-2-

13 6 0
                                        


Kimden-İnci

İnci, yakın arkadaşlarımdan biriydi ve şahsen şuan neler olup bittiğini oldukça merak ediyordum. Telefonu hemen çantama atıp mutfağa doğru yöneldim. Beren dalgın bir halde şarkı mırıldanarak malzemelerle ilgileniyordu.

"Acilen çıkmam lazım, bugün pastalarla senin ilgilenmen gerekecek."

Başını çevirip bana baktığında yüzüne yayılan merak kendini belli ediyordu. Aslında Berenle de yakın arkadaş sayılırdık fakat aramızda her zaman bir mesafe söz konusuydu. Bundan dolayı genelde benden çekinir ve her şeyi sorgulayamazdı.

"Önemli bir şey mi oldu?"

Merakına yenik düşen Beren'e hafifçe gülümseyerek yanıt verdim.

"İnciyle buluşacağım, henüz bende bilmiyorum neler olup bittiğini."

İnci birkaç sefer pastaneye geldiği için Beren ile tanışmıştı.

"Bende merak ettim şimdi, neyse size kolay gelsin o zaman"

Beren elinin tersiyle yüzüne gelen saçları arkasına sıkıştırdıktan sonra kocaman yeşil gözleriyle bana bakarak gülümsedi.

"Sana da kolay gelsin." Karşılık olarak sıcak bir gülümseme gönderdikten sonra çıkış kapısına doğru ilerledim.

Telefonumu tekrar çantamdan alarak saate göz gezdirdiğimde İnci tam o sırada beni arıyordu. Aramayı yanıtladığımda İnci'nin sesi kulağımda yankılandı.

"Neredesin Asel?" Sesi sıkıntılı ve telaşlı geliyordu.

"Şimdi çıkıyorum. Sen iyi misin?"

"Tamam orada bekle gelip seni alacağım." Diyerek telefonu direkt kapattı. Önemli bir şeyler olduğuna emindim fakat neler olabileceğini kestiremiyordum. Yaklaşık 5 dakika geçtikten sonra İnci ve arabası tam da önümde duruyorlardı.

Ön kapısını açarak koltuğa oturduğumda İnci'nin gözleri üzerimdeydi.

"Bakıyorum da bayağı hızlısın." Sadece 5 dakika da gelmiş olmasını yürekten tebrik ediyordum.

"Buralardaydım, seni de alayım dedim." Başımı sallamakla yetindim ve derhal neler olduğunu sordum. Fakat oturup konuşmanın daha iyi olabileceği yanıtını aldım. Cidden neler oluyordu?

Araba durduğunda bakışlarımı dışarıda gezdirdim. Her zamanki buluştuğumuz kafenin önünde olmayı bekliyordum fakat aksine ilk kez gördüğüm kocaman bir bahçeye gelmiştik. Bahçenin ortasında bir havuz ve etrafında masalar vardı. Bakışlarımı İnci'ye çevirdiğimde arabadan inmek için hareketlenmişti. Bende kapımı açarak indiğimde İnci konuşmaya başladı.

"Seni direkt buraya getirmek istedim çünkü görmen gerekiyordu." Etrafıma tekrar bir bakış attığımda gördüğüm tek şey kocaman bir kır bahçesi ve içinde bulunan etrafı masalarla dolu olan bir havuzdu. Açıkçası çok şıktı ve burada kutlamalar yapıldığını düşünmüştüm.

"Neler oluyorsa açıkça söylemeyi deneyebilirsin İnci"

Kelime oyunlarından ve beklemekten sıkılmıştım. İnci yine sessizliğini koruyarak beni kolumdan çekiştirmeye başladı, ona ayak uydurduğumda masalardan birine oturmuştuk. Tek kaşımı kaldırarak ona baktığımda ellerini önünde birleştirdi ve sonunda konuşmaya başladı.

"Burak bana evlenme teklifi etti ve burada düğün yapmayı planlıyoruz."

Duyduklarım gerçekten beni şaşırtmak için yeterliydi. İnci evlenme teklifi almıştı ve ben bunu şuan öğreniyordum.

