2.hikayem ile geldim!! İlkine de devam ediyorum okunma sayılarımız artacak umarıımm dimii! Bu hikayem diğeninin biraz dışında, farklı bir kurgu ile geldim bu sefer. Umarım beğenirsiniz. (13Ağustos18-0.53)
-Multide Armina'nın bebekliği var.-
• Haziran 2002 •
Uykumdan anne ve babamın yine bağırış çığırışıyla uyanmıştım. Bu seslerin sebebi 6.yaş günümü Asya Teyzemin büyük bir kutlama ile yapmak istemesi olduğunu bir süre onları dinledikten sonra anladım ve ağlamaya başladım. Küçücük bir çocuktum ve ailemin bana ve bana yapılan her türlü iyiliğe böyle kötü yaklaşması artık kalbimde büyük bir yük oluşturuyordu.
Anlam veremediğim bir şekilde benden nefret ediyorlardı, hatta nefret sözcüğü bile az kalırdı.
Küçük yatağımdan önce ayaklarımı sarkıtıp sonra sessizce atladıktan sonra paytak adımlarla sese doğru ilerledim.
Salona geldiğimde televizyonun sesi duyulmayacak kadar kısıktı, öylesine açık kalmış gibi duruyordu. Sanırım tartışmaları başlayınca sadece sesini kısmakla yetinmişlerdi. Annem ve babam bana sırtları dönük olacak şekilde 3lü koltukta teyzem de tekli berjerlerden birinde oturuyorlardı. Teyzemin görüş alanına girdiğimde heyecanla ayağa kalkıp
"Armina güzel kızım benim." diyip hızlıca beni kucağına aldı ve sıkıca sarıldı. Kendi etrafında birkaç tur döndükten sonra kikirdemeye başladım ve
"Teyzeee." diye seslenip duruyordum.
Annem hızlıca oturduğu yerden kalkıp teyzem ve bana doğru gelmeye başladı. Teyzem bu durumda beni kucağından indirmedi ve daha sıkı sarıldı. Bu anneme engel olmadı ve beni teyzemin kollarından hızlıca alıp yere fırlattı, küçücük bedenime bu çok acı vermişti. Bir kaç kemiğim kırılmış bile olabilirdi. Teyzemin söylediğine göre annem beni 1-2 yaşlarındayken balkondan atmaya çalışmış ve teyzem beni onun ellerinen zor almıştı. Teyzem anneme sert bir tokat attıktan sonra bana doğru koştu ve tam beni kolları arasına alacakken en korktuğum ses, babamın sesi duyuldu.
"O şeytana dokunma Asya! Çocuk değil, mahluk o mahluk! Onu elime bir alacağım ki kırılmadık kemik bırakmayacağım vücudunda!" Hızlıca oturduğu yerden kalktı ve beni kolumdan tutup sürüklemeye başladı. Teyzemin tüm bağırmaları yetersiz kalmıştı. Ben de avazım çıktığı kadar bağırıyor yardım dileniyordum. Güçsüz, küçük ve çocuk sesimin yettiği kadarıyla işte..
Babam beni banyoya kitlemişti ve günün bitmek üzere olduğunun farkındaydım, banyonun küçük penceresinden içeriye sızan güneş gücünü iyice kaybetmişti. Midemi sadece musluktan akan su ile doldurmuştum, küçük vücudum buna daha fazla dayanamadı ve olduğu yere yıkıldı. Acım giderek artıyordu, kemiklerimi tek tek kırıyorlardı sanki. Oysa ben şu an diğer çocuklar gibi bebeklerimle oynamayı, saçlarını örmeyi, parklarda koşuşturmayı, ailemle zaman geçirmeyi ne çok isterdim. Ama bunu küçük yaşımda anlamıştım, ben hiçbir zaman öyle bir çocukluk geçiremeyecektim. Kapının sert bir şekilde açılması ile babam elinde yine o kemeri ile içeriye girdi, "seni şeytan! seni şeytanın çocuğu!" hıçkırıklarım artmıştı. Babamın her vurduğu yerim acı ile sızlıyor ben de eş sıklıkta "imdat!" çığlığı atıyordum. Sesimi kimse duymuyordu, beni kimse kurtarmıyordu. Henüz okul çağım gelmediği için evden çıkma zorunluluğum yoktu ve kimseye tek kelime edemiyordum. Zaten bize geldiklerinde benim yüzüme bakan bir tek teyzem oluyordu. Onun da gücü beni korumaya, annem ve babamdan kurtarmaya yetmiyordu. Kaç kez vurdu ardı ardına, bir insan çocuğuna karşı nasıl bu kadar acımasız olurdu. Ben acılar içinde inlerken babam vurmaya devam ediyordu. Devamı yoktu.
