Bölüm~1~

50 5 13
                                        

Cama hızlıca vuran yağmur damlaları sanki yüzüme vurur gibi içimi yakıyodu. Soğuk günden güne artış gösteriyor, sıcaklık yerini soğukluğa bırakıp terkediyordu. Eter ve ifrazatın keskin kokusu burnuma doldukça doluyor,ciğerlerimi yakıyordu. Usulca kafamı camdan çektim boş koridorlarda gözlerimi gezdirdim kimse yoktu,tek başımaydım her zamanki gibi... Ben Armina Hazan Beyoğlu. Ailesini kaybetmiş yengesi ve dayısının eline düşmüş olan acınası bir kız.

Ayağı kalktım. Kapıdan içeriye girip boş duran koltuğa oturdum. Karşımda duran beyaz önlüklü bayan doktor elindeki kağıtları bırakıp konuşmaya başladı.

"Halsizliğinin, kalp çarpıntının, başının dönmesinin nedeni belli oldu. Aritmi"

Anlamamış ifadeyle baktım. Anlamadığımı anlaşmış olacakki

"Yani ritim bozukluğu var. 2 türlü tedavisi var ya ömür boyu ilaç kullanacaksın ya da ablasyon olacaksın."

Kafamın içinde dolaşan cümleler sonucu
sessizliğimi bozarak;

"Ablasyon nasıl yani şey yani ee şey paralı mı?" Dedim utanarak

"Hayır hastanemizde devlet tarafından ücretsiz
şekilde sunuluyor ufak bi ameliyat gibi bişey"

"Peki anlıyorum ne zaman yaparız o zaman?"

"Yaşınız daha küçük olduğu için ailenizden onay gerekli hanımefendi."

Aile, aile tam anlamıyla neydi? Aile bi yenge ve bi dayıdan mı oluşuyordu. Sanmıyorum çünkü ne yengede bi anne şefkati nede dayıda bir baba sevgisi vardı. Zaten aile şefkatini uzun zamandır kaybetmiştim. Birdaha'da bulacağımı zannetmiyordum.

"Peki ben size dönüş yapacam sonra"

"Hanımefendi acil olmanız gerekli yanlız ilerlerse hiç bişey yapamayız"

Tamam elimden geleni yapacağım teşekkürler"

Kapıyı açıp dışarı çıktım. Etrafa göz gezdirdim sanki zaman, bi ağır saat kulpu gibi yavaş yavaş ilerliyodu.
Çıkışa gidip dışarı adım attığımda soğuk bi rüzgar çarptı tenime umursamadan yürüdüm. Nereye bilmeden yürüdüm saat kaçtı acaba bilmiyodum bilmekte istemiyodum

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^

Evin önüne vardığımda derin bi nefes çektim. Ve anahtarı kapıya sokup açtım. İçeri girip çantamı ve montumu çıkardım botlarımı kenara koyup montu astım çantayı alıp eski tuvalet olan sözde odama geçtim. O sırada yengem geldi odaya.

"Nerden geliyosun sen kaç saat oldu dediğim saatte evde olunacak demedim mi sana ben kim temizlicek şimdi evleri haa?"

"Özür dilerim yenge, hastanedeydim acil işim vardı."

"Ne işi? birini mi kestirdin yoksa gözüne, adımızımı çıkaracaksın"

Diyip üstüme yürümeye başladı. Zaten dövmek için yer arıyordu işte bahane çıkmıştı ona. Saçlarım elinde dolanırken kendimi açıklamaya çalıştım, başarısız olunca hiç bişey demedim. Ne de yapma dedim. Artık hiç bişey umrumda değildi. Ruhi acım o kadar fazlaydı ki, fiziki acıyı hissetmiyordum, kalbimi, bedenimi, kendimi hissetmiyordum. Yerde sürüklerken beni yüzüme tokat attı. Bişe dememi istiyodu ama demiyodum bu onu dahada çıldırtıyodu, en sonunda vazgeçip saçımı bıraktı . Söylenmeye başladı cenin pozisyonunu almış oturuyordum ve bi sonraki gelecek olan darbeye hazırlıyordum. Tam elini kaldırdı vuracakken dayımın sesi duyuldu.

"Nerdesiniz lan niye kimse yok"

"Geliyorum. Bu iş burda bitmedi küçük sıçan senle sonra konuşacam."

GÜZ ŞAFAĞI (VİRAN)Stories to obsess over. Discover now