-Allahın bellası. Pislik herif
-Dur hey! Melis dursana ya bi dur.
- Seni gebertirim peşimden gelmeyi bırak!
Farkettmediğimiz bir çok şey var ki onlardan biride az önce gördüğüm rezalet durumdu. Sevgili ailemin bana uygun gördüğü kişi ile arkadaş sıfatındaki yanımda gezen sümsüğün teki olan Ayca' yı basmış olmam.
Aynı hızla arabaya bindim kendi kendime konuşarak nasıl böyle bir şeyi farketmedim diye düşünerek araba sürmeye devam ediyordum ta ki araba bozulana kadar ve yeni bir sorun ve yine beni buldu. Bakıma gönderecektim sözde ah aptal kafam!
Yakında araba çarpsa şaşmazdım. Telefonumu çantamı alıp yürümeye başladım. Taxiler dolu bir şekilde geçerken ben boş bir taxi bulma umuduyla halla yol kenarında bekliyordum.
Beklemenin bir faydasını görmediğimden karşıya geçmek umuduyla bir adım atmıştım ki gözüme çarpan şiddetli far ve üzerime hızla gelen arabayı farketmemle birlikte hafifte olsa bi çarpıntı ile yere düşmem bir oldu.
- Hass** bir bu eksikti
Adam hem çarptı hemde öyle bönbön bakıyordu. Bacağımda ki ağrı hızla artıyordu. Adam sonunda beni farkedip arabadan indi ve yanıma geldi.
- Niye arabanın önüne atlıyorsun görmüyor musun ? Arabayı
- Hah hay allahım ya bana burda çarpıyorsa bide suçu bana atıyorsunuz beyefendi! Farkındaysanız siz kırmızı ışıkta geçip bana çarptınız. Allahım ya çatık ya!
- Etrafına bak benim suçum yok . Ayrıca kırmızı ışıkta geçmedim.
Adamın ukalalık yapmakta üstüne yoktu . Hızlıca gelip bana çarpan oydu. Suçu yokmuş gibi beni azarlıyordu. Ayağımın ağrısı kendini sızlamaya bırakırken ayağa kalkmaya çalıştım. Ama sadece çalıştım
-Ne bakıyorsun öyle yardım etsene bakacağına!
-Ama dırdır yaptın kızım sende
-Kısa kes yardım ette kalkayım
Adam söylediğim bu lafıma karşılık ilk önce kaşları kalsa da yanıma gelip beni kaldırmayı akıl edebilmişti sonunda!
Ayağım üstüne basmadan dikkatli bir şekilde ilerlemeye çalıştım
- Hey! Bayan bilmiş çantanı bırakıpta nereye gidiyorsun böyle, diyip yamuk bi şekilde gülümsüyordu.
Çantamı almak için geri gittiğim de gülümseyişi anlamsız bir şekilde artmıştı. Çantama doğru bir hamle yaptığımda çantayı geriye çekip yüzünü yaklaştırmaya başladı. Ben anlamsız bir şekilde ona bakarken o kulağıma eğilip bir şeyler fısıldadı. Söylediği şeylerden bir şey çıkarmamın verdiği donuklukla gözümü arabasının kapısını açan adama çevirdim. Arabanın kapısını açıp arabaya binen adam arabanın içinde göz kırpması ve gaza basıp hızla ilerlemesi çok uzun sürmemişti.
°°°
Eve geldiğimde yorgunluk bedenimi esir almış bir şekilde salona geçtim. Üstümü değiştirmeden koltuğa uzanıp uykuya teslim olmayı bekledim.
Sabah kalktığımda beni nelerin bekleyeceğinden habersiz gözlerimi yummadan önce her zaman yaptığım şeyi yapıp uykuya teslim oldum.
Gecenin köründe gördüğüm kâbusun etkisiyle kalktım. Kan ter içinde kalmış akşamdan elbiselerimle banyo'ya gittim. Kâbusun gerçekci olması beni geren şeylerden biriydi. Eski şeyler beni her zaman gererdi şimdi olduğu gibi. Buz gibi suyun altına girdim. Küvette oturup bir süre yaşananları gözden geçirdim.
O yaşta o zorlukları çekmek benim suçum değildi. Kim 8 yaşında ki bir kızı sürgün eder ki. O yaşta ki çocuğun koca adama ne gibi bir zararı dokunur ki.
Dokunmuştu işte. Dede dediğim adam'a öyle bir dokunmuştu ki sürgün edilmiştim kendisi tarafından.
Ama gün gelir deveran dönerdi. O adamın kuyruk acısını bulup intikamımı alacaktım.
