Şiirin Hikayesi
Nerdesin
cam kenarım su almaya başladı
Gök gürültüsü kadar dilsizim
boylu boyunca sesimi hapsedip kulağına
sendeleyen bir yağmur olacağım
I
Ey sevgili
kirli bir yalnızlıktan yazıyorum sana
parmaklarım üşüyor
sen dolu alfabelerimi ört üzerine
içimde kendi yüzüme kapanan bir inanç var
yarı uykulu sesin düşüyor
kör kirpiklerimi öpen dudağından
beyaz gülüşümü kirli bir mendille silip
dile gelmeyen alfabeleri dizmeye başlıyorum sana
hiçbir sen adımla tenhalaşmadı
hiçbir şehir içimi bu kadar acıtmadı
yoruldum
yorgundum
hüznü dar gelen caddeler meskenim oldu
kentsizim
kendimsizim
çıldıracağım inan ki
sebebinin ne önemi var
faili aşikâr
gerisi muamma
s
u
s
ve dinle
II
gün geceydi
bekçinin sokağın sessizliğini kıran düdük sesinde
rüyalarımın şerriyle uyanıyordu şehir
dehlizlerin karanlığında yalnızlığım yatıyordu başucumda
sayıklayan bir bedenim
bir şeylerin acısını terliyordu
kalbimde bir telaş
sanırım seni uğurluyordum
günü aymayan sabahlarda zılgıtlar doldurdum cebime
ölü kuşlarım oldu hep
beklemekten kör olan gözlerim
üveyik leşleriyle doldu
gittiğim her yere cesedimi sakladım
gittin
ayakların ’a y r ı l ı ğ ı n’ rengini ç/aldı
III
isyan değildi bu
günlerdir parmaklarıma çarpıp kaçan
haylaz kelimeleri sobeleyemediğimin acısıydı
unutmayacağım hiç bir sözünü söz
yanmak pahasına da olsa her cümlemde
sadece yüreğimde parmak izin kaldı
kendime itiraf edemediğim susan zanlının tekiydim
zor zamanlarda debelenip durdum
boğuştum
ben yüreğimin katiliyim
sus belli etme
sükûnet dudağında
körlük gözünde
sağırlık kulağında kalsın
nasılsa çığlıklarım yükselir acımı bastırdığım karanlıklarda
biliyordun
bir körün parmak uçları kadar hassastım
kırdın un ufak olan hayallerimin deminden kaçarken
hiç bir yanım güvenli değil artık
uykumda uykusuzluğumda
he ce le ye rek sustuğum harfleri
uzak şehirlerden duyabiliyor musun
perişan dilim kendi cenazesini kaldırıyor
yağmurla süslediğim bir gecede
duaya duracak kadar derman/sızım
IV
şimdi sen yüreğimden geçip gittin
yerine getiremediğim adaklar gibi
hangi dileği bileğinden kessem de
git ve kal kardeş olsa
sustun ve gittin
soysuz bir elin gölgesine sığınarak
bense arda kalanları
topal karıncanın sırtında içime taşıyorum
V
ve artık
sen
say ki uyuyamadığım bir gece
say ki uyanamadığım bir vakit
hayatıma seyirciyim
köhne bir evin cam kenarında
An/kara
Yalnızlık Abidesi
