Her son bir başlangıç olsa nasıl olurdu? Mesela bu an... Bu anı anlatsam, ne kadar anlatmış sayılırım? Tüm bu çabama değer misin? Değiyorsa ben hala ordayımdır, orası işte; sen söylediğinde bildiğim, düşününce benimde memnun kaldığım, acılı ama heyecanlı nokta. Nokta diyorum çünkü böylesi büyük bir uzaklığı ancak ve ancak böylesine küçük bir leke sonlandırabilirdi. Sonlandırmak deyince bir an mutlu hissettim sanki aramızdaki mesafe son bulmuş gibi düşündüm... Güldüğünü hissedebiliyorum, böyle bir şeyin olmayacağını sen gülmeden de anlayabildim. Peki şu an gülmeli miyim? Hüznü sormuyorum zaten olmaması gerekiyor. Düşünüyorum sadece düşünmek. Ya da hüznümü düşünmek diye geçiştiriyorum. Ben orasını bilemem tek bildiğim; kafamdaki düşüncelerin git gide büyümesi hatta o kadar hızlı ve çabuk büyüyorlar ki okula gidecek kadar oldular sen gittin gideli. Böylesine kısa zamanda da bu kadar büyümeleri bana da tuhaf geldi ne yalan söyleyeyim. O kadar çok şeyle de beslemiyorum aslında, sadece sen ve ben. Bu aralar korkumda bu yüzden aslında. Yakında daha da büyüdüklerinde benimle alay bile edecekler aslında çok güzel çünkü arkadaş olabiliriz onlarla ve ben bunu çok isterim. Bir bebeğin ağlaması gibi rahatsız edici, ölmek istercesine ama istediklerini almadan da susmuyorlar. Çok yoruldum demek için erken ve ukalaca olduğundan sadece susuyorum. Daha neler olabilir ki deyip izliyorum.
YOU ARE READING
DÜŞ-ÜN/MEK
Mystery / ThrillerDüşmek mi yoksa Düşünmek mi bizi bir yerlere getirir? Peki düşünürken düşer miyiz yoksa düşünmek için düşmeye mi ihtiyacımız var ? Bu iki eylem ne derece değiştirebilir ki bizi sonuçta biz, biz olduklarımızdanız öyle değil mi? Anlayıp anlamdıramamıy...
