Ne kadar acımasızdı hayat oysaki beni bir çıkmaza sürüklediğinden haberi bile yoktu
Uzaklaşıyordum doğduğum yerden çocukluğumdan
Herşeyle birlikte geçmişimi de toprağın altına gömecektim
Bu şehre bir daha gelmeyecektim
Gidiyordum artık
Bundan sonra herşey bambaşka olacaktı artık ben eskisi gibi değildim
Herşeyle birlikte benliğimde değişmişti
Zaman beni çok değiştirmişti.
2 saatir uyuyordum şoförün anonsuyla uyandım ve işte gelmiştim istanbula.
Yabancısıydım buraların ne de olsa 10 yıl önce gelmiştim.Dile kolay koskoca 10 yıl . Bu süreç benden çok şey çalmıştı; hayallerimi,benliğimi,vicdanımı alıp savurmuş yerle bir etmişti.
Beni tıpkı gökkuşağından ayrılan siyah gibi yalnız bırakmıştı
Buralarda çok eski bir arkadaşım vardı. İsmi Derin. Onunla 10 yıl önce tanışmıştım. Yani istanbul a geldiğim ilk gün.
Biz babamla balık tutarken o da babasından balon istiyordu. Babası hemen Derin in istediği balonu aldı. Derin balonu havaya saldı bir ucundan da iple tutuyordu. Bu iş zevkli görünmeye başlamıştı. Kendimi tutamayıp hemen bende Derin in yanına gittim. Beraber oynayabiljr miyiz? diye sordum. O da onaylayınca hemen balonun bir ucundan da ben tuttum. İşte o gün tanışmıştım Derin le. O gün söz vermiştik birbirimizi unutmamaya. Ne zaman başımıza kötü birşey gelse biribirimizin arkasında duracaktık. İste bu sözü hatırladım ve ilk otobüsle istanbul a geldim. Zaten Derin e de haber vermiştim. Birazdan gelirdi .
5 dakika geçmişti bile...
Derin in bavulumu almasıyla azda olsa rahatlamıştım ama üzerimde hala yorgunluk ve halsizlik vardı hemen yatağa girip güzel bir uyku çekmenin verdiği umutla arabaya bindim.
Yol boyunca Derin'le sadece birkaç cümle kurabilmiştik
Çünkü kendimi hiç iyi hissetmiyordum ve o bunun farkındaydı
Uzun bir yoldan sonra nihayet ki eve gelebilmiştik.
Ev bir terizinin çaprazında kitapçının hemen yanındaydı. Karşısındaki büyük market bayağı heybetli duruyordu.
Çocuklar koşturuyor oyun oynuyorlardı. Onlara bakarken çocukluğum canlanmıştı gözlerimin önünde. Ve iki damla yaş düştü ellerime. Derin iyi misin diye sordu ve daha fazla oyalanmamamız gerektiğini daha çok işimiz olduğunu söyledi. Eve girebilmiştik sonunda. Derin bana kalacağım odayı gösterdi. Ben geleceğim diye bana oda bile hazırlamıştı.
Hemen odaya girdim.
Bavulumu yerleştirdiğim minik dolap çok sevimliydi küçük bir odaydı bir köşesinde muazzam bir yatak vardı sol tarafındaki sehpanın üzerindeki abajur da fazla dikkat çekiyordu
Buna da şükretmeliydim ne de olsa ailemden kaçmıştım.
Kalacak yerim dahi yokken Derin çıkmıştı karşıma bana evini açmış üstelikte bundan hiç şikayetçi olmamıştı.
Kendimi uykunun o huzurlu kollarına bıraktım ne de olsa yarın yorucu geçecekti
Tanımadığım bir şehir yeni insanlar ve belki de ilk kez tadacağım yabancı duygular...
Sabah gözüme gelen bol güneş ışığıyla uyandım ama kalkmaya hiç niyetim yoktu ve tekrar yattım.Ne de olsa kaçtığım geçmişimden sadece uyuyarak kurtulabiliyordum ve ben uykuya aşırı düşkün biriydim.Birinin dürtmesiyle canım acıyarak gözlerimi araladım ve Derin di. Aslına bakarsak hiç şaşırmadım çünkü Derin, uyuyan birine işkence yapmayı çok seviyordu gıcık işte. Uykum vardı ve ben kalkmak istemiyordum. Ama işittiğim azarla zorda olsa kalkmayı becermiştim. Banyoya geçip rutin işlerimi hallettikten sonra pantolonumla üzerine salaş bi tişört giyinip saçımı da at kuyruğu yaptım. Son dokunuşlardan sonra hazırdım. Hızlıca merdivenlerden indim ayaküstü bişeyler atıştırdım. Sonunda Derin de hazırdı. Derin in arabasına bindik. İkimizinde üniversitede ilk günüydü. Çok heyecanlıydım. Okula girdiğimizde tüm gözler üzerimizdeydi. İstemsizce yüzüm kızarmıştı. En azından bunun farkındaydım. Aslında bu çok saçmaydı çünkü nerdeyse her gün- babamın işi yüzünden- kalabalık karşısındaydım. Bu düşünceler kafamı kurcalarken sınıfa girmiştik bile. Daha ilk günden okulda kavga çıkmıştı.
