...perdenin aralığından,göz kapaklarını yırtarcasına içeriye süzülen sokak lambasının ışığı uykulu gözlerini adeta kemiriyordu.tek istediği şey biraz daha uyumaktı.arkasını dönüp bu ızdıraplı anı her bitirmek istediğinde bu kez de kabus dolu düşüncelerinin içinde buluyordu kendini.bir çıkmazın içinde debelenip duruyordu.ya uyumalıydı ya da artık 'uyanmalı'.
saat henüz sabahın ilk saatleriydi,çöp arabalarının sesine karışan ezan sesleri,korna sesleri,kepenk sesleri...işkence altında ki gözlerine şimdi kulakları da eşlik ediyordu.rüyalarına dönmek istiyor,yaşamının kısır döngüsü içinde ki keşmekeşe tekrar başlamamak için hem kendine hem sokak lambasına tüm o bağırış çağırışlara o da sessiz çığlıklar ile küfrediyordu.uyanmak istiyordu.belki biraz yürümek,sabahın soğuk havasını iliklerine kadar hissetmek.ya da gitmek.doğrulup olduğu yerden,öylece ardını arkasını düşünmeden gitmek.ne demişti celine "ah! şu çekip gitme isteği yok mu?uyuyabilmek için!öncelikle!ve eğer uyumak için çekip gitme olanağı gerçekten kalmadıysa,yaşama isteği de kendiliğinden kayboluyor zaten"...ne de doğru...
