-1-

287 152 89
                                        

Tam 23 yaşına giriyordu bugün. Evet, daha çok genç olabilirdi fakat o, bir şirketin sahibi ve yöneticisiydi. Güneş Aykan, dedesinden kalan bu şirketi kendisi büyütüyordu. Bu yıllara kadar şirketi daha çok büyüterek getirdiği için kendisiyle gurur duyuyordu.

Anne ve babasını bir trafik kazasında kaybetmişti. Hatta o trafik kazası olduğuna inanmıyordu. Çünkü içindeki bir his kendisine öyle söylüyordu. Olayın gerçekleştiği yerde ne bir kamera, ne de bir şahit vardı. Bu sebeple dosyanın kapakları olaydan tam üç ay sonra kapanmıştı.

Günlerce ağladı, perişan oldu Güneş. Fakat hiçbir şey bu olayın bir sonuca bağlanmasına yetmedi. Daha on yedi yaşında anne ve babasını kaybetmişti. Bilirdi ki bu acı tarifsizdi, açıklanamazdı. Ne diller dökmüştü olayın bir açığa kavuşması için. Fakat hepsi nafileydi. Bir işe yaramamıştı.

Güneş ilk başta anne ve babasının ölümünü kaldıramasa da etraftaki arkadaşları sayesinde ayakta durmayı öğrenmişti. Zaten ailenin tek çocuğu olan Güneş, şirkete zorunlu da olsa bakmak zorundaydı. Ya devam ettirecek, ya da satacaktı şirketi. Onun kararı ise Aykan soyadını unutturmamaktı. Kendisine söz vermişti; ne olursa olsun, şirketi ellerimle kazıyarak büyüteceğim. Ve bu söz şu anlık gerçekleşmiş gibi duruyordu.

Yine bir sabah özel şöförüyle şirkete doğru giderken her zamanki gibi pozitifti. Dizilerde veya etrafta gördüğünüz gibi ne korkunç, ne de acımasız bir patrondu. Her zaman gülen, arkadaşlarıyla eğlenen, şirketteki tüm insanlarla sanki aynı kademedeymiş gibi konuşan bir karakterdi. Üstelik arkadaş ortamında biraz çenesi düşük bir insandır Güneş.

Şirketin kapısının önüne gelince kapıdaki görevliden biri Güneş'in inmesine izin vermeden hemen kapıyı açtı. Güneş, Asım Amca'ya teşekkür ettikten sonra arabadan indi. Görevliye de gülümsedikten sonra şirketten içeriye girdi. Burası Aykan Holding; içerisinde kaybolacağınız bir şirket.

İçeri girer girmez asistanları Güneş'in etrafında toplanmaya başladı. Hepsi elindeki kağıt ve kalemlerle Güneş'i takip ediyorlardı. Bu anı bekledikleri her hâllerinden belliydi.

"Güneş Hanım, bugünkü toplantınız için giyeceğiniz elbise hangi renk olsun?"

"Dün görüştüğünüz holding sahibi bir an önce sizden bir cevap bekliyor Güneş Hanım."

"Aras Holding, bir an önce başlamak istiyor anlaşmaya Güneş Hanım. Görüşme hazırlamamı ister misiniz?"

Bu ve bunun gibi birçok sorular... Hepsine teker teker cevap verecekti elbette ama odasında rahat bir nefes almadan hiçbirine cevap veremezdi.

Bir anda olduğu yerde durup sakin bir ses tonuyla "Bakın arkadaşlar, hepinizi teker teker çağırıp, sorularınıza cevap vereceğim. Ama şimdilik odama geçmek istiyorum. Lütfen bana müsaade edin." dedi nazikçe.

Asistanları mahçup olmuş bir şekilde başlarını öne eğerken Güneş, hızla odasına çıktı. Her gün böyle oluyordu. Bu olaya ne kadar sinirlense de hiçbirinin kalbini kırmak da istemiyordu.

Odaya girdikten birkaç dakika sonra kapı bir anda açılınca gelenin kim olduğunu tahmin etmek zor değildi Güneş için. Çünkü her zaman odasının kapısını çalmadan içeriye giren tek kişi Aslı'ydı.

Her zamanki gibi güler yüzüyle ve vücudunu çok şık gösteren elbisesiyle içeri girdi. Aslı, çocukluktan beri hep Güneş'in yanında olan tek kişiydi; tabii birkaç arkadaşı dışında. Aslı, şirketin yardımcısıydı. Güneş'in kardeşi gibiydi. Her zaman yan yana, beraberlerdi bu zamana kadar. Böyle devam etmesini de ikisi de çok istiyordu.

"Nasılsınız bakalım Güneş Hanım?"

Elindeki kağıtları Güneş'in önüne bırakıp koltuğa oturdu. Güneş sorusuna cevap vermek yerine önündeki kağıda odaklandı. Dosyanın kapaklarını aralayıp hafiften göz gezdirmeye başladı.

ATEŞHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora