Ben deli değilim!

4 1 0
                                        

Merhaba millet! Size seveceğiniz bir kitap yazmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Tembellik yapmaz okursanız sizi ilerde çok güzel şeyler bekliyor olacak. Hayatınızda okuduğunuz en güzel kitap bile olabilir. Sizi eserimle baş başa bırakıyorum.


Aria'dan

"Bak ben deli falan değilim tamam mı? Ayrıca beni istemediğim bi yere zorla gönderemezsin."
Odanın içinde kafesin içindeki bir goril gibi dolaşıyordum,her an bi şeyleri parçalayacak kadar saldırganlaşmıştım ve âdeta ağzımdan köpük saçıyordum. Abimse  parmaklarını birbirine kenetlemiş ve alnını ellerine sabitlemiş sinirle nefes alıp veriyor ancak tek kelime dahi etmiyordu. Onun sessiz hallerini görünce daha da çok sinirleniyordum ve daha da çok bir hayvan gibi davranmaya başlıyordum.
"Beni o lanet okula filan gönderemezsin anladın mı beni? ...
Buna; ne o para avcısı, gerizekalı teyzenin gücü yeter, ne de onun kamçıladığı senin."
Hala kafasını kaldırmayışı beni öfkeden çılgına çevirdi.
İçimdeki öfkeden gözüm kararmıştı adeta ve nerdeyse bayılacaktım.
Hafifçe yere çöktüm ve tekrar ayağa kalkacak gücü bulamayınca sinirden ağlamaya başladım. Biraz güç toplayınca hıçkırıklarla konuşmama devam ettim.
"Rüzgar ben senin kardeşinim, küçük kız kardeşin Aria. Nasıl benim delirdiğimi düşünebilirsin. Nasıl beni o delilerle dolu okula gönderirsin?"
Hıçkırıklarıma burun akıntımda eşlik etti ama hiç bir şey umurumda değildi hem de hiç bir şey. Kafasını yavaşça yukarı kaldırdı ve bana çağıran gözlerle baktı. Yanına yaklaştım ve hala birbirine kenetli olan ellerini tuttum, gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum ama olmak da istemiyordum zaten.
"Sana yalvarıyorum beni o okula gönderme. Hem Çağatayla da ayrıldık, toparlıyorum kendimi."
"Aria bak bu senin iyiliğin için."
Ellerimi avuçlarının içine aldı ve şefkatle baktı.
"Beni istemediğim bir yere göndermek mi senin iyilik anlayışın?
Neden bana bunu yapıyorsun? ...
İnan bunu daha önce Çağatayla birlikteyken yapsaydın anlardım. Beni ondan korumaya çalışıyorsun filan diye düşünürdüm. Ama şimdi ayrıldık işte, terk etti beni. Ve benim de tekrar ona dönmeye niyetim yok. Evet ona gerçekten aşıktım ama bitti işte. Yemin ederim bitti."
"Aria onun için değil. Evet Çağatay'ı hiç sevmem ve evet defalarca kez herkesin gözü önünde onunla kavga ettim ama bu seni başka bir yere göndermemin nedeni değil."
Bir eli ellerimi tutarken diğerini başıma götürdü ve beni kendine yaklaştırdı ve konuşmasına kaldığı yerden devam etti.
"Ama itiraf etmelisin ki tüm bunlar seni çok etkiledi ( oturduğu koltuktan benim diz çöktüğüm yere indi ve başımı omuzlarına gömdü). Yalnızca Çağatay değil tabiki. Sen 17 yaşında güzel bir kızsın hayatında bir sevgilin olması olası bir durum. Fakat( biraz duraksadı) küçüklüğümüzden beri yaşadığımız olaylar hiç de normal değildi. Annesiz ve babasız büyüdük.
En kötüsü de annelerimiz farklı kadınlardı.(kollarını iyice bana sardı).
Benimde bazen yardıma ihtiyacım olduğunu itiraf etmeliyim ama en azından benim 7 yaşına kadar normal bir ailem oldu.(Sinirlendim çünkü sanki duyguları yokmuş gibi anlatıyordu ama nasıl anlatılabilirdi ki?) sen ise 7 yaşına kadar ruh hâli bozuk bir kadının yanında yaşadın.
Kafamı ona bakabileceğim şekilde yukarı kaldırdım. Gözlerimdeki yaş henüz düşmediği için onu bulanık görüyordum.
"O benim annemdi( biraz duraksadım) ve ne olursa olsun annem olarak kalacak. Ayrıca onun ruh sağlığının yerinde olmayışı benim de delirdiğim anlamına gelmez. ( Yere  inen her bir göz yaşımın yerine daha sıcağı geliyordu). Hem beni anneannem büyüttü." Abime karşı gerçekten çok sinirlenmiştim fakat görüş alanım düzeldiğinde onunda neredeyse ağlamak üzere olduğunu fark ettim ve sinirim bir anda yerini çaresizliğe bıraktı.