Zilin çalması ile küçük gözlerimi zorlukla araladım ve ellerimle ovuşturdum. Pencereden sızan güneş küçük banyoyu aydınlatmaya yetmişti. Çocukça bir istekle "Ah kurtarıcı meleğim, çizgifilmlerde gördüğüm beyaz atlı prensim işte beni kurtarmaya geldin." diyip ayağa kalkmaya çalıştım, küçük bedenim bunu başaramadı, bir kez daha denedim ama ayaklarım buna izin vermedi. Kalkmaya çalıştığım yere yeniden oturup ağlamaya başladım. Ağlamalarım arasında dua ediyor yardım dileniyordum. Bu denli güçlü bağırmaya çalışan bir yetişkin kapıdaki her kimse sesini çoktan duyurmuştu ama işte benim o çocuk sesim buna yetmiyordu. Sesler iyice yaklaşmıştı.
Annemin "Neden arıyorsunuz onu? Ona yaklaşmayın sizi uyarıyorum normal bir çocuk değil o." dediğini duydum. Kapı sert bir şekilde açıldı ve içeriye 2 amca ile 1 teyze girdi. Kadın hemen bana koşup önümde durdu.
"Onun şeytan olduğunu söylemiştim size, ona yaklaşmayın!" annem sürekli tekrar ediyordu "şeytan o! şeytan!"
Teyze nazikçe saçlarıma dokundu ve 2 amcaya annem ve babamı burdan uzaklaştırmalarını söyledi.
Kısa süren bir konuşmadan sonra bir çok siren sesi duyuldu.
"Şimdi seni ambulans ile hastaneye götüreceğiz Armina. Beni anlıyorsun değil mi? Ben hep yanında olacağım annen ve baban sana asla yaklaşamayacak. Sen nasıl bu hale geldin güzel kız." Teyzenin sesi bana huzur veriyordu ona güvenmiştim, güvenmekten başka çarem de yoktu, hem zaten güvenecek bir kişi arıyordum ve bulmuştum.
Ambulans görevlileri beni nazikçe sedyeye alıp ambulansa taşıdılar, yol boyunca herkes sessiz kalmıştı. Vücudumda birkaç bilmediğim cihazla muayene yapıyorlardı ben de kendimi en azından yumuşak bir yerde olmanın rahatlığıyla uykuya bıraktım.
Gözlerimi açtığımda bir hastane odasında olduğumun farkındaydım. Bacaklarımdan biri ve boynum alçılıydı. Bir koluma kan bir koluma sıvı bir şey takmışlardı, bu o serum denen şey olmalıydı. Bu görüntü beni çok korkuttu ve ağlamaya başladım, teyze yaklaşıp beni telkin etmeye başladığında kapı sertçe açıldı ve gelenin Asya teyzem olduğunu görmek beni rahatlatmıştı.
"Teyze ne olur teyze beni kurtar!" Hiç durmadan ağlıyordum, tüm vücudum acı içinde kıvranırken korku beni esir almıştı. Beni neden buraya bağlamışlardı.
"Teyze annem ve babam bana bunu yapıyor bak kan, kanımı alıyorlar teyze öleceğim!" Ağlamaktan zor konuşuyordum çocuk sesim çıkmıyordu artık.
Teyzem gülümsedi ve
"Burda güvenebileceğin insanlar var kızım, annen ve baban sana artık yaklaşamayacaklar." dedi.
YOU ARE READING
4 / ASHT "KIRMIZI"
Fantasy"Bu dünyada yalnız değilsin Armina" Rüyamda duyduğum ses çok tanıdıktı. Haftalardır gün aşırı rüyalarımda duyduğum sesti bu ve yine aynı cümle. Baş ucumdaki suya uzanıp küçük bir yudum aldım ve düşünmenin bir çözüm olmadığını bildiğim için çaresiz...
