(Bölüm Öncesi)

5 2 0
                                        

Yağmurla birlikte gözyaşlarım da şiddetini arttırıyordu. Yetimhanenin bahçesinde kaç saattir oturduğumu bilmiyordum. Kafamı caddeye çevirdiğimde yağmurda koşuşan insanları gördüm. Yağmurdan kaçılır mıydı? Caddenin sağ tarafından gelen çığlıkla yönümü oraya çevirdim. Acaba ne olmuştu? Merak... Kiminin başına dert açan kimine de güzellik kazandıran duygu. Tekerlekli sandalyemi ittirmeye çalışırken kol kaslarımın hala ne kadar güçsüz olduğunu fark ettim. Vazgeçtim. Ne de olsa internette gözükürdü. Oraya gitmeme gerek yoktu. Var ama aynı zamanda olmayan bacaklarıma baktım.
Bundan 10 yıl önce 5 yaşındayken arkadaşlarımla sokakta oyun oynuyordum. O gün mahallede ki arkadaşlarımla evcilik oynamaya karar vermiştik. Aralarında en küçük ben olduğum için oyunda evin küçük kardeşi olmamı söylediler. Kabul ettim. O an ne kadar mutluydum, anlatamam. Biri beni ittirdiğinde yere düştüm. Ne olduğunu anlamamıştım. Bazıları çığlık atıyor, ben ağlıyordum. Bu kuzenim Simge'ydi. Benden nefret ederdi. Uzun kıvırcık siyah saçlarımı, beyaz tenimi, yeşil kocaman gözlerimi kıskanırdı. Hatta adımı bile. Defne AKSOY... Kıskanılası bir isim yoktu aslında. O gece başım çok ağrımıştı. Annemgile söylediğimde düştüğümde başımı vurmuş olduğum için ağrıdığımı söylediler. İki gün sonra sabah baygın haldr bulmuşlar beni. Doktora gittiğimizde bir hastalığa yakalandığımı ve ayaklarımın yavaş yavaş işlevini kaybedeceğini söylemişler. Cidden de öyle oldu. 1-2 ay sonra iki ayağım da işlevini kaybetmişti. Artık ne yürüyor ne koşuyordum.
Ailemin ameliyat ettirecek parası yoktu, bakmakta istemediler. Yetimhaneye bırakmaya karar verdiler. O gün o kdr çok ağlamıştım, yalvarmıştım ki beni bırakmasınlar...
Tekerlekli sandalyemi biri ittirince anlık şokla çığlık attım. Ne zamandır burada böyle duruyordum ki. Kafamı çevirdiğimde benden yaşça büyük bir erkek gördüm. Anlık şokla hala kalbim hızlı hızlı atıyordu. Bu halime güldü ve:
- Sakin ol ufaklık. Seni yetimhanenin önünde ağlarken görünce kendimi tutamadım özür dilerim. Ha bu arada umarım hasta olmazsın, dedi.
Ne diyeceğimi bilememiştim. Beni yetimhane bahçesinden içeriye sokup kapıya getirdiğinde gitmek için hazırlanmıştı. Sakinleşen kalbim korkuyla tekrardan hızlı hızlı atmaya başladı.
- Gitmesen olmaz mı? Bari adını söyle olmaz mı?
Kekeleyerek söylemiştim. Neden bu kadar korkmuştum.
- Korkma... Şşş! Adım Özgür ama benim gitmem lazım işim var. Tekrardan gelirim olur mu?
- Olur Özgür abi. Gel, gelebilirsin yani hep gel. Olur mu Özgür abi.
- Abi? Pardon sen kaç yaşındasın ki?
- 15 yaşındayım. İsmim de Defne. Şey sormadın da söyleyim dedim.
- Im peki. Ben de 16 yaşındayım sormadın da söyleyeyim dedim. Ha bu arada aramızda 1 yaş var abi demene falan da gerek yok.
Gülümsedi. Bu nasıl bir gülümsemeydi.
- Peki Özgür.
- Hoşça kal Defne.
- Hoşça kal Özgür.
Özgür koşarak yetimhaneden çıktı. 10 yıldır Ece, Leyla ve Fatma dışında kimseyle konuşmamıştım. Ha bir de Suna Hanım ve Maide Abla vardı. Kalbim o yüzden mi bu kadar hızlı atıyordu sanki kalbim de midem de karnım da her yerim de kelebekler uçuşuyormuş gibiydi. Ailem bile beni buraya bıraktıktan sonra gelmemişti. O gelir miydi yanıma?

İKİNCİ ŞANSStories to obsess over. Discover now