1. Bölüm

30.3K 770 135
                                        


Uzun bir aradan sonra herkese merhaba🎈
Umarım keyfiniz yerindedir😊
Burada yeniden buluşmak beni çok heyecanlandırıyor🎉

Öncelikle, "Maria Suzuki0" olan kullanıcı adımı "B. Rana" olarak değiştirdiğimi belirtmek isterim.
2018 yılında yazmaya başladığım ve pek çok güzel anıya vesile olan Aşk Rehberi adlı hikayemi  yeniden düzenledim ve yeni halini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir aksilik olmadığı taktirde her Pazar günü yeni bir bölümle burada olacağım.

Yorumlarınızı bekliyor, keyifli okumalar diliyorum✨

***

Japonya, Osaka, Nisan ayı ve kiraz çiçeği... Yıllar öncesinde bu şehirde bu gün batımını izlemek için ne kadar heyecanlanmıştım. Gökyüzünün kızıllığı, sanki pembe ve beyaz kiraz çiçekleri ile yeryüzüne yansıyordu. Üç sokak ötedeki Dotonbori'nin restoranlarından yükselen yemek ve deniz ürünlerinin kokusu, taze çiçek kokularına karışıyor az da olsa kendini hissettiriyordu. Dotonbori'nin dev ekranlarının ışıkları yanmış, büyük bir ışık topu olarak onuncu kattaki dairemden görünüyordu.

 Dotonbori'nin dev ekranlarının ışıkları yanmış, büyük bir ışık topu olarak onuncu kattaki dairemden görünüyordu

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Multimedya: Osaka Kalesi ve Kiraz Çiçekleri

Pencereden biraz geri çekildim ve bir kez daha aynı manzaraya baktım. Aslında o kadar yoğun ışık ve koku yoktu. Sanırım altı yılın alışkanlığıydı bu da. Yarın buradan ayrılacağımı bildiğim için aklım bana oyun oynuyordu belki de. Tam da milyonların Japonya'ya akın ettiği bu mevsimde; uğruna ne şiirler ne şarkılar yazılan o kiraz çiçeklerinin tüm ihtişamını sergilediği bu mevsimde Japonya'dan Türkiye'ye dönmek...

Hayır, daha da dramatize etmek istemiyorum. Ama burada altı yılım geçti. Hayallerimin ülkesinde hayalimdeki eğitimi aldım. Kendi kültürüme hem uzak bir o kadar da yakın olan bu kültürü tahmin ettiğimden daha çok benimsedim. Üstelik bu süreçte çok keyif aldım; kalabalık sakinlikten, sessizlikten, yalnızlıktan, düzenden, saygıdan...

Bunalıp ağladığım zamanlarım da oldu elbette. Hele ki ilk geldiğim zamanları düşünmek bile istemiyorum. Her ne kadar Japonca ve Japon kültürüne dair belli bir bilgi birikimim olsa da kültür şokunu iliklerime kadar hissetmiştim. O sıralarda Türk kültürüne daha yakın olan herhangi bir Akdeniz ülkesine gitmediğim için kendimi çok sorgulamıştım. Daha konuşkan, daha meraklı, daha az kurallı bir ülke.

Asya ülkeleri arasında bile düzen konusunda en azılı nama sahip olan Japonya'ya gelmek, pek de basit bir karar değil hani. Ben hangi cesaretle böyle bir işe kalkıştım hâlâ kendime inanamıyorum. Nevşehir Üniversitesi Turizm Fakültesi Turist Rehberliği Bölümünde lisans öğrencisiyken ikinci yabancı dil olarak seçtiğim Japoncanın beni ta buralara kadar getireceğini hiç tahmin etmezdim.

Şimdi geriye dönüp baktığımda kendi kendime boyumdan büyük bir mücadeleye atıldığımı görüyorum. Dört yıllık Japon dili ve edebiyatı bölümü okuyanların bile başvurmakta tereddüt ettiği Japonya Hükümeti Eğitim Bursu sınavlarına girme deliliğinde bulunmuştum. Delilik diyorum çünkü Türkiye'de bir elin parmağını geçmeyecek sayıda öğrenci o sınavı kazanıp Japonya'ya gidebiliyor. O sınavı geçmek tabi ki Ali Hoca'nın destekleri ile oldu. Ha bir de uykusuz geceler, acı kahveler, kanjiler, araştırmalar, kan, ter, gözyaşı...

Aşk Rehberi | Kayboluş & Dönüşüm  (Cilt I - II)Stories to obsess over. Discover now