bölüm 1

11 1 0
                                        

-Hey, ! Uyan artık.

-Rüzgar, dostum sadece 5 dakika daha.

-Olmaz, daha çok işimiz var.

-Ne işi ya? Saat daha 07.00. Rüzgar, lütfen uyu dostum.

-Ahbap, bugün evleniyorum ben!

-Aman Tanrım! Ben onu unuttum.

-Ben sana dedim dün o kadar içme diye. İnatlaştın benle.

-Ah, Rüzgar. Çok üzgünüm dostum.

-Hadi hadi. Daha çok işimiz var.

Akın yine alkolün etkisinde kalmış, yine unutmuştu ne yapacağını. Bu arada ben Rüzgar, 24 yaşındayım. Uzun boylu, uzun saçlı, yapılı bir fiziğim var. Bunu yüzmeye ve basketbola borçluyum. Yetenekli olduğumu söylerler. Lisede ve üniversitede gruplarım oldu. Gitar, bateri ve piano çaldım. Harçlığımı çıkarmak için barlarda da çalıp söyledim okul yıllarında. Şimdi ise hem basketbol koçluğu yapıyorum, hem de müzik eğitimi veriyorum. Su,ondan ilerde bahsedeceğim, 23 yaşında. Çok güzel bir kadın. Kumral saçları, ela gözleri onu daha da tatlı yapıyor. Çok güzel resim çizer. Çocukları sever, bu yüzden de kreş öğretmenliği yapıyor. Ve bugün, bu güzel kadın benimle evleniyor.

-Ben duşa giriyorum Rüzgar, ayılmam gerek.

-Tamam.

Akın banyoya doğru giderken, telefonumu elime aldım. Su mesaj atmamıştı. Uyuyor muydu acaba? Saat daha 07.00. Uyandırmak istemedim. Uyuyamayacağımı bildiğinden kahve koymak için mutfağa gittim.

-Rüzgar, dostum şampuan bitmiş. Marketten alıp gelir misin?

-Akıııın!!!

-Hadi dostum. Düğününe kokarak gitmemi istemezsin dim

-Tamam, ama bu son.

-Tamam tamam.