"Neden acele ettin ki, düğün günü haber verseydin de olurdu." Düğün yerlerine bile karar vermişlerdi, sanırım düğün tarihi de haftaya falandı.

"Üzerinden çok zaman geçmedi ki, daha birkaç gün önce teklif etti ve o gün nerede olsa acaba diye konuşmuştuk. Şuan aklımızda burası var."

"Bu affedilebilir bir neden" diyerek güldüm ve etrafı incelemeye devam ettim.

"Asıl sorun şu ki, sanki biraz aceleye gelmiş gibi hissediyorum. Biliyorsun daha çok olmadı sevgili olalı. En azından birkaç yıl geçmeliydi."

Bakışlarımı yüzüne çevirdiğimde sesindeki telaşın nedenini şimdi anlıyordum. Hata yapmaktan korkuyor olmalıydı.

"Aşk için hiçbir zaman erken değildir, kendini hiçbir zaman tamamen hazır hissedemezsin. Ona güveniyorsan ve gerçekten aşıksan beklemenin bir anlamı yok bence." Cesaret vererek içini rahatlatmaya çalıştım.

"Haklısın, fakat ne bileyim işte. Hiç beklemediğim bir anda alınca bu teklifi, ister istemez afalladım."

İnci iyi bir arkadaştı. Yüzünden hiçbir zaman gülümsemesini eksik etmezdi ve her zaman pozitif düşünürdü, sanırım bu yönleri benimle eş değerdi.

"Düğün tarihini biraz ertelerseniz yeterince zaman geçmiş olur ve sende yeterince hazır hissedersin."

Ela gözlerini gözlerime yönelterek gülümsedi. Uzun siyah saçları ona ayrı bir hava katıyordu ve saçlarını her zamanki gibi yine örmüştü.

"Bende öyle düşünüyorum, tarihler hakkında henüz konuşmadık ama galiba konuşmalıyız."

Başımı sallayarak onayladım. Şiddetini arttırarak esen rüzgar omuzlarımda olan kahverengi saçlarımı savuruyordu. Hava çok güzeldi, güneş yavaşça çekilmiş yerini bulutlara teslim etmişti. Rüzgar da bu güzel havaya eşlik ediyordu.

"Biraz soğuk oldu, kalkalım mı?" İnci giydiği askılı bluzden dolayı üşümüş olmalıydı, kollarını vücuduna sararak ayaklandı.

"Olur, bence de."

Masadan çantalarımızı alarak arabaya doğru ilerledik. Kapıyı açıp oturduğumda İnci'de oturmuştu.

"Güzel bir yermiş, ben beğendim."

Başını bir anlığına bana çevirip, " Kır düğünü isterdim hep, bilirsin çocukluk hayali."

Gülümseyerek anıları anımsadım.

1o yıl önce

"Sanırım büyüyünce bahçede bir düğün yapmak istiyorum." Çimlerin üzerinde, yanımda uzanan İnci'ye doğru döndüm.

"Neden ki?"

Bakışlarını gökyüzünden alıp bana doğrulttu.

"Annemin arkadaşı düğününü bahçede yaptı, çok güzeldi. Bende karar verdim aynısından yapacağım büyüyünce."  

Kollarını  başının altında birleştirerek gökyüzüne bakmaya devam eden İnci'yi kolundan çekiştirerek bana tekrar bakmasını sağladım.

"Bende bahçe düğünü istiyorum o zaman, biz seninle kardeş değil miyiz? Düğünlerimiz aynı olmalı tıpkı şuanki pembe elbisemiz gibi."

İkimizde o an pembe elbiselerimize baktık. Annelerimiz çok yakın arkadaştı ve bu benim doğum günümde ikimize de alınan bir hediyeydi.

"Tamam, anlaştık." İnci gülerek kalktı ve elini bana uzattı, anlaşma yaparcasına.

Bende gülerek elimi uzattım.

"Anlaştık."

Geçmişteki GelecekWhere stories live. Discover now