8.Bölüm

24 2 0
                                        

“sen!” diye bağırdı cea yun ofisine girerken. O kadar öfkeliydi ki ses ayarı tamamen bozulmuş avazı çıktığı kadar bağırıyordu... Polis merkezine girerken görevliler tarafından eline kocaman bir kutu tutuşturulmuş birde üstüne bıyık altından gülünüp, dalga geçilmişti. Yapmadığı bir şey yüzünden yâda min woo’nun beceriksizliği yüzünden cezalandırılamazdı.

En çok sinirlerini bozan ise Eun hye tarafından kutunun üzerine yazılan kocaman “Güle güle” yazısı olmuştu. Sabrının son kırıntılarını da yazıyla birlikte bırakırken elindeki kocaman kutuyu fırlatır gibi bir yere koyup hızla merdivenlere yöneldi.

Yürürken de “Bunların yaptığı yeter artık!” diyordu. İçeri girerken avazı çıktığı kadar bağırıyor diğer ekiplerin odalarından çıkıp kapının önüne toplanmasına sebep oluyordu. Bu onlar için bir ilkti. İlk defa biri min woo ya kafa tutmaya cesaret ediyordu hem de bunu tüm polis merkezinin önünde yapıyordu.

İçeri girerken bağıran sesi kısılmış gıkı çıkamayacak hale gelmişti. Kimsenin hesaba katmadığı bir şey vardı. Cea yun öfkeli bakışlarla, min woo’nun tam yanında duran sevgili babasını gördüğünde bir adım geri atıp kaçmak isterken arkasında duran polis memurlarından birine çarpınca olduğu yerde kalıp babasını başıyla selamlamak zorundan kaldı.

Diğer yandan arkasında biriken kalabalık yüzünden kaçamayışına sinirleniyor içinden “Ne var? ayı mı oynatıyoruz burada!” diyordu. Dışındansa sadece bakıyor gıkı çıkamıyordu. Babasının “Polis memuru Han cea yun!” diye gürlemesiyle o bilindik dik başlı cea yun olurken bundan bir kaç saat önce çektiği azarın ve nutuk’un aynısını çekiyordu.

Kız sinirle ellerini yumruk yapıp sakin kalmaya çalışırken içinden sabır çekiyor ama beceremiyordu. Sinirleri yaydan farksız hale gelirken “Derhal şefinin önünde diz çöküp, Özür dileyeceksin!” diye bağırdığında kız son gurur kırıntılarının da babası yüzünden kırılıp gitmesine izin vermişti.

Min woo adamın yanında göğsü kabarmış ben yarattım bu küçük dağları edasında kasılıp dururken kız artık buna dayanamadığını hissedebiliyordu. Mesleği bırakırdı yine de bu adamın önünde diz çökmezdi. Kız yumruk yaptığı ellerini bırakırken “Bu kadar yeter baba!” diye bağırdı.

Kimse bu sözü beklemiyordu kızdan, işin açığı cea yun bile ağzından böyle bir cümle çıkacağını tahmin edemiyordu. Geldiği günden bu yana iki tarafın ortak isteği üzerine saklanan gerçek kızın kopan sinirleriyle ortaya serilmişti. Adam duyduğu sözle kızına salladığı parmağı havada kalırken çaktırmadan yanında duran min woo ya baktı.

Cea yun’un sözleri hemen arkada uğultulara sebep olurken jun suk ağzı bilmem kaç karış açık kıza bakıyordu. “Demek şefe benziyordu.” Dedi ilk gördüğü gün birine benziyor ama kime diye düşünmüş bulamamıştı... Şef ise kızının yaptığı patavatsızlığın şokunu yaşıyordu.

Yaşaması da çok normaldi çünkü 20 küsürlük hayatı boyunca 10 yaşına kadar baba demiş ondan sonra çok nadir baba demişti. Adam kızına bir şey söyleyemeden cea yun kırdığı pot yüzünden zaten başım bela da diye düşünüp aklından ne geçiyorsa tüm kalabalığın arasında bağıra bağıra dile getirdi.

“Bu benim suçum mu?” demişti başını daha çok dikleştirip. Yıllardır yakalayamadığı kişinin kadın olduğunu bile anlayamayan her şey bir yana hemen dibinde olan kişi olduğunu bilmemesi ona daha komik geliyordu.

“Onun beceriksizliği yüzünden beni ekipten atamazsınız! Elime aldığım davaların hiç birini pürüz çıkarmadan çözdüm ve suçluları ait olduğu yere gönderdim. Ayrıca onun dikkatsizliği yüzünden yürüttüğü operasyonda yaralandım ve benden bir özür bile dilemedi. Her şeyi geçiyorum yanında olan bir polis memurunun hayatını önemsemesi gereken kişi yine bir polis memurudur ve o benim sağlığımı tam iki kez tehlikeye attı hayatımı tam iki kez hiçe saydı! Ben yeni mezun olmama rağmen onun on katı daha becerikli daha zeki daha iyi bir polisim!!” demişti.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 03, 2014 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SIKIYSA YAKALAWhere stories live. Discover now