--O gece hayatımın aşkını
bulacağımı bilmiyordum.
2 Mayıs gecesiydi,birkaç gün önce Met Gala için bir davetiye aldım. Hayır demedim ve şu anda hayır demediğim için çok mutluyum...
Hazırlanmaya başlamıştım ki içerden Calvin'in sesini duydum, "Hazır mısın sevgilim?" Artık onu sevmiyorum, beni kullanan birini nasıl sevebilirim ki? Ondan en kısa sürede ayrılmak istiyorum, hatta ayrılmak için can atıyorum. Sadece "Hayır" demekle yetindim. Hızlıca makyajımı da yaptıktan sonra Calvin'in yanına gittim "Ben çıkıyorum.", Tamam anlamında başını salladı. Ardından hızlıca evden çıktım ve Met Gala'nın yapılacağı alana gittim.
Calvin yanımda değildi. İşte şu an tam zamanıydı; öyle kötü bir şey yapmalıydım ki Calvin öğrendiği anda benden soğumalıydı. Ben derin derin bunu düşünürken birine çarptım ve çantam yere düştü. Başımı kaldırıp çarptığım kişiyi görünce ufak çaplı bir şok geçirdim. Karşımda benden çok daha uzun, hatta filmdekinden daha uzun bir şekilde Marvel film ve çizgiromanlarının karakteri; Loki duruyordu. Yüzüne bir süre öylece baktıktan sonra ağzımdan sadece "Özür dilerim" kelimesini çıkarabildim. Yerden çantamı aldı ve bana verirken; "Sorun değil, siz iyi misiniz?" diye sordu. Başımı salladım ve çantamı aldım. O an bana ne olduğunu bilmiyorum ama sanırım aşık olmuştum. Calvin'den daha ayrılmamışken yeni bir aşka yelken açabilir miydim? Belki de, belki onu Calvin'den kaçmak için kullanabilirdim de.
Birkaç saat geçmişti ve Met Gala nerdeyse başlamak üzereydi. Ben ve Tom daha da yakın olmuştuk. Ama sadece arkadaş anlamında. Kırmızı hala başladığında, birlikte fotoğraf çekilme kararı aldık. Ve yaptık da.
Zaman hızlıca ilerliyor, bense tüm zamanımı Tom'la geçieiyordum. Hatta dans bile etmiştik. Bana göre Calvin bunları gördüğü anda deliye döner ve benden ayrılırdı. Umarım öyle olurdu ama bunu düşünüp de kafamı yormak istemiyordum. O an aşık olduğum adamla zaman geçirmek istiyordum. Ve aklıma o gün boyunca hiç içmediğim geldi. Tom'dan kalkmak için izin alıp, bara gittim. Ben geldiğimde Gigi
ve Zayn birlikteydi, Gigi ben gördü ve yanıma geldi. Bana bir arkadaşı olduğunu,ondan hoşlanabileceğimi düşündüğünü söyledi. Aslında o an biraz kararsız kaldım eğer aynı anda iki erkekten hoşlanırsam
ya Tom onu kıskanır ve benimle çıkmak istemezse diyordum. Ama bir yandan da yeni yeni insanlarla tanışmayı seviyordum. "Teşekkür ederim ama şu an yeni bir erkek istemiyorum" dedim. Gigi biraz şaşırmış gibiydi, "Peki ama eğer şansını denemek istersen adı Joe, Joe Alwyn" dedi. İsmini daha önce duymamıştım, bir şey demedim. Bara doğru yöneldim.
--Bara giderken orda Joe ile tanışıp, ona aşık olabileceğim aklımın ucundan bile geçmemişti.Ama...
Bara gelmiştim. Bir içki almak için barın sandalyelerine oturdum. Bir yanımda saçları üçe vurulmasına rağmen yakışıklı gözüken, sarışın ve mavi gözlü bir erkek vardı. Barmen bir içki verdi, yanımdaki ile aynı anda bardağa yöneldik
ve ellerimiz birbirine deydi. Hemen elini çekti ve özür diledi. O derin İngiliz aksanı o kadar çekiciydi ki, sanırım o an kendimden geçtim ama elimden geldiği kadar belli etmemeye çalıştım. Kekeleyerek içeceği onun almasını söyledim. Sanırım. Hayır, hayır yeni bir aşka yelken açmaya henüz hazır değildim. Ama o, o kadar
çekiciydi ki. Kendimi alamadım. Bir yandan ona bakarken, bir yandan da iki adama aşıkken ne yapacağımı düşünüyordum. Tüm bu düşüncelerimi onun "Lütfen içkiyi siz alın" demesi dağıttı. Okyanus mavisi gözleriyle bana öyle güzel bakıyordu ki, gözlerimi ondan alamadım. Tekrarladı, ben gözlerine bakarak elimle bardağı aramaya başladım. Bardak ile cebelleşişimi görmüş olmalı ki bardağı elime tutuşturdu. Ellerimiz temas ettiğinde ellerim titremeye başladı, ellerimi çekmek istemiyordum. Tabii ellerimin gerçekten titrediğini anlayana kadar. Elini çekti. Ben de biramı aldım ve teşekkür ettim. Ellerim hala titriyordu ve bardak elimden kaydı. Tüm bira üstüne döküldü. Rezil olmakla kalmamış bir de üstünü mahfetmiştim. Hızlıca
bir peçete alıp gömleğini silmeye başladım, aynı zamanda birçok
kez özür diliyordum. Elimi tuttu
ve "Sorun yok, ben hallederim" dedi. Benim ellerim yeniden titremeye başladı. Kalktı ve lavaboya gitti, gömleği temiz
bir şekilde yanıma geldi.
Birkaç dakika geçti, ikimiz de biralarımızı bitirmiştik. O kendi birasını ve benim biramı ödedi. Şaşırmıştım ve ondan daha çok hoşlanmıştım. Teşekkür ettikten sonra kalkıcağını anladım ve ani bir şekilde "Ben Taylor, Taylor Swift" dedim. Elimi uzattım, o elimi sıkarken aynı zamanda "Ben de Joe Alwyn. Tanıştığımıza sevindim Taylor." dedi. Ve işte o an aklıma Gigi'nin söylediği geldi. Gigi'ye tanışmak istemediğimi söylediğim çocuk şu an karşımda duruyordu ve ben ona aşıktım. Ne diyeceğimi bilemedim ve sadece gülümsedim. "Daha önce sana ne kadar güzel güldüğünü daha önce söyediler mi?" dedi. Pekihala, bu basit bir
kız tavlama taktiğiydi ama beni mutlu etmediğini söyleyemezdim. Teşekkür ettim.
Yaklaşık yarım saat geçmişti ki biz yakın arkadaş olmuştuk. Telefonu çaldı, açtı ve biraz konuştuktan sonra kapadı.Bana döndü, gitmesi gerektiğini söyledi. Joe'yla olan o mükemmel gecemin bitmesini hiç istemiyordum. Ama bunu ona söyleyemezdim, söylemedim de. Sadece "Tamam" dedim. Tam da kalkarken bana döndü ve "Eğer senin için sorun olmazsa telefon numaranı alabilir miyim?" dedi. Teklifinin üstüne atladım ve telefonunu elinden alıp telefon numaramı yazdım. Ama o heyecan ile onun telefon numarasını almayı unuttum...
YOU ARE READING
Don't Blame Me//Jaylor.💗
RomanceBeni suçlama, aşkın beni deli etti... Sadece Taylor Swift ve Joe Alwyn'in değil, hiç bitmeyecek gerçek bir aşkın da başlama hikayesiღ