"Abi lütfen teyzenin aklına uyma. Sana yalvarıyorum. Onun tek isteği benden kurtulmak."
Kendini biraz uzaklaştırarak konuşmasını sürdürdü.
" Neden böyle bir şey istesin ki. Aria bazen bazı şeyleri çok abartıyorsun. Elbette o da senin iyiliğini ister."
Kendimin bile anlam veremediği bir şekilde hızla ayağa kalktım.
"Çünkü o senin annenin ölümünden beni sorumlu tutuyor."
Hızlıca ayağa kalkmama şaşırdı. Ve ayağa kalkarak bana karşılık verdi.
"Aria sen iyi değilsin."
Sinirden başımı ellerimin arasına alıp saçlarımı çekiştirmeye başladım.
" Ben iyiyim tamam mı? İyiyim ben. Ve o manyaklarla dolu okula gitmiycem. Git- mi- yo- rum."
Çığlık atarak geri geri yürümeye başladım. Arkadaki çekmeceye çarpana kadar devam ettim.
" Aria birincisi sana deli filan diyen yok, sadece biraz psikolojik desteğe ihtiyacın var. İkincisi bu desteğe eğitiminle birlikte ancak o okulda devam edebilirsin."
Bu sırada içeri Rüzgar'ın teyzesi girdi.
" Çocuklar üzgünüm,içeri izinsiz girdim ancak konuşmaya benim de dahil olmam gerektiğini düşünüyorum."
Göğüs kafesim öfkeyle inip kalkarken yalnızca sustum ve içimdeki holiganı o kadına saldırmak için daha çok erken olduğu konusunda ikna etmeye çalıştım. Sustuğumu gören iğrenç kadın konuşmaya devam etti.
" Aria bu okula gitmek senin için en iyi seçenek..."
Sinirle lafa daldım.
"Seçenek mi? Ne seçeneğinden bahsediyorsun be sen! Bana başka bir şık sunmadınız ki! Ben hayatımdaki her şeyden mutluyum ve değişmesini de istemiyorum. Psikolojik bir yardıma filan da ihtiyacım yok. Vay efendim yaşadıklarım kolay değilmiş de sorunlu bir çocukluk yaşamışım da. Rüzgar'ın aklına bunları sokman kolay oldu mu sen ondan bahset!"
Rüzgar söylediklerimin doğruluğundan ötürü kafasını aşağı eğdi. Tüm bunları onun aklına teyzesinin soktuğundan zerre kadar şüphem yoktu. Muşmula suratlı kadının yüzü yenilgiye uğramak korkusuyla daha da çirkinleşmişti. Konuyu kendi lehine çevirmek için hemen konuşmaya daldı.
"Aria sen kendinin farkında değilsin ama kendini kontrol edemiyorsun. Lütfen sakinleş ve bi düşün. Ortada abarttığın kadar bi durum yok. Altı üstü yeni bir okula gideceksin. Ortalığı bu kada..."
Kadının sözlerini hışımla kestim ama sakinlikle devam ettim.
"Öyle mi?"
Kadın bir an duraksadı.
"Evet öyle."
Ellerimi çekmeceye yasladım ve devam ettim.
" Yani gideceğim okul tamamen sıradan bir okul, her şeyiyle normal bir durum ve sen üvey teyzem benim iyiliğimi istiyorsun öyle mi?"
Kadın anlam verememiş bir biçimde cevapladı.
"Üvey teyze dışında evet. Her şey söylediğin gibi. Bu durum tamamen normal sadece senin tepkilerin fazla."
Ellerimi çekmeceye yasladığım yerden çekip kucağımda bir bağdaş kurdum.
" Madem öyle Rüzgar da benimle gelsin.( Bakışlarımı Rüzgar'a çevirdim.) Benimle gelirsin değil mi Rüzgar?"
Kadın bir an affalladı.
" Ha- hayır. Yani Rüzgar'ın bi sıkıntısı yok ki. Eğitimine şu anki okulunda devam etmesi onun için daha iyi."
Rüzgar teyzesine döndü.
" Beni dışarda bekler misin teyze?"
Kadın istemsizce dışarı çıktı.
"Benimle o okula gelmene elbette izin vermeyecek çünkü o okula gittiğinde 6 ay sonra başına geçeceğin  'Aral Holding' in başına geçemeyeceksin. Çünkü o okula gittiğinde bir çok hakkın psikolojinin yerinde olmadığı gerekçesiyle elinden alınacak. Şimdi neden teyzenin beni o okula gönderdiğini anlıyor musun?"
Hızlıca ağzımdan dökülen cümleler karşısında Rüzgar şaşkınlıkla gözlerime baktı.
" Teyzem hakkında nasıl böyle düşünürsün sana inanmıyorum. O sana her zaman çok iyi davrandı. Hatta sen kendini kötü hissetme diye bana davrandığından bile iyi davrandı sana. Şimdi kalkmış bana neler söylüyorsun."
Sinirle odadan çıktı ve beni öfkemle baş başa bıraktı.