Yan sınıftaki kızlarla bizim sınıftan bir kaç kız saç baş girişmişti. Müdür zor ayırmış ve hemen disipline göndermişti.
İlk gün alışma günü olduğu için erken bıraktılar. Bende sahil kenarına gittim. Derin in halletmesi gereken bir iş vardı. O yüzden yalnızdım. Denizin kokusunu ciğerlerime kadar çektim. O sırada küçük bir çocukla babası yanımdaki banka oturdu. Çocuk ellerini babasının boynuna doladı. Ne kadar mutlu ve güzel bir sahneydi. Gözlerimi bir an bile kapamadan onlara bakıyordum ve içten içe kıskanıyordum.
Bende küçükken babamla böyleydim onu çok severdim. Hatta bir keresinde beni lunaparka götürmüştü. O kadar çok eğlenmiştim ki eve gitmek istememiştim. Ama babam beni kucağına alıp bir daha geleceğine dair söz vererek eve gitmeye ikna etmişti.
O kadar uzun süre oturmuşum ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım bile. Saate baktığımda 12 ye geliyordu. Derin merak eder düşüncesiyle Derin i aradım. Telefonda tam 10 cevapsız arama vardı ve hepsi Derin e aitti. Tahminlerimde yanılmamıştım. Hemen Derin i aradım ve merak etmemesini sahil kenarında oturduğumu söyledim. Biraz kızsada normal haline dönmüştü. Bende vakit daha fazla geç olmadan eve gitmeye karar verdim. Dar sokaklardan geçtim ve eve gelmiştim evin yüzüne bakıp derin bir iç çektim. Benim çocukluğumda böyle tatlı minik bir evde geçmişti. Ne güzeldi o zamanlar. Hayatı sadece gülmekten ibaret sanırdım. Akşama kadar komşu kızıyla oynar akşam eve gelirdim annemin yaptığı çorbayı içer yatardım. Aklımda sadece sabah hangi oyunu oynayacağımız düşüncesi olurdu. Şimdi ise koskoca hayatın sorumluluğunu omuzlamıştım üstelik kendimi en güçsüz hissetiğim anıma denk gelmişti. Ama asla pes etmedim. Pes edersem düşerdim. Düşersem bu sefer elimi tutacak bir babam yoktu ve kalkamazdım.
Yeni hayatımın ilk günü de çok fazla yorucu geçmişti
Evin anahtarı cebimdeydi.
Derin i uyandırmamak için parmak uçlarımda yürüdüm ve çatı katındaki odama varmıştım. Çantamı yere atıp yatağa uzandım ama uyuyamamıştım. Beynimde yankılanan sesler vicdanımı bir türlü rahat bırakmamıştı. Gözlerim şişene kadar ağlamıştım. Pencereyi açıp yıldızları seyrederken annem ve babamla yaptığımız bir gece seyahati aklıma gelmiştim
10 temmuz 2006⌚
Babamın Ankara daki bir akrabasını ziyarete gidecektik. O gün annem bütün hazırlıkları yapmış ve yola çıkma zamanı gelmişti. Ama yolculuğumuz gece olacağından çok zevkli geçeceğe benziyordu. Annem buna ne kadar karşı durmak istese de babam çoktan yola koyulmuştu bile. Issız bir yere geldiğimizde araba yavaşlamaya başlamıştı. Daha ne olduğunu anlamadan babamın araba bozuldu demesiyle annemi ve beni bir panik sardı. Babam hemen telefon açmaya çalıştı ama maalesef ki telefonlar çekmiyordu sonra araban indik.
Ve babam bir çadır kurmuştu. İyi ki yanımıza bir çadır almıştık. Heyecandan uyuyamamıştım. O gün tüm gece yıldızlara bakarak hayallere dalmıştım.
Tüm bu düşüncerle zorda olsa yatağa uzanıp gözlerimi kapamıştım...
İyi okumalar😊💜
CZYTASZ
Kaçak Hayat
Dla nastolatkówKaçıyordum çocukluğumdan evimden kaçmam gerekiyordu aksi halde vicdan azabından ölebilirdim Yeni bir kente kaçıyordum başıma geleceklerden habersiz.... #ilk kitap😊😊
