıkıca tuttum ve çoktan yumruk yaptığım elimi yüzüne geçirmek için hızla arkama döndüm. Kendime siyahlar içine bürünmüş bir güvenlik görevlisi bulmak yerine siyah saçlarının altında kısılan gözleriyle sırıtan bir yüze bakarken buldum.
Cole Wilter. Yedinci yaş günümde hayatıma giren tek ve gerçek arkadaşım. Evde doğum günümü kutlayan tek kişininde artık hatırlamadığını düşünüp meydana gelmiş ve posta kutusunun yanındaki banka oturup ağlamıştım. Kafamı kaldırdığımdaysa bana doğru yaklaşan iki yeşil göz ile karşılaştım. Cebinden çıkarttığı peçeteyi bana uzattı. Ardından sessizce yanıma oturup konuşma önceliğini bana bıraktı. "Neden ağladığımı merak ediyorsun" dedim akan burnumu verdiği peçeteye silerken. Sessizliğini korudu. "Bugün benim doğum günüm ve kimse bunu bilmiyor. Yani senin dışında" suratında beliren tebessüm ile bana döndü " Fenaymış" ellerini bilmiş bir edayla önünde birleştirdi. "Doğum günün kutlu olsun" dedi. Beni gülmsetmeyi başarmıştı.
Jason beni bulana ve doğum günümü hiçbir zaman unutmadığını ve unutmayacağını söyleyip beni eve gitmek için ikna edene kadar o bankta oturduk ve ölüm bizi ayırıncaya dek arkadaş kalacağımıza söz verdik.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 08, 2024 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

ŞAFAK KRALİÇESİ Stories to obsess over. Discover now