Rüzgar odadan çıktıktan biraz sonra aşağı kattan karışık sesler geliyordu.
Ne konuştuklarını duymak için merdivenlerden aşağıya sessizce indim. Seslerini net duyabileceğim bir yerde durdum ve dinlemeye başladım.

" Gerçekten öyle mi teyze? Aria'yı sırf şirkete ortak olmasın diye mi oraya yolluyorsun?"
Rüzgar'ın mutsuzca sorduğu bu soruya teyzesi tarafından azarlayıcı bir cevap geldi.
" Nasıl böyle düşünüyor olabilirsin? Ben Aria'nın iyiliğini istiyorum. Hem böyle düşünmesi onun ayıbı. Bu benim aklımın ucundan dahi geçmedi."
Topuklu ayakkabının çıkardığı sesten kadının Rüzgar'a yaklaştığını anlayabiliyordum. Muhtemelen ona sevgi gösterisi yapacaktı.

Akşam pijamalarımı üzerime geçirip yatakta sırtımı duvara yaslayarak sessizce oturduğum sırada birisi kapıyı tıklattı.
"Girebilirsin."
Rüzgar iri yarı kalıbıyla içeri girdi.
Karşımdaki iki kişilik, şişme, siyah koltuğa geçip oturdu.
" Üç gün sonra teyzem Almanya'ya dönüyor."
Dizlerimi  kendime çekip dirseklerimi üzerine koydum.
" Benim gidişimi izlemeyecek mi? Bu zevki nasıl kaçırır?"
Elini kumral, uzun saçlarına daldırdı.
" Gidecek misin?"
Derin bir nefes aldım. Cidden burdan çıkardığı sonuç bu mu olmuştu?
"Başka seçenek sunmadınız."
"Bu senin için en iyisi olacak."
Ayağa kalktı ve odadan çıkmak üzereyken son bir bakış attı.
Ölük bir şekilde son gittilik laflarımı dizdim.
"Benim yerime ne kadar süre daha karar vericeksiniz? Ben söyleyeyim: 9 ay."
" Yani?"
Tek kaşını havaya kaldırdı.
"Yani 9 ay sonra reşit olacam dolayısıyla özgür.( Gözlerini benden ayırmadan dinliyordu beni). Teyzen de bundan korktu işte. Yasalara göre reşit olduktan sonra pek kıymetli şirketlerin başına geçmemde hiç bir sıkıntı yok."
" Aria sen cidden yemeden içmeden, bu yaşında şirketin başına kimin geçeceğini mi düşünüyorsun? Sana cidden anlam veremiyorum. Bizse burda senin iyiliğinden başka bir şey düşünmezken... Cidden.."
Ellerimden destek alarak yatakta iyice doğruldum.
" O lanet şirkette, başına kimin geçeceği de umurumda değil. 2 ay Rüzgar. Sadece iki ay sonra ne dediğimi anlayacaksın. Sen 18 ine basar basmaz kolundan tuttukları gibi seni şirketin başına geçirecekler. Sen istesen de istemesen de. O zaman ne dediğimi anlayacaksın."
Yüzüme manasızca bakışlar attı.
"Aria kes sesini. Yeter artık insanlar senin için çırpınıp dururken neden böyle anlamsız anlamsız senaryolar yazıyorsun o kafanda."
Gözlerine o kadar sert baktım ki başka bir şeyler daha söyleyecekken kendini frenledi ve kapıyı çarpıp çıkarken " Yat artık sabah okul var." dedi ve odadan çıktı.

Olaylar ne ara buraya geldi? Ne zamandan beri Rüzgarla şirket konusu konuşur olduk? Biz daha 17 yaşında küçücük iki kardeşiz. Nasıl birine deli tanısı koyuldu? Nasıl diğeri buna itiraz etmedi? Acaba gerçekten deli ya da psikolojik desteğe ihtiyaç duyan biri mi olmuştum zamanla? Belki de Rüzgar ve teyzesi Elçin Hanım haklıydı. Bu yaşıma kadar ikisiyle de çok iyi anlaşmıştım. Belki de bu yaşıma geldiğim için oldu tüm bunlar. Elçin 18 ime girmemden korkuyor belki de. Evet kesinlikle ben haklıyım. Gözlerime çöken uyku henüz gerçeği bulmadan beni esir aldı. En iyisi yarın en yakın arkadaşım Ezgi'ye danışmaktı.

KONTHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora