Bölüm 1

11 0 0
                                        

   Sisli bir sabahın gün görmez aydınlanışında, karların içinde bata çıka ilerliyordu. Saat daha beşti. Sabah beş. Horozlar uykularını bozmaya yelteniyordu. Ortalık yeterince ıssız ve sessizdi. Damlayan buz küpleri, çatılara süs olmuştu. Bıraktığı ayak izleri onu yakalamaları için bir fırsat olabilirdi. Yürüyüşüne hızlı adımlarla devam ediyordu. Apar topar bir mağaraya girdi. Günlüğünü çıkarıp arasındaki kağıttan şu kelimelerin dökülüşünü izledi:

"Kendine güven Lara, bu iş senin ellerinde ve başaracaksın. Babanın ölümü seni asla yıldırmasın, sana güveniyorum."

   Anlaşılan o geceki kampı orada yapacaktı. Eline kalemi alıp yazdığı satırlara dalarken öğlene doğru yaklaşmıştı saat. Mağaranın girişinden çetin bir hırıltı sesi geldi. Onların olabileceği düşüncesi Lara'yı yiyip bitiriyordu. Soğukkanlılığını koruyarak terli elini silahının dipçiğine uzattı. Kapının arkasını yoklayacaktı ki, omuzlarında bir el hissetti. Omuzlarının kasılıp sıkılmasına dayanamayıp çevik bir hareketle arkasını döndü ve çıkartmasında "Freud" yazılı olan adamın topuğuna bir el ateş etti. Suratına gelen darbeyi geri çevirip adamın cebindeki bıçağı çıkarttı ve karnında bir yarık açtı. Elleri ile çelimsiz yumrukları engellerken adamın gömleği dikkatini çekti, onlardan biri olmalıydı. Kanayan yerini tutarak can çekişen Freud, dizlerinin üzerine çöküverdi. Lara, onu bir kayaya bağlayıp sorguya çekmeye başladı. Adam konuşmama hakkı dışında kendini diğer haklarından mahrum edercesine susmuştu. Fakat suratına okkalı bir yumruğu yedikten sonra ötmeye başladı. "Buradalar... Geliyorlar... Ya saklan ya da o tıl...'' sözlerini geveleyip kafasına oturan mermiyle yere gümledi.

   Gelmişlerdi. Elindeki tabancayı Lara'ya tutan Alberto ve onlarca kişilik ekibi. Bunlar Lara'nın peşine düşen adamlar değillerdi. Kimdiler peki? Alberto söze karıştı. "Ufaklık, babanın bana bir borcu var, malum o öldü, bu borç sana geçti. Şimdi sana iki seçenek sunuyorum, ya borcu ödersin; ya da seni öldürüp kızına ödetirim." Alberto'nun sert bakışları olayın ciddiyetini arttırıyordu. Lara bir öfke nöbeti ile adama tekme attı. Fakat karın kasları beliren Alberto, yerinden bir santim bile kıpırdamadı. Alberto'nun "Bunu öldürmeyin, dövün!" emri Lara'nın nefesinin kesilmesine yetmişti bile. Lara'nın üzerine yürüdüler. Lara nasıl kurtulacağını düşünürken alnının ortasına yumruğu yemişti bile. Çaresizlik içindeydi. Bu adamların acıması yoktu. Onlar acımasızdılar.Lara'nın geçmişi gözlerinden geçti. Babasıyla olan günleri ona ufacık da olsa bir umut vermeye yetiyordu. Tam da o anda aklına babasının öğrettiği teknik geldi. Bir adamın gömleğinin düğmesini koparıp diğerinin gözüne fırlattı. Bacaklarını ayaklarının altından geçirip hepsine takla attırdı. Başındaki tokayı gererek adamın gözüne attı. Diğer adamlar, bıçaklarına davrandılar. Lara birinin elini büküp bıçağını aldı ve onu bir profesyonel gibi hepsine savurdu. Bir adamın karnına tekmeyi geçirdi ve diğerlerinin üzerine yuvarladı. İçinde anlatılması zor bir güç olduğunu hissediyordu, diğer duygulara hiç benzemiyordu bu.   

LARA: TILSIMWhere stories live. Discover now