Ekimin ilk günüydü. Sıradan, sıkıcı ve kasvetli bir sonbahar günüydü. Ama canımı sıkan ve uyanmak istememe sebep olan bi şey vardı. Almanya'ya gidiyordum. Almanya'ya gitmenin neresi kötü diyebilirsiniz şimdi. Elbette kötü yanı yok tabi yıllardır görmediğiniz ve görmek istemediğiniz babanız yoksa. Babam yıllar önce Almanya'ya gidip beni ve annemi terk etti. Zavallı kadın yıllarca eziyet çekti. Neyse ki şimdi iyi durumdayız. Annemi burda bırakmaya gönlüm el vermiyor fakat iyi bi gelecek için bunu yapmalıyım. Asıl amacım yurt dışında okumak, o adamı görmek değil. Aceleyle hazırlanıp evden çıktım. Yağmur yağıyordu. Havanın kasveti içime de vurmuştu sanki. Birden beynimde çok sevdiğim şarkılardan biri çalmaya başladı. "Ben senin kasvetinde asıl mevzu değilim."
...........................................................
Nihayet Almanya'daydım. Neden bilmiyorum ama ayaklarım gitmiyordu resmen. Gitmek istemiyordum o adamın yanına da evine de. Havalimanında öylece oturdum kaldım. Derin derin düşünürken burnuma hoş bir koku gelmeye başladı. Yanı başımdan geliyordu. Ama o kadar bitkin hissediyordum ki başımı çevirmeye bile halim yoktu. Sonra tüm sesler yok oldu. Etrafım karardı ve en son bi eli hissettim kolumda. Gerisi karanlık...
...........................................................
YOU ARE READING
EKİM
RomanceBu hikayede baş kahramanımız Buğra'nın Almanya'ya yıllardır görmediği babasının yanına gittikten sonra gelişen olayları ve orada tanıştığı Rose'la arasında geçenleri anlatıyor..