Düğünüme kokarak gelmesini istemiyordum. Üstüme bir şeyler geçirip ayakkabılarımı giydim. Kulaklığımı da takınca, hazırdım. Dışarı çıktığımda soğuk bir yel ürpermeme neden oldu. Sanki dışarı çıkmamı istemiyormuş gibiydi.

~~~

Neredeyse markete gelmiştim, sokakta daha kimse yoktu. Düğün için sabırsızlanıyordum.

Kapıdan içeri girdiğimde, taze ekmek kokusu sardı beni. Anlaşılan yeni gelmişti. İki adet ekmeğin kimseye bir suçu olmazdı. Hemen bir kese kağıdı alıp ekmekleri içine koydum ve kişisel bakım reyonuna doğru ilerlemeye başladım. Her zamanki şampuandan alıp markette dolanmaya karar verdim. Bugün bekar olarak son gelişim markete. O yüzden iyice gezmek istiyordum.

-Afedersiniz Bayım.

Arkamdan birisi beni dürtüyordu. Dönünce bir bayan olduğunu fark ettim. Orta yaşlarda, hatta genç denilebilecek yaşta, kumra, uzun saçlı, bakımlı, güzel bir bayandı. Onu duymak için kulaklıklarımı çıkardım.

-Afedersiniz Bayım, rahatsız ettiğim için özür dilerim.

-Buyrun, Nasıl yardımcı olabilirim?

-Rüzgar sensin değil mi?

Şaşırmıştım. Daha önce gördüğümü sanmıyorum. Belki de gördüm ama hatırlamıyorum.

-Evet de tanışıyor muyuz? Sizi hatırlamıyorum ama?!

-Hayır, yani ben sizi tanıyorum, ama siz beni tanımıyorsunuz. Bu tanışmaya girmiyor değil mi?

-Anlamadım, siz beni nereden tanıyorsunuz?

-Ben Su'yun arkadaşıyım. Adım Eylül.

-Bana sizden bahsetmedi. Ne istiyorsunuz?

-Sizi uyarmaya geldim Bayım.

-Peki neden? Su'ya bir şey mi oldu?

-Hayır, en azından şimdilik.

-Anlamadım?

-Su hasta Rüzgar. Psikolojik tedawi aldı ancak hiçbiri yardım etmedi. Doktorlar bile be olduğunu bilmiyor.

-Hiç tanımadığım bir bayan, bana Su'yun arkadaşı olduğunu söylüyor,fakat benim bundan haberim yok; bana Su'yun hasta olduğunu söylüyor. Buna cidden inanmamı beklemiyorsunuz değil mi?

-Bayım, size çok saçma gelebilir, ama doğruyu söylüyorum. Su intihar edicek. Onu yanınızdan ayırmamalısınız.

-Bayan, kim olduğunuzu bilmiyorum. Ama bu söyledikleriniz çok saçma. Bence bir doktora görünmelisiniz. Çünkü Su asla intihar etmez.

-Sen bilirsin Pena, ama şunu asla unutma; Su'yun ölme sebebi sensin.

Bunu dedikten sonra arkasını döndü ve gitti. Şok olmuştum. Takma adımı nerden biliyordu? Yakın arkadaşlarımla adamda olan bir şeydi. Liseden kalma bir lakap. Acaba doğru mu söylüyordu? Gerçek olabilir miydi? Belki de düğün öncesi bir şakaydı. Evet ya, tabiki. Su'yun yaptığı korkunç bir şakaydı bu. Umarım...

                            * * *

Rahatlatmaya çalışıyordum. Müziğin sesini sonuna kadar açtım. Kahvaltılık birkaç şey daha aldıktan sonra, kasaya ilerlemeye başladım. İzlendiğimi düşünmeye başladım. Sanki birisi beni takip ediyordu. Çok güzel Rüzgar, düğün öncesi kendini kaptırdın. Su cidden şakanın nasıl yapılacağını biliyordu. Ama yine de arkamı dönmekten kaçınamadım. İkiz kardeşler vardı ve deodorantlara bakıyorlardı. Yaşlı bir amca ekmek alıyordu. Küçük kız elinde süt ile arkama geçti. Göz kırptım, gülümsedi. Kasadaki bayan bana seslendi. Elimdekileri tezgâha koydum. Kasiyer barkotlarını okuturken ben de poşetliyordum. Aldıklarımın parasını verdikten sonra eve doğru yola koyuldum.

Değişik duygulara kapılmıştım. Nedenini bilmiyordum ama dediklerinin doğru olduğundan korkuyordum. Onu kaybetmeye dayanamazdım. Bunu biliyordum. Onca yaşadığımız şey aklıma geldi. Tanışmamız, onu açıldığım ilk an, elini tutmam, beni öpmesi... Onu kaybetmek istemiyordum.

Bu düşüncelerle eve geldim. Akın duşta şarkı söylüyordu. Ah Akın ah. Birden banyoya daldım.

-As solistimiz Akın Bey'in bu güzel sesi(!) sabah sabah kulaklarımızın pasını almayıp, kulaklarımızı yok etmeyi başardı.

-Yapma ama Rüzgar, o kadar da kötü değil. Hem sen ne diye kapıyı çalmadan dalıyorsun ki içeriye?

-As solistimizin şampuanını getirdim.

-Teşekkür ederim. Maaşına bu özel davranışın için bir şeyler yaparım.

Bunu bana mı söyledi?

-Seni gebertirim Akın!

Kıs kıs gülüyordu. Duş kapalı olduğundan beni görmüyordu. Ben de şampuanı yukarıdan fırlattım.

-Ah!!

-Tam isabet. Kendiniz kaşındınız güzel banyomuzun çirkin sesli as solisti.

-Senin düğününde şarkı söylemezsem...

-Ağzından yel alsın Akın.

Gülme sırası ondaydı.

-Acele et. Kahvaltı için bir şeyler aldım.

-Arkadaş evde annem söylüyordu bunları. Sana nerden geçti ya?

-Bilemiyorum Akıncım. İçimde var demek ki?

Bunu dedikten sonra çıktım banyodan. Olanları düşünmeye başladım. Akın'a anlatmalı mıydım?

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jan 03, 2019 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

İntiharın GerçeğiStories to obsess over. Discover now