Geçmişten Bir Beyefendi

859 38 42
                                        

"Benim bu korkak hallerim karşısında senin gösterdiğin cesaretin altında eziliyorum. Her gün kararlılıkla bana umut olduğunu haykırırken ben artık bizim için bir gelecek göremediğimi söylemek mecburiyetindeyim Hilal. Neler hissetiğimi bilmiyor,kafamın sadece şimdi değil uzun zamandır karışık olduğunu anlıyorum. Böyle bir durumda senin istikbalinle daha fazla oynamak, seni küçük düşürmek istemiyorum. Atina'ya yapacağım yolculuğun seninle bir ilgisi olduğunu düşünme lütfen. Bu tamamen ben ve benim hislerimle alakalı. Hayatımda nelerin değişebileceğini öngöremiyorum fakat bir daha Smryna'ye dönemeyeceğimi biliyorum. Tüm bu güzel anılar için teşekkür ederim. Hoşçakal .
-Leon"

6 Ocak 1923

İzmir, kasvetli bir güne kucak açmışken dışarıdaki fırtına insanları evlerinde kalmaya zorluyordu. Kordonda sular yükselmiş, yakıp yıkılan şehirdeki boş evlerin çoğunu su basmıştı. Bu kıyamette koca şehirde dışarı çıkmaya çalışan kimse yoktu. Evlerinde sessizce fırtınanın bitmesini bekliyorlardı. Hilal de bunlardan biriydi.

  Türk Ordusu İzmir'e girdikten sonra Mustafa Kemal Paşa, üstün hizmetlerinden ötürü Miralay Cevdet'i ve ailesini Ankara'ya davet etmiş, Miralayın orduda yer almasını, Azize Hemşirenin ise görevine Ankara'da devam etmesini istemişti. Babası memnuniyetle kabul etmiş, Yıldız ve Yakup'u da kendisiyle gelmeye ikna etmişti. Ancak Hilal, kesin bir dille Ankara'ya gelmeyeceğini muallime olarak İzmir'de kalmak istediğini söylemişti. Annesinin tüm yalvarmalarına, babasının tüm itirazlarına rağmen buradaydı. Smyrna'de. Neredeyse 5 aydır yalnızdı. Yapayalnız. Hayatı okul ve ev arasında geçiyordu.

  Leon, basit bir mektupla Hilal'i terk edip Atina'ya gittiğinde sanki Hilal'in ruhunu da beraberinde götürmüştü. O günün her bir saniyesini hatırlıyordu Hilal. Leon'un evinde mektubu buluşunu, çalışma masasının dibine çökerek hıçkıra hıçkıra ağlayışını, Leon'u deli gibi merak edişini, terk edilme sebebini bilmediğinden kafayı yiyecek gibi oluşunu... Hepsini saniye saniye hatırlıyordu. Öncesinde sinirlense de bağırıp hesap sormak istese de Leon'un gitmiş olduğu gerçeği ile baş başa kaldığında sadece üzülmüş ve kırgınlığı hissetmişti, şimdi olduğu gibi.

  Aklı almıyordu. Aşkından ve sadakatinden o kadar eminken nasıl bırakıp gitmişti? Nasıl vicdanı geride istikbaliyle oynanmış bir genç kadın bırakmaya el vermişti? Düşündükçe dehşete düşüyordu. Leon'un aşkının gerçek olmaması yahut ablasının dediği gibi Hilal'in basit bir İzmir macerası olması ihtimali genç kadını kahrediyordu. Kabuslar görmesine sebep oluyor, üzerinden bir yıl gibi bir süre geçmesine rağmen unutamıyordu. Leon'un ihanetini unutamıyordu. Yalan söylemişti. Hilal'e sevildiğini hissettirip bir anda ortadan kaybolmuştu. Öpmüştü, sevişmişti! Hilal hiçbirinden pişman değildi, olamazdı. Zira Leon'un aksine hala aşkı, tutkusu ve sadakati ilk günkü gibiydi. Tek sorun, Leon bunları hak edecek bir adam değildi.

  Gözleri yanmaya başladığında yeni bir ağlama krizinin eşiğinde olduğunu anladı. Fırtınayı izlediği camın önünden kalkıp sobanın yanındaki beşiğe ilerledi. Huzurla uyuyan oğluna baktı. Küçücüktü. Elleri, ayakları, parmakları... Hilal'in baktıkça içi gidiyordu. Onu hayatta tutan, mutlu eden, bir nebze de olsa neşe veren tek varlıktı oğlu. Hamile olduğunu öğrendiğinde mektup yazmıştı Atina'ya. Onlarca mektup. Gururunu ayaklar altına alıp Kirya'ya, Leon'a hatta ne kadar utansa da Ali Kemal'e. Hayatının en bed ikinci günü ise ağabeyinden İzmir'e gelemeyeceklerine dair mektup aldığı gündü. Leon mektuplarını almış,okumuş ancak cevap yazma zahmetinde bile bulunmamıştı. Bunun siniriyle Hilal ağabeyine "...şimdi her şeyi nasıl idare ediyorsam tek başıma bundan sonra da yapabileceğimden şüpheniz olmasın. Şayet bir gün gelebilecek bile olsanız İzmir'e gelmemenizi tercih ederim." sözlerini içeren bir mektup daha yazmıştı. İşte o günden beri sadece ve sadece Hasan Tahsin vardı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 16, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

MüşkülStories to obsess over. Discover now